ŞAİR ’AŞK İLE’ DEMİŞ


                Kayserili dost Bekir Oğuzbaşaran’dan bir şiir kitabı daha. Bu kez şair, “Aşk İle” demiş, aşkı başa koymuş.
 
            Zaten halis aşkın yeri de hep başköşe olsa gerektir. Goethe’ye kulak versenize; “Ey aşk! Her şeyin başı!..” demiyor mu?
 
            Fuzulî’nin aşka iltifatı da meşhurdur; der ki o aşk bülbülü;
 
                        Aşk imiş her ne var âlemde
 
                        İlm bir kîl ü kal imiş ancak
 
            Benzer bir ifadeyi de İbrahim Hakkı’nın Marifetname’sinde okumuştuk:
 
                        Her ne ki âlemde var
 
                        Aşk imiş ey yâr-ı gâr
 
            Bekir Oğuzbaşaran, kitabın sonuna doğru şiirlerinden birinde –adeta uzaktan gelerek– “Aşk denen bir şey vardı” (s.119) diyor.
 
            Kitaba isim olan Aşk İle Redifli Gazel'inin matla beytinde ise onu;
 
                        Nice zorlu engeli, aşacaksın aşk ile
 
                        Med vakti deniz gibi taşacaksın aşk ile
 
derken görürüz.
 
            Aşk vardır, aşk vardır.
 
            Aşk vardır, kişiyi yüceltir, başını göklere erdirir. Aşk vardır mala, paraya, puta taptırır, küfre sokar. Bu yüzden olmalı ki bizden biri; Harputlu Kanbalakzade Hazmi, nefsim sana söylüyorum, ey okuyucum sen anla, demeye getirircesine;
 
 “Kıymetin bil cevher-i aşkın gönülde Hazmiyâ
 
Aşkdır hakkiyle bir insanı insan eyleyen” demiştir.
 
            Bundan ötesi laf-ı güzaftır.
 
            Şiirin, derler ki her şairin indinde bir tarifi vardır. Oğuzbaşaran, Aşk İle kitabında şiire dair epey kafa yormuş, kalem tüketmiş. Kitabın ilk şiiri dahi “Şiir” (s.11) başlığını taşıyor. Bir Necip Fazıl mütehassısı olan şairimiz, onun poetikasını haklı bulduğunu ima ediyor bize;
 
                        Üstâd’ın Poetika’sında, dediği gibi, “Şiir;
 
                        Duygu potasında erimiş fikir” değilse nedir?
 
            Bu konuda kendi poetikasına ise Süvari (s.97) musarraında kapı aralıyor;
 
                        Şiir bir av, koş koş peşinden yetişilmiyor
 
                        Şâirse bir süvari, hiç yorulmak bilmiyor…
 
            Kitapta, şairin nokta vuruş yaptığı beyitlerinden biridir şu;
 
                        Acaba şâir miyim diye tereddüt içindeyim,
 
                        Bugüne dek yazılmamış şiirin peşindeyim…
 
            Bir çift diyeceğimiz var burada: Şiir, bir arayıştır ey şair! Aramanı sürdür, doğru yoldasın.
 
            Onun, şiirli beyitlerinden biri de şöyledir (s.96):
 
                        Şair olduğuma inanmak için daha çok şiir yazmalıyım,
 
                        Küçücük bir iğnenin ucuyla âdeta dağları kazmalıyım…
 
            Beytin ikinci mısraına yerden göğe katılıyoruz. Ancak birinci mısraına katılmamız mümkün değil. Oğuzbaşaran bu inanç/ilkesiyle genç şairlere fena bir hedef gösteriyor bizce. Adeta, iyi/kötü demeyin, çok yazın, çok yayınlayın, nasihatinde bulunuyor.
 
            Bir dost itirazımız daha var şaire. O da, dağıyla-taşıyla Türk Erciyes’e İngilizce “yes”i kafiye düşürdüğü 103. sayfadaki hoyrata.
 
            Aşk İle’nin 93. sayfasında bir ikilisi var ki Oğuzbaşaran’ın, sanki bana hitaben yazdığı zannına kapıldım okurken. Hoşuma gitti. Güldüm ve şaire hak verdim;
 
                        Her yazılanı tenkit ediyorsun olur olmaz,
 
Şiir yazmak kolaysa, buyur biraz da kendin yaz…
 
Üç kelimesi eksikti, ben tamamladım onu da: “Ey Mithat Yılmaz!”
 
            Bir yerde (s.88), “Şiire ihanet eden şâiri kurşunlamalı” ağır infaz/hükmünü veren Oğuzbaşaran, aynı sayfanın bir yerlerinde ise gayet lâtif güller açtırmış;
 
                        Şiir bâzen bin bir denemeden sonra gelir,
 
                        Şiir perisi kendini çok zor ele verir.
 
            Şiir, sevgili gibidir demek istiyor Oğuzbaşaran. Sevgiliyi kastederek de, “Yâre irişmek işi az az olur” dememiş miydi Oğuzbaşaran’ın hemşehrisi Kadı Burhaneddin o meşhur tuyuğunda?
 
            Aşk İle, bir Romantik Kitap yayını. 124 sayfa; 2016-Konya. Kâğıdı, kapağı, baskısı güzel. Keşke şiirler italik yazılmasıydı; gözünü yoruyor insanın.
 
            Sözü, Bekir Oğuzbaşaran’ın, kitaba isim olan şiirinden mısralarla bitirmek niyetindeyiz:
 
                        Nice zorlu engeli aşacaksın aşk ile
 
                        Med vakti deniz gibi, taşacaksın aşk ile
 
 
 
                        Yunuslayın yiyerek, pişmiş aşı zehirle
 
                        Taptuğun potasında, pişeceksin aşk ile
 
 
 
                        “Hamdım, piştim ve yandım” diyeceksin nasipse
 
                        Vuslatın kucağına, düşeceksin aşk ile…

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Bir Şüşnaz Akşamına Dair

14Eyl

Nejat Yılmaz ve Şiiri

07Eyl

Ahmet Tevfik Ozan ve Şiiri

31Ağs
17Ağs

Şiirli Bayramlar

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.