SERVET KABAKLI’NIN ARDINDAN


                “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun.”
            İlimiz topraklarının aziz evladı, Harput beyefendisi Rahmetli Şeyhül-Muharririn Ahmet Kabaklı’nın yeğeni Servet Kabaklı vefat etti.
           Servet Kabaklı, İstanbul’a gittiği günden itibaren amcası Ahmet Kabaklı’nın hep yakınında bulundu. Ondan çok şey öğrendi; başta Türk Edebiyatı Vakfı ve Türk Edebiyatı dergisi olmak üzere de ondan çok büyük sorumluluklar devraldı.
           Ahmet Kabaklı vefat ettiğinde, bu fakiri en çok endişeye sevk eden husus bu iki sorumluluk olmuştur; Türk Edebiyatı Vakfı ve Türk Edebiyatı dergisi. Fakat ne merhum Kabaklı Hocanın gözü arkada kaldı, ne de bizim endişelerimiz haklı çıktı. Servet Kabaklı bu iki kuruluşu da layık-ı veçhile –geriletmeyip hatta geliştirerek– bugünlere yüzakıyla getirmeyi başardı.
            İstanbul’da yaşamasına rağmen Elazığ’la bağlarını hiç koparmayan Servet Kabaklı, yine amcasından çok şey tevarüs etmişti: Yazarlık, gazetecilik, yöneticilik, Elazığ/Elazığlı muhabbeti, Türklük sevgisi, Türk dünyası sevdası, meselelere vukufiyet ve tarz-ı sohbet.
            Erken bir ölümle aramızdan ayrılan Servet Kabaklı, 1956 doğumlu olup 1981 Fırat Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunudur. Gazeteciliğe Elazığ’da hâlen yayınını sürdürmekte olan Uluovagazetesinde başladı. Tercüman gazetesi ve Anadolu Ajansı’nın muhabirliğini yaptı. Tercüman, Türkiye, Yeniçağ gazetelerinde yazılar yazdı. Tekraren söyleyelim ki bizce onun en kayda değer başarısı, amcasının emaneti Türk Edebiyatı Vakfı’nı ve Türk Edebiyatı dergisini sekteye uğratmadan bugünlere getirmesidir.
Babasının ardından yaptığı konuşmasına bakılacak olursa genç oğul Burak Kabaklı da Servet Kabaklı’yı aratmayacak. Diyor ki Burak Kabaklı; “Anıt insan, vakıf insan Servet Kabaklı, emanetini bıraktığın yerden devam ettireceğiz. // Babam bize vefat etmeden önce, ‘Vatanın ve milletin bekası için çalışın. Size vasiyet ediyorum.dedi.”
Onun vefatı üzerine yazılıp söylenenlerden bize göre en kayda değerlerinden biri, yaşayan aksakal şairimiz Yavuz Bülent Bâkiler’in dedikleri:
“ Benim tanımış olduğum bütün Elazığlıların gönül kumaşı ipektendir. Servet Kabaklı, milletimizi, devletimizi aşk derecesinde seven insanlardandı. Elazığlı olması münasebetiyle Türkiye dışında yaşayan soydaşlarımıza da yakın bir ilgisi vardı. Sadece Türkiye Türklerini değil dünya Türklüğünü de düşünen bir kafa idi. Büyük teessür içerisindeyim. Allah geride kalanlara sabır versin.”
            Yeniçağ gazetesi yazarı Arslan Bulut’un şu tespitleri de yerindedir:
            “Anadolu’nun ebedî vatan kılınması için mücadele eden, bunun için ömrünü vakfeden neslin önde gelenlerinden biri de Servet Kabaklı idi. Ayrıca amcası Ahmet Kabaklı’nın yükselttiği Türk Edebiyatı Vakfı bayrağı onun elinde idi.”
            Şu anda Türk Edebiyatı dergisinin Genel Yayın Yönetmenliğini sürdüren “Su” şairi Bahtiyar Aslan, aslen Elbistanlı olsa da biz onu Fırat Üniversitesi öğrencilik yıllarından beri Elazığlı biliriz. O da merhumu yakından bilenlerdendir. Dolayısıyla söylediklerini daha çok kâle aldık:
            “Servet Kabaklı, görünümü itibariyle heybetli ve görkemli bir adamdı; ama ince bir kalbi vardı. Kolay ağlayan ve duygulanan biriydi. Kendisini Türk dünyasının kalkınmasına ve edebiyatına adamıştı.”
            Servet Kabaklı’ya Allah’tan rahmet dileklerimizi ifade ederken, bütün sevenlerine ve aile efradına da sabr-ı cemiller niyaz ediyoruz. Sözümüzü, Bedrettin Keleştimur dostumuzun, merhumun vefatı üzerine kaleme aldığı şiirinden dörtlüklerle bitiriyoruz:
                        Bu göç yaman göç, içinde çığlığı
                        Çağlayanım gitti, Servet’im gitti.
                        Harput-Göllübağ’da, dal yere düştü
                        Ağlayanım gitti, hasretim gitti.
 
                        Çileye tebessüm eden yüz onda
                        İçini dışına seren söz onda
                        Gönül ateşiyle yanan köz onda
                        Onda sükût eden hayretim gitti.
 
                        Bilge kişilerle, bir ömür boyu
                        Vakfetti yılları, arındı huyu
                        İlim-hikmet yolunda akarsuyu
                        Mevla’ya yöneldi, muradım gitti.
 
                        Garipler konar, göçerdi yurdundan
                        Gonca gül olur, açardı bağrından
                        Elazığ, ses vermez bugün çağrından;
                        Çağrı, Hak katından Servet’im gitti.
 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
12Ekm
05Ekm
28Eyl
21Eyl

Bir Şüşnaz Akşamına Dair

14Eyl

Nejat Yılmaz ve Şiiri

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.