PAŞA-GÖÇTÜ


 PAŞA-GÖÇTÜ

 

 

 

R. MİTHAT YILMAZ

 

 

 

            Derler ki sanatın beş ana kolu vardır; edebiyat, müzik, resim, mimari ve heykel.

 

            Don Kişot’un yazarı Cervantes, “Müziğin olduğu yerde kötülük olmaz” demiştir.

 

            Eflatun, sanki daha çok hakkını vermiş müziğin; “Müziğini değiştirirseniz sitenin; yani devletin duvarları yıkılır” demiş.

 

            Eflatun’un bu iddialı cümlesi, bana, bizden birinin; merhum Ömer Lütfi Mete’nin bir tespitini hatırlattı. Demişti ki o da bir gazeteye verdiği mülakatında; “Millî Eğitim Bakanlığı, ilköğretimin bütün kademelerine türkü dersi koymazsa çocuklarımız sömürgeleşecek.”

 

            Paşa Demirbağ, toplumları millet yapacak kadar önemi haiz sanatın beş ana dalından müziğe koca ömrünü adamış bir fani idi. Çocuklarımız sömürgeleşmesin diye, sitemizin –yani devletimizin– duvarları muhkem olsun diye nöbetini tuttu ve yürüyüp gitti.

 

            Burada kullandığımız, “ömrünü müziğe adadı” ifadesini sıradan bir söz olarak algılamayın lütfen. Gerçek anlamıyla böyledir bu. Paşa Demirbağ olsun, altı yıl evvel terk-i hayat eyleyen kardeşi Enver Demirbağ olsun, hayatlarını müziğe; Elazığ-Harput müziğine adamış iki “sanatkâr ruhlu” insan idiler.

 

            Her ikisi de bu yerli, bu bizden, bu bizim musikimize olan sevdaları yüzünden karşılarına çıkan birçok nimeti ellerinin tersiyle itmekte bir an olsun tereddüt göstermemişlerdir. Siz bu davranışın neticesini şehrimiz ve öz benlikleri açısından tartışsanız bile, bilesiniz ki bu iki kardeş böylece tartışmasız bir tavır sergilemişlerdir.

 

            Şimdi okuyacağım şu cümlelere dikkat buyurun. Demirbağ’ın vefatını duyuran 5 Aralık tarihli Günışığı gazetesindeki haber metninden alıyorum. Günışığı, hepimizin hislerine tercüman oluyor adeta:

 

            “(Paşa Demirbağ) Hiçbir maddi geliri olmamasına rağmen gençler için düzenlediği kurslarda Harput musikisi usul dersleri vererek, bilgilerini genç dimağlara nakşetmeye devam etmiş, ömrünü bu ülkenin sanat ve kültürüne adamıştı. Ömrü boyunca çalıştı, çabaladı. Ödül beklemeden, hayatını Türk müziğine hizmet ederek harcadı.”

 

            Evet, doğru söylüyor gazete. Paşa Demirbağ, ömrünü yaşamadı, kullanmadı; harcadı.

 

            Ama helal olsun. Paşa Amca ve Paşa Amca gibi ömrünü bu ülkenin, bu şehrin sanatına, kültürüne hasredenlere, musikisine harcayanlara helal olsun. Ömer Lütfi Mete'nin beyanına göre, onlar, çocuklarımız sömürgeleşmesin diye yaptılar bunu. Millî bir hizmet!

 

                                                           ***

 

            Sözün burasında bizim de bir beyanımız olacak:

 

            Paşa Demirbağ’la bu fakirin hukuku Manas çatısı altında başlamaz. Daha öncesine dayanan bir aile hukukumuz vardır onunla. Yıllarca aynı apartmanda komşuluk yaptık Demirbağ ailesiyle.

 

            Bizim o apartmandan taşınmamızdan sonra ise buna en çok üzülenlerden biri herhalde Paşa Amca olmuştur. Ne zaman karşılaşsaydık, “Yahu Hocam, sen bizden ayrılmakla hiç iyi etmedin. Bir hal et de yine oraya dön” deyip dururdu. Ben anlardım ki o, bunu laf olsun diye söylemiyor. Ses tonundan, söyleyiş tarzından samimiyeti okunuyordu çünkü.

 

            Yıllarca komşuluk yaptık Paşa Amcayla. Bir gün olsun onun apartmanda bir insanı kıracak, incitecek tek davranışını hatırlamıyorum. Sabırlı, sakin, uyumlu bir komşuydu. Bir gölge gibi sessizce inip çıkardı merdivenlerden. Söz buraya çatmışken,  onun bir davranışını özellikle söylemeliyim:

 

            Diyelim ki Paşa Amca merdivendeyken, o anda kadınlar da peyda oldu. Onlar da iniyor veya çıkıyorlar. Karşılaştıkları esnada Paşa Amca merhum duruyor; –bu da yetmiyor– yüzünü duvara dönüyor ve hanımların geçip gitmesini bekliyor. Bir anlamda eski geleneğimizde hanımların yapması gerekeni Paşa Amcamız yapıyor. Var mı başka örneği bunun?

 

            Aslında Demirbağ ailesinin bütün fertleri öyle nezaketli, saygılı, saygıdeğer insanlardı. Muhterem eşleri Mensure Yenge –ki gayrıresmî ve yaygın ismiyle Sevim Abla– mütevazı, kadirşinas bir komşumuzdu.

 

            Doktor oğulları Ahmet Bülent Bey, işi icabı il dışında oldukları için hakkında bir şey diyemeyeceğim. Fakat kızları Asuman Hanım için ne kadar hatır-gönül ehlidir desem yeridir. Bir gün olsun anne ve babasını yalnız bırakmamıştır. Onun bu hayırhah davranışının altında ise Asuman Hanımın eşleri Can Beyin payını anmamak doğrusu kadirbilmezlik olacaktır. Bilhassa son aylardaki hastalık günlerinde çocuklar gibi nazlanan Paşa Amcanın mizacına ne kadar hizmet ettiklerini; hatta Can Beyin, ismiyle müsemma candan bir davranış sergileyerek her istediğinde onu arabasıyla Manas’a getirip götürdüğünü çok iyi biliyoruz.

 

            Çünkü onlar da biliyorlardı ki Manas, Paşa Amca için bir nefes alma yeriydi, oksijen çadırıydı, bir terapi merkeziydi. Sağ olsun, Şener Bulut’un da Paşa Amcaya gösterdiği duyarlı davranış, özel ihtimam katiyen gözardı edilemez.

 

                                                                       ***

 

            Hadi Önal arkadaşımızın, Paşa Demirbağ’ın 80. doğum yılı münasebetiyle hazırladığı ve Manas Yayınları arasında çıkan “Paşa Demirbağ” adlı bir kitabı vardır. Bu kitabın da 102. sayfasında, Elazığ müziğinde “Harput Peşrevi” de denilen “Paşa-Göçtü” hakkında bilgi verilmektedir.

 

            Paşa-Göçtü, Harput musikisine başlarken sırf sazlarla icra olunan uşşak makamındaki sözsüz müziğin adıdır.

 

            Elbet bilirsiniz; ama biz, bir kez daha ifade edip öylece finale geçelim. İslamî inançta ölüm, bir nihayet değildir; ahret hayatının başlangıcıdır. Şu halde şimdi diyebiliriz:

 

            Paşa Amca, 3 Aralık 2016 tarihinde hayat musikisinin Paşa-Göçtü peşrevini bitirmiş, 4 Aralıkta da aslî hayata intikal etmiştir.

 

            Yani sözün hülasası; Paşa göçmüştür.

 

            Temennimiz odur ki, ruhu şâd, mekânı uçmağ ola.

 

            Bedrettin Keleştimur ne güzel söylemiş“Paşa Demirbağ, bu şehrin hafızasında sürekli yaşayacaktır.”  

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Ekm

Bir Dergiye Siyah Bayrak

12Ekm
05Ekm
28Eyl
21Eyl

Bir Şüşnaz Akşamına Dair

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.