YENİ FIRAT’TA BİR ŞİİR


YENİ FIRAT’TA BİR ŞİİR

 

 

 

R. MİTHAT YILMAZ

 

 

 

            Osman Attila’nın, “Büyük Memleket Şiirleri Antolojisi” isimli bir derleme çalışması vardır. İtimat Kitabevi’nce 1964 yılında genişletilmiş 3. baskısı yapılan 300 sayfalık bu kitap, isminden de anlaşılacağı üzere ülkemizin muhtelif şehirleri, bölgeleri, beldeleri üzerine yazılmış şiirleri toplayan bir yurt güzellemeleri kitabıdır. İlk sayfasına düştüğüm kayda göre ben bu kitabı 26.06,1966 tarihinde almışım. Yani lise birinci sınıfta okuduğum sene.

 

            Büyük Memleket Şiirleri Antolojisinde52-57. sayfalar arasında Arif Hikmet Par’ın “Hür Türkiye” başlıklı uzunca bir şiiri vardır. Şiir, yurdumuzun birçok yer ve yöresine methiyeler mahiyetindedir ve ekseri bölüm sonları “gelir sözleriyle bitmektedir. Mesela:

 

            Derken yiğidin harmanı Karesi gelir // Sonra “Fetihler ufku” Tekirdağ gelir // Türkoğlu Türk Edirne’den / Burcu burcu vatan gelir // Fikir pınarı Konya gelir // Dilinde beyaz bulutların buğusu / Antalya gelir… Bunun gibi.

 

            Par’ın şiirini okudum, sevdim, bir daha okudum. Şiirde aradığımı bulamadım. Bir eksiği vardı; Elazığ yoktu. Ne Elazığ, ne Harput! Her yer ardı ardına geliyordu da bu ikisinden biri bir türlü gelmiyordu. Üzüldüm, adata mahcup oldum. Ne eksiği vardı benim Harput’umun, Elazığ’ımın?

 

            O gençlik, o çocukluk hissiyatıyla bu şiirin eksiğini/eksikliğini gidermeye karar verdim. Kalemi alıp kâğıdın başına geçtim. Yarı öfke-kızgınlık, yarı bir işi becerip-başarma hırsıyla “Arif Hikmet Par’ın Hür Türkiye şiirine ek” yazdım. Bence, iş tamamdı.

 

            Tamam olan işi bu kez de Yeni Fırat dergisine göndermek düştü içime. Yeni Fırat’a o güne kadar sadece “Gittikçe Hızlı” başlıklı bir hikâye denememi göndermiştim ve bu hikâyem de derginin 32. (Ekim-1966) sayısında yayımlanmıştı.

 

            Sıcağı sıcağına şiirimi de postaya verdim. Postaya verdim, diyorum; neden, derseniz; elden götürüp vermeye o çocukluk psikolojisi ile cesaretim yoktu da ondan. Bu arada hikâyemi de postayla gönderdiğimi söylemeliyim.

 

            Başarmıştım; sevincim sonsuzdu. Çünkü hemen ertesi sayıda (sayı 33, Kasım-1966) şiirim de Yeni Fırat’ın sayfalarında yer bulmuştu.

 

            Bu, benim başarımdan değil; merhum Fikret Memişoğlu’nun, bir lise öğrencisinin hevesini kırmama, onu rencide etmeme alicenaplığından kaynaklanıyordu daha çok. Kendileriyle Bingöl Matbaası’nda (Elazığ gazetesi) karşılaşıp tanıştık da. Bana ne kadar müşfikâne davrandıklarını, beni yazmaya teşvik ettiklerini çok iyi hatırlıyorum. Hatta bir keresinde, muhterem eşleri Ayşe Hanımla caddede karşılaştığımızda beni ona nasıl övgü dolu sözlerle tanıttığını da…

 

            Yeni Fıratın sonraki sayılarının birinde yine bir hikâye demememle bir de dörtlüğüm yayımlanacaktır. Zaten çok değil, 36. sayısı ile de bu dergi Memişoğlu’nun vefatı ile yayın hayatına son verecektir.

 

            Arif Hikmet Par’ın, “Hür Türkiye” şiirine ilaveten yazdığım şiiri sizlere sunacağım. Ancak, bu şiirin bir gün bir yazıya konu teşkil ettiğinden de birkaç satırla bahsetmek istiyorum.

 

            Yıl 2001. Elazığ’da 1. Ekonomi Kurultayı yapılmış. Yapanlar kim? Ekonomistler, akademisyenler, iş adamları değil; yine bir avuç bugünkü Manas ekibi. Bununla da kalmamış bu ekip; gazete ebadında 120 sayfalık bir de “Elazığ 1. Ekonomi Kurultayı Özel Sayısı” çıkarmış. O özel sayının bir yerine de benim, deminden beri sözünü ettiğim şiirim koyulmuş.

 

            Bahsi geçen yayın, Türkiye gazetesi yazarı, hemşehrimiz Rahim Er’in de eline geçmiş. Şu satırlar, Rahim Er’in 21 Mayıs 2001 tarihli Türkiye gazetesindeki “Entelektüel Boyut” köşesinden:

 

            “120 sayfalık hacmiyle bir Elazığ Salnamesi gibi hazırlanmış olan Fırat’ın Sesi gazetesinin ‘Elazığ 1. Ekonomi Kurultayı Özel Sayısı’nı incelerken bir de şiire rastladık. Mithat Yılmaz’ın mısraları Elazığ’a dair çok şey söylüyor. Zaten şiirler, az sözle çok mânâ ifade ederler. O yüzden ‘şairlerin dilinde hikmet saklıdır’ denir.”

 

            Rahim Er, yazısının burasına şiiri koyduktan sonra ne diyor bakın:

 

            “Şiirde hüsranla yüzyüze gelmiş psikolojik sebepler bütün çıplaklığı ile mevcut. Küçücük şiirde Elazığ kelimesinin bir kere geçmesine mukabil tam 10 defa ‘Harput’ denmiş. // Daussıla-nostalji derinden hissediliyor. // Şiir bir mersiye, bir ağıt…”

 

            Rahim Er, İshak Sunguroğlu’nun Harput Yollarında eserine geçerek oradan Harput üzerine yazısına devam ediyor. Ve bir yerden sonra Ekonomi Kurultayı’na dönüyor.

 

            Harput, son günlerin de gündemini işgal etmeye başladı. Daha iki gün önce Sayın Valimizin başkanlığında ilimizdeki STK’lar ve basın mensupları bir istişare toplantısı yaptı. Elazığ Belediyesi ve Elazığ Kültür Tanıtma Vakfı işbirliği ile yürütülen projeye göre Harput’un UNESCO’nun Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınmasına çalışılıyor. 16 Mayıs günü Paris’te UNESCO yetkililerine Harput Konferansı var. Bu Harput’u tanıtma konferansını bir Fransız tarihçi ile ülkemizin flaş ismi İlber Ortaylı sunacaklar.

 

            Temennimiz ve duamız projenin gerçekleşmesinden yanadır.

 

            Sözü, bilahare başlığını ve üç kelimesini değiştirdiğimiz, hikâyesi arzolunan şiirimizle noktalıyoruz:

 

                                              

 

                        ŞİMDİ HARPUT

 

-Arif Hikmet Par’ın “Hür Türkiye” şiirine ek-

 

 

 

            Anadolu dedikleyin akla

 

            Her şey çığ çığ gelir.

 

            Arkasından bire bin irfanıyla

 

            Elazığ gelir.

 

            Bir yol Harput’a çıkar döne dolana.

 

            Hey Harput! Koca Harput!

 

            N’oldu sana böyle yüce Harput?

 

 

 

            Harput deme yaralıyam.

 

            Baştan başa karalıyam.

 

            Gel senle dertleşek gardaş

 

            Ben de ben de oralıyam.

 

 

 

            Şimdi Harput viran olmuş;

 

            Şehir, ev-bark, ova, yurt değil.

 

            Harput’u Harput’ken görmeliydin;

 

            Şimdiki Harput, Harput değil.  

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Bir Şüşnaz Akşamına Dair

14Eyl

Nejat Yılmaz ve Şiiri

07Eyl

Ahmet Tevfik Ozan ve Şiiri

31Ağs
17Ağs

Şiirli Bayramlar

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.