ÖĞRETMENEVİ NEREYE


 
            Elazığ Öğretmenevi tarihî bir bina. Şehrin merkezinde olması ayrı bir güzellik. Çarşıda olan, evinden gelen, okulundan dönen, camiden çıkan öğretmenler için kolayca ulaşılır bir dinlenme mekânı. Alışveriş merkezlerine, otobüs duraklarına yakınlığı farklı bir avantaj. Üstelik buranın çekirdek müdavimleri, daha çok öğretmen kökenli kimseler olduğu için anlaşmaları, uyuşmaları, konuşmaları seviyeli oluyor. Söz anlaşılır, sohbet dinlenir oluyor.
 
            Öğretmenevleri, öğretmenleri belki biraz toplumdan tecrit ediyor, derseniz, bunda haklılık payınız yok değil. Fakat çay ocağından, kahveden, olur olmaz mekânlardan da çekip alıyor; tahsil, seviye, kültür bakımından kendisinden gerilerde olan kalabalıklardan da beri kılıyor. Buraya gelen öğretmen arkadaşım, bir meslektaşıyla icabında meslekî, idarî, güncel konularda dertleşip bilgi alışverişi yapabiliyor. Şehir, ülke, dünya meselelerini tartışabiliyor. Bu suretle de bir yandan konuşulan mevzu hakkında ufku genişlerken, bir yandan da tanımadığı meslektaşlarıyla tanışma, kaynaşma ortamı yakalayabiliyor.
 
            Bilhassa yaz mevsiminde Öğretmenevinin bahçesi fevkalâde bir dinlenme ve terapi merkezidir. Belki sırf bu cazip özellikleri, bu gönül ferahlatıcı güzellikleri yüzündendir ki ilimiz Öğretmenevinin öğretmen olmayan birçok müdavimi vardır.
 
            Buraya kadarı güzel de velâkin bu tarihî, bu seçkin mekân şu son birkaç yıldır eski cazibesini gittikçe kaybetmektedir. Sanki gizli bir el, öğretmenleri buradan kaçırmak için yahut öğretmenlerin buradaki rahatını, huzurunu kaçırmak için bir çaba göstermektedir.
 
            Dediğimiz gibi, bir tarihî yapı olmasına rağmen –ana konumda olmasa da– Öğretmenevinin inşaatı, tadilatı, tamiratı bir türlü bitmemektedir. Kimler kanalıyla, kimlerin kararıyla bu değişimler, bu yap-bozlar gerçekleştiriliyor; bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey, bu yeni yapılanmanın öğretmenlerin lehine olmadığı; rahatını kaçırdığı, huzurunu bozduğu istikametinde olmasıdır. İsterseniz bir-ikisini sıralayalım:
 
            Öğretmenevinin üst katında geçen yıla kadar iki bölümden oluşan geniş, rahat bir oturma salonu vardı. Küçük bölüm, şu anda kapalı, kilitli; ne yapıldı, ne işe yarıyor, bilmiyoruz. Bu kısmın, büyük salona çıkan merdivenli kapısı da örülü, mıh gibi kapalı. Büyük salon ise ikiye bölünerek yarısı güya dinlenme/okuma salonu, diğer yarısı ise oyun salonu yapıldı. “Güya dinlenme salonu” deyişimiz laf olsun diye değil. Burada bir müddet oturma sabrı gösteren arkadaşlarımızın kafası şişmekte, beyni uğuldamakta, ruhu sıkılmakta ve huzuru, kendini bir an evvel dışarıya atmakta bulmaktadır. Gazi Caddesinin gürültüsünü buraya tercih ettiğine göre, varın kıyas edin. Çünkü oyun yerlerinin şamatasını hepiniz nasıl olsa bilirsiniz.
 
            Üstüne üstlük, bazı kimseler, oyun bölümünde herhalde oturacak yer bulamadıklarından, tavla masalarını beri tarafa; yani dinlenme ve okuma bölümüne kurmaktadırlar.
 
            Bu seneye kadar zemin katta geniş bir oyun salonu vardı. Stres atmak isteyen arkadaşlar bu geniş ve ferah salonda bir yandan iki bardak çay içer bir yandan da iki el oyun oynarlardı. Şu anda büyük bir operasyon geçiriyor burası. Duyduk ki düğün salonuna tebeddül ediliyormuş. 
 
            Şimdi söyleyin lütfen, bu şehirdeki düğün salonlarına kıran mı girdi? Çok gerekli olduğu zamanlarda girişteki salon zaten bu gibi işlere tahsis olunuyordu. Hem sonra bir öğretmenevine düğün salonu mu çok yakışır; yoksa bir kütüphane, bir okuma salonu veya bir bilgisayar-internet odası mı? Eğer Öğretmenevinde bir inkılap yapılmak isteniyorsa bu yönde bir yapılanma bu mekâna çok daha yaraşırdı. Bize de o zaman alkışlamak düşerdi.
 
            Yine bu yıla kadar, merdiven inişinde karşı duvarda kocaman, boylu bir ayna ile büyük bir Atatürk portresi vardı. Ayna çok işe yarıyordu; öğretmen arkadaşım inip çıkarken saçını başını kontrol ediyor, kendine çeki düzen veriyordu. Sanırım ressam öğretmenlerden Zülfü Üçer’e ait Atatürk portresi ise tam anlamıyla yerini bulmuş bir sanat eseriydi. İkisi de bu tadilat-tamirat faslında toz-duman oldu. Yerlerine ise bir dekorasyon firmasına çay taşlarını andıran garabet birşeyler çiziktirildi. Ne dersiniz, eskisinden daha güzel oldu diyen biri var mıdır buna?
 
            Gelelim tuvalet ve lavabolar konusuna.
 
            Zemin kattaki tuvaletler lokantaya dâhil edilip mutfak yapıldı. Lavabo ve abdesthane kısmı ise hanımlara tuvalet ve mescide dönüştürüldü. Tabi eski mutfak ve üst kattaki bayanlar tuvaleti neye dönüştürülecek bilemiyoruz. Şu andaki haliyle Öğretmenevinde bir tuvalet ve lavabo sıkıntısı yaşandığı aşikâr. Koca binada hâlihazırda iki kabinli bir tuvaletle yanında iki lavabo hizmet veriyor. O daracık yere koyulan pisuarlar için denilecek tek söz ise, “ayıp!” İki kelimeyle, “çok ayıp!”
 
            Eski tuvaletler ve lavabolar ihtiyaca cevap verecek kadar bir genişlik ve rahatlıktaydı. Belki biraz bakıma ihtiyaçları vardı. Lavabolar, aynı zamanda namaza gidecek arkadaşlar için bir abdest alma yeriydi. Sık sık yeri değiştirilen mescit de bu gidişle herhalde kapıdışarı edileceğe benziyor. Abdest alıp namaz kılacak muhteremlere de yakın günde, “Burası ‘Öğretmenevi’, sizin için ‘Allah’ın evi’ şurada” diye ok işaretli bir levha koyarlarsa şaşırmayın.
 
            Birisi şunu söyledi geçen gün:
 
            Tuvaletlere ve lavabolara dışarıdan vatandaşlar geliyormuş da!.. Bu yüzden kapıları Berlin Duvarı gibi örülüp kapatılmış.
 
            Gelir elbet!
 
            Çay içmeye, çorba içmeye, yemek yemeye, oyun oynamaya gelen vatandaş haliyle lavaboya da helaya da gidecektir. Oralara gelene hoş-amedi edeceksin, buralara gelene tu-kaka diyeceksin. Var mı öyle şey?
 
            Sen değil misin her sabah Öğretmenevi önüne yemekhanenin menü/fiyat tahtasını diken? Gelin vatandaşlar, yemeğe gelin, diyen…
 
            Yazımız, normal boyutunu aştı. Sözü fazla uzatmanın anlamı yok.
 
            Hâsılı, yapılan bunca tamirat-tadilat, öğretmeni evinde rahat ettirecekken, onu evinden bezdirmekten başka bir işe yaramamıştır. Olup bitenlerin eskiye göre daha lüks olduğunu görsek; hatta iyi niyetle yapıldığına inansak dahi, bu, ortadaki gerçeği değiştirmez. Her yeni ve lüks, yerinde ve yararlı anlamına gelmez.
 
            Yapılan değişimler arasında öğretmenleri memnun eden ikisini de ifade etmeden geçmeyelim:
 
            Dış kapıdan girişte sağ ve sol köşelere koyulan oturma grupları iyi olmuştur. İşe yarıyor.
            Geçmişte, “lobi/vip salonu” diye bilinen yer, biraz kısılıp kırpılarak öğretmenlere tahsis olunmuştur. İsabet edilmiştir.
 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Bir Şüşnaz Akşamına Dair

14Eyl

Nejat Yılmaz ve Şiiri

07Eyl

Ahmet Tevfik Ozan ve Şiiri

31Ağs
17Ağs

Şiirli Bayramlar

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.