Nevin Kurular’ın “Söz Yelpazesi”


Nevin Kurular, aslen Nevşehirli; Ankara’da ikamet ediyor. Şair; aynı zamanda yağlıboya ressamı. Birçok sergiye ve geçmiş yılların birinde Hazar Şiir Akşamları’na katılmışlığı var.
Kurular’la dostluğumuz çok eskilere gider. Hayatın hayhuyu arasında birbirimizi ihmal ettiğimize bakmayın siz. Dipten dibe o muhabbetimiz hâlâ devam ediyor.
Onun bu üçüncü kitabı kütüphanemdeŞiirsel Taşım ve Aşkın Lâl Sesinden sonra şimdi de Söz Yelpazesi. İlk ikisi şiirdi; sonuncusu aforizmalar karışımı mensur şiir; mensureler yani.
Kurular’ın son kitabının bilgisini, 4 Haziran 2016 tarihli Yeniçağ gazetesinde Cazim Gürbüz’ün köşesinden edinmiş ve hatta kesip saklamışım o yazıyı. Nasıl olsa Kurular kitabını bir gün gönderecektir ve ben de bu kesiği o kitabın arasına koyacağım, diye. Kitap çoktan geldi; ihmalkârlık bende.
Şu cümleler, Gürbüz’ün bahsi geçen yazısından; “Nevin Hanım hikmetli demiş, anlamlı demiş, artistik, devrik demiş diyeceklerini. Yer yer mensurdan manzuma da dönüyor kitabında…”
Söz Yelpazesinin daha ilk sayfalarında serinlerken, Tagor’un mensureleri düştü hatırıma. Ne demişti Tagor; “Ömrümüz kısadır; onun aşk için bahşettiği ancak birkaç gündür.”
Kurular’ın dediği ise; “Ömür dediğin mezar taşında yazan iki tarih arasındaki o kısacık çizgidir.”
Nevin Kurular, Aşkın Lâl Sesinde de (s.83) benzer bir ifade kullanmıştı“İki tarih arasında/Bir kısa çizgi kalmış/Yaşanmışlık”
Söz Yelpazesi, muhtevasıyla olduğu kadar kapağıyla ve biçemiyle de farklı. Kapağını açtığınızda satırların aşağıdan yukarıya doğru –boyuna– yazılmış olduğunu görüyorsunuz. Kitabı tutuşunuz, kitaba karşı tutumunuz değişiyor haliyle sizin de. Yani okuması pek eziyetli doğrusu Kurular’ın yazdıklarını.
Bu eziyetli okumaların birinde (s.24) diyor ki şair; “Yazılmayan en güzel şiir; şiirce yaşamaktır. O nedenle yazılamamıştır.” Bir de şu;  “Aşkı şiir olmasa da, şiirden aşk yapar şair.” Adı yalancıya çıkmış ya nasıl olsa!
Bir başka yerde (s.57) ise onu“Kimi şair gördüğünü yazar. Kimi çektiklerinin şiirini. Çekiştirme beni çektiğimden. Gördüğümce yazdım seni. Az şairsem sensin nedeni” derken görüyoruz. “Şiirim zayıfsa sebebi sensin!” Oh, ne âlâ keyfiyet! Şu şair milleti yok mu!
Ama Kurular’ın bir yerde de (s.17); “Aşk dediğin; ahtapot kollu hüzün” demesi var ki katılmamak elde değil. Hani ne demişti bir sohbet ehli; “Aşk davaya benzer; cefa çekmekse şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın.” Şairin, “ahtapot kollu hüzün” dediği, tam da aşk davasının şahitleri işte.
Şairler, dil çınarına su taşıyan bahçıvanlardır. Zaman zaman dilin kurallarına aykırı düşseler de yeni kelimeler üretirler, türetirler. Onlardan birini Söz Yelpazesi’nde yakaladık ve kayda aldık derhal; “ikimizli.” ; “ikimizli düşler kurdum bir ara.”
Kim demişti, hatırlayamadım; “Bir çocuk için en güzel anaokulu annesinin yanıdır.” Bunun benzerini de Kurular söylemiş“Kusursuz bir anne, hayat üniversitesine en iyi öğreticidir.”
İtirazsız, ihtilafsız doğru!
Nevin Kurular, hayata hitap ediyor sonlara doğru bir yerde (s.75); “Yorulduk hep birlikte / Beni anlamak hiç kolay değildi hayat. Seni de. / Düz yazılıp ters okunan bir roman yorgunluğu var şimdi, üstümüzde.”
Kitabın 115. sayfasında ve arka kapağında mükerrerini görüyoruz bu cümlenin.
 “Ey hayat!” deyişi gibi, “Ey değirmenci!” deyişi var bir yerde de (s.24) Kurular’ın; “Ey değirmenci! / Miskinliği bırak. Ya karanlığı öğüt değirmen(in)de ya kalbimi.”
Şu hikemî deyiş, 13. sayfada“Hayat, biterayak öğretir doğruları. Yanlışları silmeye silgin, doğruları yazmaya kalemin kalmamıştır arktık.”
Şu hikmetli deyişse, sayfa 73’te“Yazdım sildim. Sildim yazdım. Ne silgim kaldı, ne kalemim.”
Çok yanlış yapanların silgisi erken bitermiş ya, onu demeye getiriyor şair.
Nevin Kurular, sözün doğrusunu demek gerekirse, sözün güzelini demeyi başarmış bu işte. 8. sayfada diyor ki mesela; “İçimden yeni bir ‘gel’ demek geçiyor.” Nihayet 46. sayfada içinden geçeni dışa vuruyor; “Gel! Otur uzağıma…” diyerek.
Şu tespit 69. sayfada kayıtlı. Tam da Avrupa’da dönerin yasaklanmasının tartışıldığı, konuşulduğu şu sıra; “‘Döner’ denilen şey, et yanığından başka bir şey değil.”
Söz Yelpazesinin en çarpıcı sözünü bana kalırsa 111. sayfada söylemiş Nevin Kurular. Hem hak verdim, hem de üslubunu beğendim. Sadece sözün sonunu şairimiz “isteyecek”le getirirken, ben, “yaratacak” kaydını düşmüşüm kırmızı kalemimle. Şimdi sıkı durun:
“Bir an gelecek ki, şeytanları korumak için tanrı insansız bir yeryüzü ‘yaratacak’”
Tebrikler Nevin Kurular.
Söz yelpazenizle tenimizi değil yüreğimizi serinletmeye devam ediniz.      
 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Ağs

Şiirli Bayramlar

10Ağs

Seçmece Mısralar

03Ağs

Gönül Çıramız Söndü

27Tem
20Tem

Mustafa Ceylan’ın Ardından

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.