YETER BU ASHAB-I KEHF UYKUSU


 YETER BU ASHAB-I KEHF UYKUSU

 

 

 

R. MİTHAT YILMAZ

 

 

 

            Günlük yazı yazanların işi hem çok zor, hem çok kolay.

 

            Zor; çünkü Allah’ın günü bu ülkede gündem değişiyor. Birine odaklanıp tam yazısını yazacakken, hoop, yeni bir olay patlıyor ve bu kez yeni konu üzerinde yazması gerekiyor.

 

            Kolay; çünkü yazarın, bugün ne yazayım, ne yazsam…” diye bir gailesi olamaz. Gündemin neresinden tutsa, yazı konusu. Bir harman malzeme; sıyır kalemini gir içine.

 

            Biz de bugün öyle yaptık. Ramazanla ilgili birşeyler düşünürken; İstanbul-Vezneciler’deki olay patlak verdi. Şehitlerimiz, yaralılarımız var. Dedik, Ramazanla ilgili yazı sonraki haftalara kalsın; henüz mübarek ayın başındayız nasıl olsa. Şu İstanbul patlamasıyla ilgili içimizi dökelim; uzaktan da olsa bir rahmet dileklerimizi, bir geçmiş olsun temennilerimizi iletelim.

 

            Fakat dediğimiz gibi oldu ve haydaa, yeni bir patlama haberi bu kez Mardin-Nusaybin’den geldi. Yeter ki o derekeye düş terörist ol; yeter ki Allah’tan korkma, yeter ki elin gâvurunun bedelli maşas/taşeronu ol. Olay çıkarmakta ne var, insan öldürmekte ne var… Dünya âlemin maskarası olmakta ne var!.. Utanma duygusunu, ar etmeyi yitirenler için o kadar olay çıkaracak sebep, o kadar olay çıkarmaya müsait zemin var ki…

 

            Ülkemizi kana bulayan teröristler için bir “üst akıl”dan söz edilmeye başlandı son zamanlarda. Evvela sen “üst akılsız” olursan, sana takma/dökme akıl verecek akıldâneler çok olur. Ama herhalde bu akıl fukaralarını üst akıllar değil de üst kumandalar yönlendiriyor, yönetiyor. Mekanik bir yönlendirme bu âdeta. Robotlara kumanda eder gibi… Hiç öyle olmasa, bir insan önce kendi canını cehenneme gönderecek pimi kendi elleriyle çeker mi? Hiç öyle olmasa, yok yere şunca günahsızın kanına girer mi? Kadın demeden, çocuk demeden, asker demeden, polis demeden; işinde işçi, yolunda yolcu demeden; hepsinden önemlisi ve öncesi bu aziz Ramazan gününde “insan” demeden öldürür mü?  Hani biz Müslümandık? Hani bizim dinimizde bir âdemi öldürmek âlemi öldürmekti? Hani yok yere bir karıncayı incitmenin dahi hesabı, kitabı vardı?

 

            Görüyorsunuz işte; bütün İslam âlemi kan-revan içinde. Aynı gün Kerbela gibi Müslüman dünyasının kalbi sayılacak bir şehirde de patlamalar oldu; birçok din kardeşimiz de  orada ecel şerbetini içti.

 

            Kerbela deyince durun azıcık. Hâlâ bin beş yüz yıl önceki olayların hesabını veremezken, bu kez yeni Kerbelalar, yeni hesaplaşmalar…Tarih tekerrür mü ediyor, demeyin; akılsızların tarihleri tekerlek gibidir; hep tekerrür eder. Ne zaman ki aklını başına devşirir, kendine gelirsen, tarih de tekerrür mekerrür etmez! Tarihini yazmayı başkalarına bırakırsan, onlar işte böyle yazarlar senin tarihini. Tarihini yazmayı başkalarına bırakanların coğrafyasını da başkaları çizer. İşte şimdi yapılmak istenen budur. Yeni coğrafyalar, yeni sınırlar peşinde üst akıllar; hayır, üst kumandalar.

 

            Duyup işitmişsinizdir; bir Büyük Ortadoğu Planı varmış üst efendilerin. Bu plan gereğince de Ortadoğu’da 22 ülkenin sınırları değişecekmiş. Zaten şimdiki sınırları da çizenler, bu sınırların içinde oturanlar değil. Kendi kurguladıkları savaşların sonunda yine kendileri belirlemişlerdi bu sınırları da. Eğer sen hep o üst efendilerin bendesi olmayı, emireri olmayı sürdürürsen, -affedersiniz ama- kıçınızı koyacak yeri dahi onlar belirleyecektir.

 

            İslam dünyası kan-revan içinde, dedik. Afganistan’dan Yemen’e, Libya’dan Irak’a kadar bütün Müslüman ülkeler biri birini yiyor. Bir ilkellikle, ilkel bir aşiretçilik şuuruyla, şuursuz bir ekalliyet etnikçiliğiyle kıran kırana! Gün geçmiyor ki bir İslam diyarında kan dökülmesin, analar ağlamasın, yavrular öksüz-yetim kalmasın. Aslan gibi delikanlılar bir sebepsiz yere toprağın kara bağrına girmesin.

 

            Müslüman dünyasındaki bu vur-kırlar siz zannediyorsunuz ki yine bu Müslüman ülkelerin inisiyatifiyle mi oluyor? Asla!

 

            Hani bir üst akıl, 2001 yılında Müslüman dünyasına karşı bir Haçlı Savaşı başlattığını ilan etmişti. Bu savaşın kumanda mevkiindeki Henry Kissinger adlı bir bakan da kalkıp ne demişti; “Bu savaş, Müslümanlarla Hıristiyanların değil, Müslümanlarla Müslümanların savaşı olacaktır. Bizim politikamız, onların birbirini öldürmelerini sağlamaktır.”

 

            Adamların pakı-pervası yok; gözünün içine baka baka içindekini boca etmekten çekinmiyor. Sen de akıllı ol, bu oyuna gelme. En azından boz onların bu oyunlarını. Sen de kendine özgü bir proje geliştir ve sen de oyun kurucu ol.

 

            Gerçekler gün gibi ortada; Avrupa’sı da Amerika’sı da tüm İslam âlemini olduğu gibi Türkiye’mizi de bölmek, parçalamak, sömürmek için bir plan peşinde. Peki, İslam âlemi ne durumda? 21. yüzyılın Ashab-ı Kehf uykusunda! Gaflet ve dalalet içinde! Kendi kendisini yeme; sırtlanlara, çakallara yedirtme hamakatında!

 

            Bir yanda, Birleşik Avrupalar, Birleşik Amerikalar idealinde bir Batı dünyası; bir yanda ise bölünmeler, parçalanmalar kavgasında bir Türkiye ve İslam dünyası!

 

            Bir yanda, bizi yönetenlerin olur/olmaz sebeplerle –sırf gösteriş olsun diye– Batı’ya diklenmeleri, Avrupa’ya horozlanmaları, öte yanda ise şunca yıldır aynı Batı’nın kapılarında, “bizi de içeri alın” diye yalvarmalar, “Avrupa Bakanlığı” maskaralıkları!

 

            Sayın Cumhurbaşkanımız beyanat vermişler; “Terörist uyur diye bir şey yok” demişler. Ama MİT uyur diye bir şey var mı Sayın Cumhurbaşkanım? İçişleri Bakanlığı uyur diye, İslam âlemi uyur diye, İslam âlemi yöneticileri uyur diye bir şey var mı?

 

            Aklımızı başımıza devşirmeyip de bu gaflet ve hamakat uykusundan uyanmadıkça daha çok patlamalar olur, daha çok şehit cenazeleri kaldırırız biz. Biz ve bütün Müslüman dünyası.

 

            Aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, şehit ailelerine ve yakınlarına sabr-ı cemiller niyaz eder; mübarek Ramazan’ın hakkımızda hayırlara vesile olmasını dilerim.

 

            Bir de yeter artık bu Ashab-ı Kehf uykusu, derim.

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
12Ekm
05Ekm
28Eyl
21Eyl

Bir Şüşnaz Akşamına Dair

14Eyl

Nejat Yılmaz ve Şiiri

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.