M. TURAN YARAR ŞİİRİNDE ’RÜYA’


           Mehmet Turan Yarar’ı şahsen tanımam; fakat şiirini çok severim. Geçen haftaki yazımda onun, “Doruktan Doruğa/Güfte Şairleri” kitabını tanıtmıştım. Bu hafta da, Manas Yayıncılıktaki mutad toplantılarımızdan 1 Kasım günkü oturumda yaptığım, “Mehmet Turan Yarar Şiirinde Rüya” konulu konuşmamın metnini sizlere sunacağım. Bu konuşmaya ve bu metne esas olan eser, Yarar’ın, 1999 yılında ilimizde basılan Daracık Düşler kitabıdır.
                                                           ***
            Şairler rüya gören insanlardır.
            Derler ki, rüyaların ne kadar büyükse, sen de o kadar büyüksün. Bu sözü şairler için uyarlayacak olursak; rüyaların ne kadar büyükse şiirin de o kadar büyüktür, dememiz gerekir.
            Mehmet Turan Yarar’ın, 1999 yılında Elazığ’da basılan kitabı Daracık Düşler adını taşır. Bu kitaba ismini veren Daracık Düşler şiiri başlıbaşına bir rüyadır.
            İkinci rüyalı-düşlü deyişi Yarar’ın, 6. sayfadaki Çıkmazda şiirinde geçer;
                        Düşlerim örtülü karla
                        Başım od ekili tarla, der o bu şiirinin bir dörtlüğünde. Birbirleriyle tenakuz teşkil eden “kar” ve “od” kelimeleriyle şairin aynı zamanda tezat sanatı yaptığı da dikkatinizden kaçmamıştır sanırız. Buna benzer bir ifadeyi de kitabın 102. sayfasındaki şiirinde görürsünüz; “Düşümde kar gibisin, döşümde kor gibisin.”
            Kitabın isminde ve ilk şiirinde geçendaracık düş” metaforundan sonra, 21. sayfada bu defa şair, “karanlık düş” imgesiyle çıkar karşımıza:
                        O karanlık düşten sonra
                        Geceler soldu gitgide
                        Yığılı kaldı en sonra
                        Sular kuru bir çizgide.
            Müteakip şiirlerinden birinde de şair,karanlık düş”ün müteradifi diyebileceğimiz bir “kararan düş” (s.42) imajıyla örer şiirini:
                        Bu güzellik meleğim söyle ezelden beri mi
                        Bu gülüş gülşene benzetmede yangın yerimi
                        Bakışın nûra boğarken kararan düşlerimi
                        Diriyim öyle ki, dünyâ yıkılır, ben kalırım.
            Mehmet Turan Yarar, bu karanlık düş denizinden bir türlü kurtulamaz. (Ahmet Hamdi Tanpınar’da da hatırlarsanız öne çıkan bir “karanlık su” imgesi vardır.) Daracık Düşler’in 126. sayfasında bir kez daha “kara düş” metaforu ile karşılaşırız;
                        Mecnûn ile sahrâlara düşmüş gibiyim
                        Ferhâd ile her derdi bölüşmüş gibiyim.
                        Serhaddi bulunmaz acı gerçeklerimin
                        Her uykuya sığmaz kara bir düş gibiyim.
            Şairin bu şiirlerinde “kara düş” dediklerini, siz isterseniz “karabasan/kâbus” diye de algılayabilirsiniz.
            Hani,Rüyası gerçek olmakdiye bir deyim, “Rüyada görsem inanmam!” diye bir söz vardır Türkçemizde. Yarar’ın 52. sayfada şarkı formundaki şu dörtlüğü bize bu sözleri hatırlattı;
                        Sevdân ile ihyâ olunur, dem sürülürmüş
                        Sevdân ile her sancıya merhem sürülürmüş
                        Ben düşte ararken seni, sen gerçek olan düş
                        Sevdân ile her sancıya merhem sürülürmüş.
            Şarkı formundaki bu dörtlüğü aktarırken bir şey daha hatırımıza geldi. Unutmadan söyleyiverelim; M. Turan Yarar’ın düzinelerle şiiri ülkemizin güzide sanatçıları tarafından bestelenmiş, TRT repertuarına girmiş ve birçok hanende tarafından da icra olunmuştur.
            Kimi zaman, “rüya” ile “hayali/hülyayı” biri birine karıştırırız. Hatta “hayal kurmak” yerine “düş kurmak” tabirini kullanan şairler çıkar. (Vaktimiz müsait olsaydı ilimizden, Şükrü Kacar şiirinden buna örnekler verebilirdik.) Mehmet Turan Yarar ise, “hayale/hülyaya dalmak” yerine, “düşlere dalmak” (s.62) diyor bir yerde;
                        İki sevdâlı yürek düşlere dalmış, ne güzel
                        Feleğin kahrını tutmuş yere çalmış, ne güzel.
            Bir şiirinde de Yarar, sevgiliyi rüyasında mı görmüştür veya gerçekle rüyayı birbirine mi karıştırmıştır; çözemeyiz. Sevgiliden; sevgilinin isminden, şairin cismini kuşatan zemzem kadar temiz, ışık kadar ihata edici duyguları dile getiriyor şu dörtlük;
                        Zemzemle yıkanmış, duru seller gibi ak
                        Bir sevgi dolar düşlere senden taşarak.
                        Dinmez bir ışık damlasıdır sanki adın
                        Her sâniye kaplar beni deryâlaşarak.
            Bir diğer düşlü-rüyalı mısrayı da biz şairin bir başka şiirinde (s.104) yakaladık;
                        Batar başımdaki zindan, doğar düşümdeki gün
                        Bileklerimdeki zincir kanatlanır gelsen.
            Bütün bu deyip-söylediklerinden, şairin rüyalarının verimsizliğini, olumsuzluğunu anlıyoruz. Rüya değil mi, negatiftir işte!
            Bu sebeple olmalı ki artık Yarar, o gecelerden ve rüyalardan kaçışa hazırlanır. Allah’a, “Ya beni geceden/rüyadan ötelere gönder” der veya “bana kısır rüyalardan başka bir şey vermeyen geceleri benden uzaklaştır”;
                        Bitmez mi yokuşlar, bu yolun sonu yok mu?
                        Ay battı, güneş doğmadı, gündüzleri yok mu?
                        Bıktım, bu kısır düşlere dalmaktan usandım
                        Tanrım, gecenin benden uzak bir yeri yok mu?
            Ve nihayet bütün bu olup bitenlerden, yalvarı yakarılardan sonra şairimizin dileği kabul edilmiş olmalıdır. Dediklerine bakılırsa;
                        Gül kokladı gökler, sular aklaştı benimle
                        Yollar yine yıldızlara yaklaştı benimle.
                        Artık bana bin yıl yetecek mutluluğum var
                        Dargındı gülüm, düşte kucaklaştı benimle.
            Dinlemişsinizdir; Fehmi Tokay’ın bir uşşak bestesi vardır;
                        Razıyım, rüyada görsem, gelmesen
                        Aşk yanan gözlerde gün hiç solmuyor
                        Uykusuz gözlerde rüya olmuyor.
            Divan şairi Zatî’nin başına geleni bilseniz, Fehmi Tokay’ın bu şarkısını daha iyi anlar ve Mehmet Turan Yarar hâline şükretsin, dersiniz. Zatî, sevgilisine, “Böyle olmuyor, buluşalım.” diye haber salar. Sevgili, ulakla “sabrederse, bir gece rüyasına gireceği” müjdesini iletir şaire. Şairin başına gelenlere bakın şimdi siz;
                        Ayıttı ol peri bir gün düşüne girüren bir şeb
                        Sevincimden nice yıllar geçipdir görmedim uyhu.
            Bütün sevgililer, âşıka cefada yarış ederler. Dediklerine bakarsanız, hemşehrimiz Şair Rahmî’nin hâli de Zatî’den daha iç açıcı değildir;
                        Rüyada arz ederdim şevk-ı derûnı yâre
                        Hicrinde bâri bir şeb dîdemde hâb olaydı.
            Sözün başında, “Şairler, rüya gören insanlardır.” demiştik. Velâkin gördüğünüz gibi bu dahi sevgilinin insafına, merhametine kalmışsa, yapılacak bir şey yok demektir. Sözün sonunda ise bize düşen, siz şair dostlarımızın büyük rüyalar görüp büyük şiirler yazmanızı temenni etmekten ibarettir.
            Mehmet Turan Yarar Ağabeyimize de bin yıl sürecek saadetinin devam etmesi dileklerimizle.
            Bilvesile herkese saygılarımla.   

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Bir Şüşnaz Akşamına Dair

14Eyl

Nejat Yılmaz ve Şiiri

07Eyl

Ahmet Tevfik Ozan ve Şiiri

31Ağs
17Ağs

Şiirli Bayramlar

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.