ÜÇ ŞİİRDE FENA HARPUT İMAJI


             Geçen haftaki yazımızı okuduysanız, hatırlarsınız. Seksenler dizisinde, “Elazığlı” tiplemesiyle çıkan bir oyuncu, bir Elazığlıya yakışmayan tavır ve fiiliyle tepkilere sebep olmuştu. Biz de bu olaydan yola çıkarak, edebiyatımızda kötü Harput imajlarına iki romandan örnek vermiştik. Üç şiirdeki fena Harput imajını ise bu haftaki yazımızda konu edineceğimizi belirtmiştik.
                                               ***
            Asaf Hâlet Çelebi (1907-1958), çağdaş şiirimizin ileri temsilcilerinden biri. Edebiyatımızın fantezisi zengin, nev’i şahsına münhasır şairi.
            Çelebi’nin “İstanbulumun Dili” başlıklı bir şiiri vardır. Bu şiirin son bölümü şöyledir ve biz bu kısmı Şiir Şiir Elazığ kitabımıza da almışızdır:
            rahat bırak beni eşek arım
            rahat bırak beni bay kıvırgıç
                                   bayan ividi
            evim
                        sokaklarım bana yasak
                        sen benim değilsin
                                   rüyalarımın harputu
                                        ecem
                                            öcüm
            bütün önemlerini kıvançlarını koy çuvalına
            başka yaramaz çocukları git korkutmaya
            başka kapıya.
            Bu şiirle ilgili, Hâlet Çelebi’nin bütün şiirlerinin toplandığı kitabın sonundaki “İpuçlandırma Çalışması” kısmında denilir ki:
            “rahat bırak beni eşek arım / rahat bırak beni bay kıvırgıç / bayan ividi. Bu dizeler, Çelebi’nin çocukluk döneminin öcülerini akla getirdiği gibi, Nurullah Ataç’ın dil konusundaki aşırılığına bir eleştiri de olabilir. Çelebi’nin Ataç hakkındaki düşünceleri, hiç de olumlu değildir.”
            Elimizdeki kitabın Ek IV’deki bu “İpuçlandırma” bölümünü hazırlayan, bu notları yazan Seyhan Erözçelik belki haklıdır. Fakat bizce Erözçelik’in, “rüyalarımın harputu / ecem / öcüm” mısraları üzerinde biraz daha durması gerekirdi. Şiirde geçen “harput” sırf bir fantezi midir; yıksa şairin şuuraltında yatan kâbuslu rüyalardan kalma bir “öcü” mü? Bastırılmış bir hatıra mı? Diyelim, bunlardan biri; ama niçin “harput”?
            Bu soruların cevabını bulabilmek için Çelebi’nin “Harpût” başlıklı şiirini de okumamız gerekir. Bu şiiri de biz, “İstanbulumun Dili”şiirinin ikinci yarısıyla birlikte Şiir Şiir Elazığ antolojimize (s.40) son anda alma kararına varmıştık. Çünkü düşünmüştük; bu şiir/ler, gerçekten bir Harput şiiri mi, diye.
Evvela, her iki şiirdeki “harput” da bizim “Harput”a hiç benzemiyordu. İkinci husus, şiirlerin birinde her ne kadar Erözçelik’in dediği gibi Ataç’ın arı dilciliğine imalı birtakım göndermeler varsa da şiirlerde geçen harput’lar insana kötü çağrışımlar yaptırıyor; insanın şuuraltındaki fena imajları, menfi imgeleri hayata uyandırıyor. Eciler, bücüler, öcüler üzerinize üzerinize geliyor“Harput kötüdür” diyesiniz geliyor haklı olarak.
 İşte Asaf Hâlet Çelebi’ni o “Harpût” şiiri:
                        harpût
                        kulaklarını sarkıt
                        eski korkutlar çıkıyor
                                   karanlıklardan
                        bacadan düşen
                                   harpût
 
                        görmek istemiyorum              
                                   gözümden ye beni
                        duymak istemiyorum
                                   kulağımdan ye beni
                        düşünmek istemiyorum
                                   kafamdan beni yût
                                               harpût
            Hoşunuza giden iç açıcı bir imaj dünyası oluştu mu zihninizde? Bir ilgisi, alakası var mı bu kulaklarını sarkıtan, bacadan düşen harpût’un; gözümüzden/kulağımızdan bizi yiyecek, kafamızdan bizi yutacak olan harpût’un bizim Harput’umuzla?
            Seyhan Erözçelik’in bu şiire dair yorumuna bakalım bir de isterseniz:
            “harpût. Doğu Anadolu’da eski bir büyük şehir ve şimdi Elazığ’a bağlı bir köy. (Çelebi’nin, bu kelimeyi salt sesinden ötürü kullandığından kuşku duyuyorum, örtük bir anlamı varsa da ben bulamadım.) ‘İstanbulumun Dili” şiirinin ‘ikinci bölüm’ünden yola çıkarak, belki, küçükken Çelebi’nin düşlerine giren bir ‘öcü’ denilebilir harpût’a.”
            Ne diyelim; bu yorumlarına maalesef hak veriyoruz Erözçelik’in.
            Harput’la ilgili fena imaj yansıtan elimizdeki son şiir Cemal Süreya (1931-1990) ’nın Terazi Türküsü. Bu şiirin de sadece ilk iki mısraı. Biz bu iki mısraı da her şeye rağmen Şiir Şiir Elazığ’(s.239) almışız:
                        Dostum Elif. Harput Kasabı. Güzin.
                        Günde beş vakit Harput ve hüzün
            Cemal Süreya’nın da tıpkı A. Hâlet Çelebi gibi şuuraltında olumsuz Harput nitelemeleri yatmakta diye düşünüyor insan. Şiirde geçen “Elif” değil ama “Güzin” kadın, Süreya’nın Şiir (s.10) ve Hür Hamamlar Denizi (s.31) başlıklı şiirlerinde de boy gösterir. O şiirlerde de bu isim, olumsuz diye nitelenebilecek bir cinsellik objesi şeklinde kullanılmıştır.
Ve yine bu mısralar da Çelebi’nin harpûtu gibi sade, kuru bir fantezi olamaz. Kesik kesik, müteşâbih söylenmesi, yorumunun okura bırakılması manidardır. İfşa edilmesi ayıp birtakım manaları varmış da sanki gizleniyormuş gibi geliyor insana.
Hülâsa, Terazi Türküsü’nün Harput katkılı bu iki mısraı sizce de en az yukarıdaki şiirler kadar olumsuz bir çağrışımı öne çıkarmıyor mu?
            Esasen üç dörtlükten ibaret şiirin tamamı böylesi bir yoruma müsaittir. Lakin bu, hem konumuz dışı,  hem apayrı bir yazı konusu.
            ----------------------------------------
            *Çelebi, Asaf Hâlet, Bütün Şiirleri; YKY Yayınları, 3. Baskı, 2004-İstanbul  
            *Süreya, Cemal, Sevda Sözleri, Can Yayınları, 3. Basım, 1990-İstanbul

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Bir Şüşnaz Akşamına Dair

14Eyl

Nejat Yılmaz ve Şiiri

07Eyl

Ahmet Tevfik Ozan ve Şiiri

31Ağs
17Ağs

Şiirli Bayramlar

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.