MURAT KUŞÇUBAŞI’NIN ESMA KİTABI


 MURAT KUŞÇUBAŞI’NIN

 

           ESMA KİTABI

 

 

 

R. MİTHAT YILMAZ

 

 

 

            Murat Kuşçubaşı’nı bu şehirde medya ile ilişkisi olan herkes tanır. Günışığı gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni’dir. Yılların kalemidir ve kalemi güçlü bir yazarıdır.

 

            Kuşçubaşı’nın basılı iki şiir kitabı (Bir Serpinti Yüreğime-1993 / Sevbahar-2001) vardı. Üçüncü eseri farklı bir alanda, farklı bir muhtevayla çıktı. Biz ondan, Günışığı’nda kaleme aldığı Dede Korkut yazılarını kitaplaştırmasını beklerken, Cenâb-ı Allah’ın 99 güzel ismini –esma-i hüsnâsını– birer birer ele alıp nakış nakış işlediği “Allah De Yüreğinle/Bir Esma Dolansın Diline” adlı bir kitap düştü önümüze. Yediveren Yayını, 229 sayfa.

 

            İsim meselesi, ilk insan, ilk peygamberle başlar. Bakara suresi, 31. ayette der ki; “Allah, Âdem’e bütün varlıkların ismini öğretti.”

 

            Birçok ayette geçse de biz Araf suresinin 180. ayetine kulak verelim bu kez:

 

            “En güzel isimler Allah’ındır. O halde o güzel isimlerle dua edin. Onun isimleri hakkında sapıklığa düşen inkârcıları bırakın.”

 

            Bizlere cennet kapılarını gösteren şu işaret ise yüce peygamberimizin hadisişerifleridir; “Allah’ın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları ezberleyip sayarsa cennete girer.”

 

            Sıra şairlere gelende, biz seçimimizi destanlar şairi Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’ndan yaptık:

 

                        Şol gökleri kaldıranın

 

                        Donatarak dolduranın

 

                        “Ol” deyince olduranın

 

                        Doksan dokuz adı ile…

 

            Emekli müftülerden Mehmet Doğru’nun “Esmâ-i Hüsnâ adlı bir risalesi vardır ve onda geçer; “Esmâ-i Hüsnâ’yı öğrenmekle Allah bilgisi kazanılır. Allah bilgisi, Allah sevgisinin tohumudur.”

 

            Murat Kuşçubaşı, Allah bilgisinden Allah sevgisine giden yolda kuru, yavan bir metot takip etmemiş. Tıpkı bir hikâyeci gibi bir tahkiyeyle, tıpkı bir romancı gibi bir kurguyla koyulmuş işe. Zaten diyor ki Kuşçubaşı; “Ben yazmadım kalem yazdı, o söyledi kelâm yazdı.”

 

            İşin başında kalemin yazdığına” bakarsanız, görürsünüz ki işi Allah’a kalmış bir Ali ile işi gücü Allah olan Demirci Şemsi Dede’nin öyküsü kurgulanmıştır.

 

            Öykü bu ya üç ay sonra, kitap bu ya 196 sayfa sonra kaldığı yerden devam eder. Murat Kuşçubaşı, bize göre, hikâyedeki kitabın da elimizdeki kitabın da hülasasını şu birkaç cümlede kalbimize ve hafızamıza hâkkeder. Derdini, sıkıntısını anlatana Ali’ye, ihtiyar demirci Şemsi Dede ne der biliyor musunuz?

 

            “Rabbine dönüp, benim büyük bir derdim var, deme. Derdine dönüp, benim büyük bir Rabbim var, de.”

 

            Sizi bilmem, fakat bize kalırsa Murat Kuşçubaşı, okurlarına, tefsiri kitaplar tutabilecek bu cümleciği şerh etmek, gönüllere şifa sunan bu saf usareyi içirmek için onca zahmete katlanarak yazdı bu eseri. Ama bir şartı var yazarın; onu da kitabın adından anlıyoruz:

 

            Sırf dilinle değil, yüreğinle “Allah” diyeceksin ve bir esmaya sığınarak hâlini Rabbine arz edeceksin. İster bir esmaya sığınarak, ister 99’unu birden zikrederek-fikrederek… Çünkü efendim, birbirinden güzel o kadar zikre şayan ismi var ki Cenâb-ı Mevlâ’nın, “Unutma!” diyor şiirinde şair Kuşçubaşı:

 

                        Çalap desen de Allah

 

                        Rab desen de Allah!

 

            Sonra, aynı şiirin bir başka yerinde;

 

                        Kadir desen de Allah

 

                        Kerim desen de Allah,

 

                        Tanrı elbet Malik’tir;

 

                        En son nefeste –yine– Allah!

 

            Murat Kuşçubaşı’nın, “Allah De Yüreğinle / Bir Esma Dolansın Diline” adlı bu eserinde güttüğü izleğini özetleyecek olursak:

 

            Yazar evvela ele aldığı esmanın anlamını açıklıyor okuruna. Sonra hiç ihmal etmeden ismin ebced değerini veriyor. Neden “ebced değeri” derseniz; çünkü zikir ve tesbihatta esmanın ebced değeri esas alınacaktır da ondan. Arkasından ise esmayı ve anlamlarını öne çıkaran bir dua ile mevzu pekiştiriliyor. Her ismin nihayeti şiirli/münacatlı bir hüküm cümlesiyle bitiriliyor. Bir örnek verecek olursak; “Müminleri yücelten, yükselten; düşeni kaldırananlamına gelen “Râfi ism-i hüsnâsının sonu şöyledir: “Düştüm, lâkin bilirim sensin bana kâfi. Sen kaldır, sen yükselt beni ya Râfi.”

 

            Kuşçubaşı, esmâ-i hüsnâ aralarına bir yeknesaklık olmasın diye, gâh o isimle ilgili bir ayet-i kerime, gâh da bir kıssa koymayı ihmal etmemiş. Kıssalar, yazarın bizzat telif çalışmasıdır.

 

            Murat Kuşçubaşı’nın bu kitapta ihmal ettiği hususlar, işlediği kusurlar da yok mu, diyecek olursanız:

 

            Birincisi, eser boyunca tırnak içerisinde kayda geçmiş onca alıntının kaynağı gösterilmemiş. Kitapta, faydalanılan eserlerin veya istifade edilen yazarların adları verilmemiş. Bir kısım esmada, ismin ebced değeri “aded” olarak verilmiş ki bu yanlıştır. Birçoğunda ise “ebced değeri “ yerine “zikir sayısı” denilmektedir. Bunun da ne kadar doğru olduğunu bilemeyiz.

 

            El-Zahir, El-Râfi, El-Raşid, El-Rauf isimleri –birçok benzerleri doğru yazıldığı halde– nasılsa yanlış yazılmıştır. Ez-Zahir, Er-Râfi, Er-Raşid, Er-Rauf olması gerekirdi. Müntekim’in de doğrusu Müntakim’dir.

 

            Tevhit ve münacat açısından zengin bir edebiyatımız vardır. Keşke Kuşçubaşı, esmaını bu tür şiirlerden alıntılarla zenginleştirseydi, deriz.Mesela, “Rahîm” isminin sonuna, kendi mahlası da 99 esmadan biri olan şair Kuddûsî’nin (1760-1849) şu beyti ne güzel giderdi:

 

                        Bu Kuddûsî garib kuldur, içini aş ile doldur

 

                        Rahîm’sin rahmetin boldur, sana ehl et o nâçârı

 

            Veya Gafur, Gaffar isimlerinin bir yerine Cahit Zarifoğlu’nun (1940-1987) pek sevdiğim şu mısraları:

 

                        Bağışlamanı dilerim

 

                        Sana zorsa bırak yanayım

 

                        Kolaysa esirgeme

 

            İsimlerin ele alınmasında yazar herhangi bir metoda tâbi olmamış; karışık bir seyir izlemiştir. Oysa bu hususta alfabetik bir sıralama güdülseydi –arayıp bulma gerektiği zamanlarda– okurun işi kolay olurdu.

 

            Ayrıca kitabın muhtelif sayfalarında, yayınevi editörünün veya yazarın gözünden kaçmış yazım hataları görülmektedir.

 

            Yeni baskılarda bütün bunların düzeltileceği ümidiyle “Allah De Yüreğinle” müellifi Murat Kuşçubaşı’nı tebrik ediyor; kitaplığımıza böylesine farklı alanda özgün bir eser kazandırdıkları için kendilerini bütün kitapseverler ve okuma dostları adına kutluyoruz.

 

            Sözün finalini, şairler şairi Yunus Emre’nin bir münacatından birkaç dörtlükle getirmek niyetindeyiz:

 

                        Hak Çalab’ım, Hak Çalab’ım

 

                        Sencileyin yok Çalab’ım.

 

                        Günahlıyım, yarlığagıl

 

                        Ey rahmeti çok Çalab’ım.

 

 

 

                        Kullar senin, sen kulların

 

                        Günahları çok bunların

 

                        Uçmağa sal bunları

 

                        Binsinler Burak Çalab’ım.

 

 

 

                        Yunus’u sen yarlığagıl

 

                        Bu günahlı kullar ile

 

                        Eğer yarlığamaz isen

 

                        Key katı firak Çalab’ım.

 

            Hâlinizin ve ahvalinizin firak olmaması temennilerimle.

 

            Ve elbette, yürekten “Allah” demeye bizlere çağrıda bulunan, gönüllerimize Allah sevgisi tohumunu serpen Murat Kuşçubaşı’na teşekkürlerimle.

 

            -----------------------------------

 

            *Bu yazı, 21 Kasım 2015 tarihinde Manas Yayınevi’nde, Murat Kuşçubaşı’nın adı geçen kitabının tanıtım programında yapmış olduğumuz konuşma metnidir. RMY

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Bir Şüşnaz Akşamına Dair

14Eyl

Nejat Yılmaz ve Şiiri

07Eyl

Ahmet Tevfik Ozan ve Şiiri

31Ağs
17Ağs

Şiirli Bayramlar

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.