OĞUZBAŞARAN’LA ’KALEM SOHBETLERİ’


 OĞUZBAŞARAN’LA

 

                                                         “KALEM SOHBETLERİ”

 

 

 

R. MİTHAT YILMAZ

 

 

 

            “Kalem Sohbetleri” Bekir Oğuzbaşaran’ın denemelerini topladığı üçüncü kitabı“Bir Yaşama Biçimi Edebiyat” ve “Denemeyi Deneme” kitapları hakkında görüşlerimizi daha önce bu sütunda ifade etmiştik. Bugün, “Kalem Sohbetleri” üzerine olacak diyeceklerimiz.

 

            Ama gelin evvela kısaca yazarı tanıyalım:

 

            Bekir Oğuzbaşaran, 1946-Kayseri doğumlu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dile ve Edebiyatı Bölümü mezunu. 1975’ten itibaren Türkçe-Edebiyat öğretmeni ve öğretim görevlisi olarak vazife yaptı.

 

            1973-1995 yılları arasında İstanbul’da Yeni Sanat dergisini çıkardı. Birçok gazete ve dergide çalıştı. Pek çok gazete ve dergide yazıları, şiirleri çıktı. Yıllarca, Kayseri’de çıkmakta olan Berceste dergisinin yayın danışmanlığını yaptı.

 

            Nüve Kültür Merkezi yayını olan Kalem Sohbetleri, 2016 basımı olup iki bölüm halinde 224 sayfadır.

 

            Birinci bölümOğuzbaşaran’ın yazılarına, ikinci bölüm ise kimi yazarların onun Bir Yaşama Biçimi Edebiyat ve Denemeyi Deneme eserleriyle ilgili değerlendirmelerine ayrılmış. Bu değerlendirmelerden biri de “Oğuzbaşaran’ın Denemeleri” başlığıyla bu fakire aittir. Ayrıca bu bölümün sonunda Mehmet Bıyıklı’nın yazarla bir söyleşisi yer almakta.

 

            Bir zamanlar yazılarında “Ali Başoğlu müstear ismini de kullanan Bekir Oğuzbaşaran, rahatlıkla denebilir ki bir Necip Fazıl mütehassısıdır. Kendi ifadesiyle elinde Necip Fazıl’la ilgili beş bin sayfayı aşkın materyal bulunmaktadır.

 

            Oğuzbaşaran, okurken dikkatli, yazarken titiz biri. Bir hata, bir yanlış, bir eksik gözünden kaçmıyor. Bunu, bu kitaptaki birçok yazısında görmek mümkün. Ama biz buna sadece iki örnekle yetinelim:

 

            İlki, 55. sayfada, Pars Tuğlacı ile ilgili “Bir İntihal Olayı” kısa yazısı. Bu yazıda, Oğuzbaşaran’ın dikkatini ve bu hususlardaki hassasiyetini görüyorsunuz aynı zamanda.

 

            Bunların yanında onun hafıza gücünü de gösteren ikinci bir yazısı var ki kayıt düşmeden geçmek istemiyoruz. Eleştiri dozu yüksek yazılarından biridir bu aynı zamanda yazarımızın. Açın 91. sayfada Nuri Pakdil’in “Umut” adlı oyunu için yazdıklarını okuyun.

 

            İnsan, ister istemez bu satırları, bu sayfaları okurken, Nurullah Ataç’ın, “Bir edebiyatçı yirmi dört saat edebiyatçı olmalıdır” sözünü hatırlıyor. Sonra da hakkını teslim ediyor yazarın; “Bekir Oğuzbaşaran yirmi dört saat edebiyatçı.”

 

            Katıldığı şiir akşamlarından bahsediyor şair; 11. Suçıktı Şiir Akşamı, 1. Erciyes Şiir Günleri, 12. Uluslararası Hazar Şiir Akşamı, 2. Yeşilırmak Şiir Şöleni, İstanbul Şiir Günleri, Kahramanmaraş Dolunay Şiir Günleri.

 

            Fakat teslim etmeli ki Bekir Oğuzbaşaran en çok da Hazar Şiir Akşamları’ndan uzun uzun ve övgüyle bahsediyor. İftihar ettik.

 

            Muhsin İlyas Subaşı’nın “Sevgi Donanması” kitabını tanıtırken, söz Leyla’ya dair olanda görün ki ne demiş Bekir Oğuzbaşaran. Çok hoşuma gitti;“Leylâ’nın bütün … metinlerde sadece bir kadın olarak kaldığı … söylenemez. Leylâ adeta sevgiyle dolu gönüllerin yaratılışa uygun biçimde yöneldiği ideal güzellik olarak da düşünülebilir. Bir platonik aşk simgesi…”

 

            Şahane ve şairane!

 

            108-111. sayfalar arasında bir sualin cevabını arıyor şair; “Kimler Şiir Yazamaz?”       

 

Lakin bu arayışında şiir yazmayanları/yazamayanları rencide edici, kırıp örseleyici beyanlar var. Mesela biri şu; “Allah’tan korkmayan, kuldan utanmayan şiir yazamaz.” Şu halde yani, şiir yaz/a/mayanlar Allah’tan korkmaz, kuldan utanmazlar, öyle mi?

 

  Sayın yazarımız bizi bağışlasınlar; bu yorum, ister istemez kimi okurlara, geçtiğimiz Ramazan ayında, “Namaz kılmayan hayvandır” diyen profesörü hatırlatacaktır.

 

  Bir de şu mesela“İnsan olduğunun bilincine varmayan, şiir yazamaz.”  Ve daha bunlar gibi kimi aforizmalar… Kısaca diyeceğimiz; cevap şıkları gözden geçirilmeli. Gereksiz olanlar ayıklanmalı ayrıca. Takdir edersiniz ki şiirde olsun, nesirde olsun, çok söz irtifa düşürür.

 

            172. sayfada bu defa, “Niçin Yazıyorum?” un cevabını aramaya başlıyor Oğuzbaşaran. Sayfanın boşluğuna not düşmüşüz okurken:

 

            “‘Niçin yazıyorum’ bir yazar için önemli. Okuyucu için de öyle. Ama ya ben, Bekir Oğuzbaşaran’ın ‘nasıl yazdığını’ da merak eden bir okursam?”

 

Niçin yazıyorum’a göre daha özel bir saha; ama olsun. Muziplik de olsa bekleyeceğiz.

 

            Bir beklentimiz daha var “Kalem Sohbetleri” yazarından. O da şu:

 

            Kitapta yer alan yazıların hangi tarihte, hangi dergide yayınlandığına dair bir kayıt yok. Özellikle kimi yazıların sonunda insan bir parantez içi bilgi olarak bunu arıyor, umuyor.

 

            Bekir Oğuzbaşaran, önceki kitaplarının birinde“Yazmak, dil tarlasını sürmektir” demişti.

 

            Yazımızın sonunda, başarılı sürümler, bol hasatlar diliyoruz Oğuzbaşaran’a biz de.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
12Ekm
05Ekm
28Eyl
21Eyl

Bir Şüşnaz Akşamına Dair

14Eyl

Nejat Yılmaz ve Şiiri

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.