LÜTFİ PARLAK’TAN YENİ ROMAN


 LÜTFİ PARLAK’TAN YENİ ROMAN

 

 

 

         Elazığ’da roman ve roman yazarları üzerine görüş ve tespitlerimizi, çok önceleri kimi yazılarımızda beyan etmiştik.

         Kayda değeri sayılı olsa da birçok şair çıkaran ilimiz, sıra roman yazarına geldiğinde, ismini zikredeceklerimiz iki elin parmak sıyışını bulmaz. Bunların da kaçı veya hangileri kayda değerdir, kalıcıdır zaman gösterecek.

         Lütfi Parlak, eser vermeye tarihî bir araştırma ile başlamış, tarihî romanlarla devem etmiştir bir yazar. Araştırma dediğimiz ilk kitabı, “Yukarı Fırat’ta Tarihî Eserler” (2003) adını taşır. Takip eden romanları, sırasıyla; Behramoğlu Balak (2006), Yemen (2008), Gençosman (2009), Sudan Gelen –Hz. Musa– (2013), Deli Dumrul (2015) ve nihayet geçen aylarda İz Yayıncılık tarafından basılan Nâsıralı Meryem Oğlu İsa İmran Ailesi (2017).

         Biz biliyoruz, Parlak’ın kitabına koyduğu isim bu değildi. Böyle upuzun, zincirleme isim de olmaz zaten. “Nâsıralı” olur, “Nâsıralı İsa” olur, “Meryem Oğlu İsa” da olur; ama “Nâsıralı Meryem Oğlu İsa İmran Ailesi” olmaz. Abes bir adlandırma.

         Yazarın koyduğu ismi beğenmeyip değiştiren yayınevine sormak lazım şimdi; bu kitabın adı nedir, ne diyeceğiz, nasıl söyleyeceğiz? İsmin sonunu getirinceye kadar başını unutuyoruz çünkü.

         Namık Kemal’in roman tarifi, hikâyeyi de kapsayacak şekilde şöyledir; “Hayatta geçen ve geçmesi mümkün olan olayları anlatan eserlerin büyüklerine roman, küçüklerine hikâye denir.”

         Biz, sözlü geleneği ağır basan bir milletiz. Bütün doğu milletleri de bizim gibidir. Şiir ve hikâye ağırlıklı bir mazimiz vardır. Roman, Tanzimat’la girmiştir edebiyatımıza ve bazılarına göre henüz Türk romanı yazılmamıştır.

         İlk Türk romanı/romancısı konusunda da görüş birliği yoktur. Kimileri Şemsettin Sami’nin Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat’ını ilk romanımız; kimileri Ahmet Mithat Efendiyi ilk romancımız diye gösterir. Kimileri ise Osmanlı-Rum yazarı Evangelinos Misialidis’in bir eserini ilk Türk romanıdır diye kabul eder.

         Batı’da roman bir sıra, bir silsile takip ederek yaygınlaştı ve gelişti. Klasik roman, modern roman, postmodern roman. Biz romanı Batı’dan alırken bu sırayı/silsileyi aşama aşama izleyerek alamazdık. Ne gördükse onu aldık; üçünü birden yani. Haliyle de karma ekol bir romanımız oldu.

         Lütfi Parlak’ın önceki romanlarında olduğu gibi bu yeni romanı Nâsırali İsa’da da klasik bir anlatı ve kurgu hâkim. 43 peygamberi katleden Beni-İsrail’e gönderilen –daha doğmadan müjdelenmiş– bir peygamberin hayatını romanlaştırmak, takdir edersiniz ki kolay iş değil. Hem kendi kurgunuzu/kurmacanızı önceleyecek hem de tarihî gerçeklerden santim sapmayacaksınız. Tarihî romanlarda fantastiğe/fanteziye yer yok. Üstelik dahası var; bir peygamberin biyografisini romanlaştırıyorsunuz. Bir Müslüman olmanız hasebiyle de imanınızın 6 şıkkından ikisi (peygamberlere iman, kitaplara iman) üzerinde kılı kırk yaran bir hassasiyetiniz olacak. Sonuçta bir masal, bir hikâye, sıradan bir menkıbe yazmıyorsunuz.

         Romanda; ama bence en çok tarihî bir romanda, yazar, okurunu içinde bulunduğu zamandan ve mekândan alıp romandaki zamana ve mekâna taşıyabiliyorsa başarılıdır. Aksi takdirde Don Paterson’un o aforizmatik cümlesinin final kısmı gerçek olacaktır; “….Roman, boşa harcanmış anıtsal bir zamandır.”

         Önceki romanlarına göre tasvirleri, dili ve olayları birbirine ilintilemesi daha başarılı Lütfi Parlak’ın. Din eğitimi görmüş olan yazarın dinî mevzuatta bir hata yapmış olacağına ihtimal vermiyoruz. Böyle bir vebalden kurtulmak için olsa gerek, yine de o kitabın sonuna 14 maddelik bir kaynakça eklemeyi ihmal etmemiş. Buna rağmen, diyeceği olanların bir şekilde yazarla irtibat kurmaları isabetli olacaktır.

         375 sayfalık Nâsıralı İsada birçok yazım yanlışı tespit ettik. Olabilir ki yazarın gözünden kaçmıştır, diyelim. Yayınevi editörleri ne güne duruyor peki?

 İkinci baskıda eserin ismi dâhil tüm bu nevi yanlışların düzeltilmesi dileği ile söze nihayet veriyor ve Parlak’ın basım aşamasında olan Oğuz Han romanını beklediğimizi bildirerek başarılarının devamını diliyoruz.

         Daha nice eserlere Lütfi Parlak, diyerek.  

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Bir Şüşnaz Akşamına Dair

14Eyl

Nejat Yılmaz ve Şiiri

07Eyl

Ahmet Tevfik Ozan ve Şiiri

31Ağs
17Ağs

Şiirli Bayramlar

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.