TUNCER SÖNMEZ VE ŞİİRİ


“Tuncer Sönmez” ismi, sizin de hatırınıza konuşmalarını daima şiirle süsleyen; şiirle düşünen, şuara meclisinde çoğu kez şiirle konuşan; kısacası, şiiri hayata taşıyan birini getirir mi, bilmeyiz. Bu isim bize hep böyle birini hatırlatır.Mesela Sönmez’in şu mısraları günlük konuşmalar esnasında irticalen ortaya çıkmış, eskilerin “icaz” dedikleri neviden sanatlı söyleyişlerdir:

Ailede gurur, yuvayı batırır

Dışarıda gurur, şerefi artırır.

Veya;

Gençliğini hor kullanan

İhtiyarlığını zor kullanır.

Sönmez’den bu hususta son örneğimiz şu beddua olsun;

Vatana ihanet edenler

Vatandaşı üzenler

Merhamet bilmeyenler

Ecelleriyle buluşsunlar

Geçmişlerine kavuşsunlar.

            Sönmez şiirini tektik edenler görecektir; o, aynı zamanda bir heccavdır. Toplumun hastalarını ve hastalıklarını ironik bir edayla hicveden birçok şiiri vardır onun. Benciller, adam kayıran torpilciler, sülük gibi halkın kanını emen sömürücüler, hainler, devlet kesesine-kasasına dadanan hırsızlar, helal-haram demeden devletin malını, milletin alınterini araklayan insafsızlar hep Sönmez’in şiir oklarından nasibini alan bedbahtlardır. Şu iki dörtlük, onun böyle bir şiirinde geçer:

                        Her kemiği kemirmeye alışmış

                        Sömürüp de semirmeye alışmış

                        Vatanperver gibi bize karışmış

                        Gayret edip bu mikroplar tanınsa…

 

                        Çok kötü alışmış meyvenin kurdu

                        Devleti, milleti sömürdü durdu

                        Tüm kalkınmamıza hep engel oldu

                        Kurtuluruz icabına bakılsa…

            Bütün bu saydıklarımız Sönmez’in artılarıdır elbet. Lakin bu artılarının yanında bir kusuru vardır Tuncer’in; o da şu:

            Espri yapmakla şiir yazmanın aynı şeyler olmadığını bilmesine rağmen, başlıbaşına bir “sanat” olan şiirde işçiliğin önemini bilmezlikten gelmesi. Bugüne kadar şiirini konu edindiğimiz birçok arkadaşımızda gördüğümüz o şiirde“ürperti” noksanlığı!.. İlk yazdığı hâli, son yazdığıymış gibi kayda geçirmesi…

            Zaman zaman şiirlerinde “Harput Sönmez” müstear adını da kullanan Tuncer Sönmez’in hayatı, tıpkı Mehmet Şükrü Baş veya Mehmet Bico Kerküklü gibi acılarla yoğrulmuştur. Bunun izlerini Sönmez şiirinde görmek hiç de zor değildir. İşte şu mısralar, bu tespitimizin teyidi mahiyetindedir:

                        Yarıcıyım yarıcı; gam tarlası sürerim

                        Bulamadım sarıcı yufka gönlüm dürerim.

                        …………………………

                        Bahar geldi sinemde yeşerdi gam ekini

                        Topladım deste deste bırakmadım tekini

                        Görmedim yeryüzünde güzel gönlümdekini

                        Melhem diye yarama kara toprak sürerim.

Şairimizin bu ifadeleri bize Ali Fuat Azgur’un o güzel mısraını hatırlattı. “Şair dediğin dert ile dost, mihnete eştir” diyor Azgur. Şu mısralar ise M. Şükrü Baş’ın;

Ben ki her dertten aldım

Hisse-i nasibimi.

Her acıya her zaman

Bir han yaptım kalbimi.

Ahmet Paşa, acının aşktaki hisse-i nasibini yazmış; “Gam çekmeyince kıymeti artar mı aşkın?”

            Ahmet Paşa’nın, “gam çekmekle kıymeti artar” dediği aşkı, Tuncer Sönmez’in bir tarifi vardır ki, “Aşk, kayıtsız şartsız sevgiliye teslim olmaktır” diyenleri haklı çıkaracak cinstendir. Diyor ki Sönmez aşk hakkına;

                        Bir kerecik bakmaktır

                        Kalbe vuran tokmaktır

                        Kapıldığı gönüle

                        Kendini bırakmaktır.

            Buna benzer bir söylemle şairimizin bir de “sevgi” tarifi vardır. Ve bilhassa son iki mısraı kayda değerdir bu sevgi şiirinin:

                        Sevgi tek taraflı olmaz;

                        Seven, sevenin kuludur.

            Bundan, her kim bir sonuç çıkarmak istese, “Tuncer, platonik aşka karşıdır” hükmüne varacaktır.  Sönmez’e göre sevgi iki kişiliktir. İki bedenin bir ruhta birleşmesi de diyebilirsiniz buna;

                        Sevgi ile canla canan bir olur

                        Sevgi yaşamın sırrıdır bende.

                        Hayatın manası bir başka olur

                        İki gönül bir araya gelende.

            Bir diğer şiirinde de, “Gerçek soylu sevginin özü fedakârlıktır” diyen şairimiz, birçok şiirinde ise millî ve dinî duygularını şiire aktarmaktan geri durmamıştır. “Bu Vatan Bizim” şiirinde der ki mesela;

                        Minnet borcumuz var şehidimize

                        Bu vatan onlardan emanet bize

                        Sevgiyle bağlansak birbirimize

                        Vatan aşkı doğar tüm gönlümüze.

            Tuncer Sönmez’i, sevgi temalı bir başka şiirinde de vatan sevgisinden din, İslam; dolayısıyla Allah sevgisine köprü kurarken görürüz. Mevlana’nın; “Aşkın ölümsüzünü isteyenler ölümsüz olanı sevsinler” altın öğüdüne riayet belleyin Sönmez’in dediğini:

                        Vatanı gibisi yoktur insanın

                        Din kardeşi, kölesiyim İslam’ın.

                        İslamiyet temel taşı dünyanın

                        Ne hoş olur sevgi ile bakılsa.

            Hepimiz, “Birbirinizi sevmedikçe (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız” diyen bir peygamberin ümmetiyiz. Tuncer Sönmez aynı zamanda; “Sevgidir insana hayat veren / Sevgiyle insan hayat buluyor” diyen Doğan Özdal’ın hemşehrisidir de.

            Tuncer Sönmez, hayatın birçok safhası üzerine çok farklı temada şiirler yazmış biridir. Onun basılı iki kitabından biri  “Millî Bayram Şiirleri” ismini taşır ki bu kitap şairin, sırf Atatürk ve millî bayramlarımızla ilgili şiirlerini içermektedir. İlimizin en köklü okullarından Elazığ Lisesi için de bir marş yazmış olan Sönmez’in bu güftesi, şu anda aramızda bulunan Doğan Sever tarafından bestelenmiştir.

            Şairimizin, Sever tarafından notaya alınan bir diğer güftesi ise “Pertek” şiiridir.

            Bir Pertekli, şiir yazar da şiirine Pertek’i katmaz mı? Bahri Kurban’ın türküleşen o meşhur şiirinden beri bu hep böyle olagelmiştir.

            Huzurunuzdan Tuncer Sönmez’in “Pertek” şiirinin ikinci/son dörtlüğü ile ayrılacağız:

                        En büyük güzellik bahçesi bağı

                        Canlara can katar Murat Irmağı.

                        Göğü omuzlamış Süpürgeç Dağı

                        Bir başka güzeldir şirin Pertek’im.

            Şirinlikler içinde şiirlerle kalın efendim.

            -----------------------------------------------------------

            *Bu yazı, 1 Mayıs 2010 tarihinde Manas Yayınevi’nde yaptığımız konuşma metnidir. RMY

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Bir Şüşnaz Akşamına Dair

14Eyl

Nejat Yılmaz ve Şiiri

07Eyl

Ahmet Tevfik Ozan ve Şiiri

31Ağs
17Ağs

Şiirli Bayramlar

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.