MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ’IN ’SARIKAMIŞ’TA O GECE’ ŞİİRİ


MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ’IN

SARIKAMIŞ’TA O GECE” ŞİİRİ
 
 
            Sarıkamış Harekâtı, bence şiirimizde ve tüm edebiyatımızda gereğince ele alınmamış olaylardan biridir. Kendisi gibi talihi de sarı’dan öte kara’dır.
            Tarih yazmanın ne demek olduğunu bilenler derler ki, bir millet, sadece kazandığı zaferleri çocuklarına ezberletmesin. Kaybettikleri savaşları da en az onlar kadar  öğretsin, işaret koysun. Desin ki, biz bu savaşı şu şu sebeplerden ötürü kaybettik; şöyle şöyle yapsaydık kaybetmez, kazanırdık  
O savaşları kaybeden komutanları da, şayet işin içinde açık bir hıyanet yoksa, yerden yere çalarak kötülemesin. Savaştır bu; iki taraftan biri kaybedecektir. Bu savaşta onlar, taarruzda ve müdafaada daha başarılı idiler. Yahut talih karşı tarafa güldü ve kaybeden biz olduk. “Ya kazansaydık…” diye düşünmesini de bilmeli ve yeni yetişen nesle kayıplarımızla birlikte bunları da düşündürmeliyiz. Eğer tarih bir tekerrürse, düşünmesini ve ders almasını bilmeyenler içindir. . “Galip sayılır bu yolda mağlûp” diye de bir darbımesel vardır ayrıca.
            1915 Sarıkamış Harekâtı, milletimiz için unutulmaması gereken bir kayıptır. Orada, bize kaybettiren de düşman değil, soğuktur, kardır, ayazdır, tipidir. Şansımızın yaver gitmemesidir. Bir de elbet o harekâtın başındakilerin hataları, basiretsizliğidir.
            Sarıkamış kaybının maalesef –sanırız bir yenilgi olduğu için– şairlerimiz, romancılarımız tarafından pek üzerinde durulmaması ayrı bir acıdır. Fakat ilimizin cevval kalemlerinden Mehmet Şükrü Baş, müstesnadır. M, Şükrü Baş, her zamanki o başarılı, ateşîn kalemiyle, öyle bir şiir yazmıştır ki, şiiri bütün Türkiye’ye mal olmuş; adeta “mağlubiyetimizin destanı” mesabesine ermiştir.
            Mehmet Şükrü Baş, bu şiirini yıllar önce Salihli’de Ahmet Otman’ın çıkardığı Bizim Ece dergisine gönderir. Dergide şiiri, nezaket timsali bestekârımız İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Burhan Tarlabaşı okur ve Şükrü Baş’tan müsaade isteyerek besteler. Şehrimizin gelini Şebnem Kısaparmak ise o içli, etkili sesiyle bu şiiri yorumlar. Ve çok geçmeden Prof. Dr. Bingür Sönmez’le Hasan Öztürk’ün müşterek çalışması sonunda klibi hazırlanır. Şimdiyse Mehmet Şükrü Baş’ın, “Sarıkamış’ta O Gece” şiirine çekilen bu klip, Genelkurmayından Millî Eğitim Bakanlığına, Edirne’den Kars’a Türkiye’nin vazgeçilmezi olmuştur. Bütün kutlama faaliyetlerinde bu şiir okunmakta, bu klip gösterilmekte ve elbet altında geçen, “Şair: Elazığlı Mehmet Şükrü Baş” ibaresi ile de bizlerin ayrıca iftihar vesilesi olmaktadır.
            Baş, bu şiirini merhum dedesine ithaf etmiştir; “Sarıkamış’ta O Gece başlıklı şiirimi, cennetmekân dedem Lotoğlu Yakup Ağa’nın aziz hatırasına ve 93 bin şehidimin mübarek ruhlarına armağan ediyorum. Ruhları şâd, mekânları cennet olsun.”
            Teşekkürler Mehmet Şükrü BAŞ, tebrikler aziz dostum.
            Al bizden de o kadar.
            Şiirinizi bir kez daha gür sesle okuyorum:

 
                       SARIKAMIŞ’TA O GECE

Dedem anlatıyordu… Ak saçlı Gazi Dedem,
Sarıkamış'ta gazi, Rusya'da esir dedem…

Derdi ; –Oğul, Sarıkamış neredir, bilir misin?
Ölüm kalım savaşı nicedir, bilir misin?..

Yıl, bin dokuz yüz on dört, yirmi iki Aralık,
Sırtımızda bir yazlık, ayağımızda çarık.

Tahin yok… Taam yok… Ot bulsak ot yiyeceğiz.
Her dudakta bir tevhit… İnandık… Öleceğiz.

Yüz yirmi bin Mehmet, yüz yirmi bin çıplak nefer,
Karşıda Rus askeri, arkada Ermeniler.

Acımasız bir kış bu, dünya dondu donacak,
Ne bilsin Mehmet, bu yer ona, mezar olacak.

Kelime-i Şahadet dudaklarda son hece…
Akıl dondu, fikir dondu, bu nasıl bir gece?

O gece sabaha kadar kar, yağdı da yağdı.
Yüz yirmi bin Mehmet'ten otuz bini ancak sağdı.

Sabah ezanı... O gün, bir Harputlu okudu
Tabiat ilmik ilmik kardan kefen dokudu

Kalanlar hep bir ağızdan getirdiler tekbir…
Kar altında kaldı doksan bin kimsesiz kabir…

Bu namaz meleklerin kıldığı bir namazdı,
Şehitlik mertebesi, onlarda birer hazdı

Kalanlar da sakattı, yarım adam oldular,
Onlar ki bölük bölük Rus'a esir oldular.

Kangren olmuştu dizim, acımadan kestiler,
Götürdüler Rusya'ya, orda esir ettiler.

İşte o zaman dedim “Keşke ben de ölseydim.”
Bunca yıl esareti, yaşayıp görmeseydim.

Ne olurdu o gün Mustafa Kemal olaydı;
Allahuekber Dağlarından güneş gibi doğaydı.

Boş yere demediler oğul, ona Atatürk;
O büyük asker, o bir dahi, o en büyük Türk!..

Mehmet Şükrü BAŞ

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Ekm

Bir Dergiye Siyah Bayrak

12Ekm
05Ekm
28Eyl
21Eyl

Bir Şüşnaz Akşamına Dair

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.