Zelimhan Yakup Güzel Öldü


Koca Yunus her ne kadar, “Âşıklar ölmez” dese de Azerbaycan’da bir âşık ölmüştür, biline.

Zelimhan (Selimhan) Yakup için âşık, şair, ozan demekte bir beis yoktur; çünkü onda, bunların hepsi mevcuttu. Dahası vardı,Sözle yatıp sözle kalkan” Zelimhan için deyilesi; halktan biriydi o, halkçıydı, halk ozanıydı, hatipti, tabiatseverdi ve dahası, ansiklopedik/güçlü bir hafızaya sahipti.

Azerbaycan’ın bu yürekli evlâdı Zelimhan Yakup, 21 Ocak 1950’de dünyaya merhaba; 66 sene sonra, bu defa 9 Ocak 2016’da elveda diyerek bir rüzgâr gibi geçip gitti.

Onun, bir kitabının arka kapağında şu dörtlüğü kayıtlıdır:

Yaşanan en şirin arzuyla, kâmla

Sevincin sel olur, derdinse damla.

Üretken verilen hoş bir selamla

El eli ısıtar, kanı kan çeker.

Kanı kan çekmişti ki Zelimhan Yakup, 5, 6, 7 Kasım 2008’de düzenlenen 16. Hazar Şiir Akşamı’na katılmak üzere Elazığ’a gelmişti. O gün kürsüye çıkanda ne demişti bakın;

“Men Mevlâna değilem sözden sarayım ola, melekler taim ola / Men Mevlâna değilem Tanrı’dan paim ola; o, hazine sahibi, men bir kimsesiz yazık… Ne ola ki menim de karşıma çık…”

Notlarım arasında Zelimhan Yakup’un bir sözü vardır ki bilmiyorum, acaba o, bu sözü mecnunu, delisi, divanesi bol Elazığ’ı görüp tanıdığında mı söyledi;Mecnûnu olmayan şehere yazık!” dedi. Hatta bir de bu sahada bimarhânesi bulunan bu aziz şehri böylece yüceltmiş oldu.

Çok değil, iki sene sonra 2010 Mayısında Zelimhan Yakup’la Afyon/Sandıklı’da bir şiir gecesinde yine beraberiz. Bu kez, “Yeşil Ağacın Altı”nı söyleyecektir ozanımız;

Saçağı terpenir tellerin kimi

Yarpağı oynaşır ellerin kimi

Düğmesi açılıp tüllerin kimi

Bu yaşıl ağacın altı bizimdir.


Bu sevgi, bu layla, bu beşik bizim

Çeker nevbetimizi bu keşik bizim

Neyimize lazım ev-eşik bizim

Bu yaşıl ağacın altı bizimdir.


Su içer sevginin kökü ömürden

Sevgi el üzmesin tâ ki ömürden

Hoş bir hatıradır iki ömürden

Bu yaşıl ağacın altı bizimdir.

…………………………

Bir sensen, bir menem, bir yaşıl ağaç

Bu yaşıl ağacın altı bizimdir.

***

Olgun, verimli yaşında, bir yeşil ağacın altında yurt kapan Zelimhan Yakup için vefatının/vedaının haftasında MANAS’ta anma toplantısı yaptık. Ne çabuk öldü de ne çabuk biz onu anmaya durduk, hiç anlayamadım. MANAS’ın toplantı salonu tıklım tıklım doluydu. Manasçı Şener Bulut, o gün daha bir hareketli, heyecanlı; daha çok kılı kırk yaran bir titizlikteydi. Programın sunucusu S. Kaan Yalçın’dı; sunumu Bedrettin Keleştimur’dandı.

Programın başında üç kere telefonla Azerbaycan’a bağlandık. İlk bağlantımızı merhum ozanımızın oğlu Behlül Zelimhanoğlu ile yaptık. Bir insanın, henüz ölmüş babası hakkında konuşması ne kadar zordur, takdir edersiniz. Behlül Zelimhanoğlu, o zor konuşmayı yaptı işte bizim için.

İkinci bağlantımız, değerli insan, ziyalı/akademisyen Asif Rüstemli ile oldu. Son kez alo dediğimiz, yine bir Azerbaycan ziyalısı Bedirhan Ahmedov’du.

Zelimhan Yakup, kültür-sanat adamlığı yanında iki dönem de milletvekilliği yapmış biri. Zaten o, çalıp söylediği şiirleriyle ömür boyu milletin vekili değil miydi?

Yakup’un edebî kişiliğini o gün bize Fırat Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ercan Alkaya şiirlerinden örneklerle anlattı. Zelimhan Yakup’un, tehcirden dolayı Ermenilerden özür dileyen, Türk Devletinin de özür dilemesini isteyenlere hitaben yazdığı, “Türk, yağıdan üzr istemez” şiiri, doğrusu, hepimizi oldukça duygulandırdı.

Bu kez sıra, yine üniversitemizden Prof. Dr. Ahmet Buran’da idi. Buran’ın konuşması, “Azerbaycan’ın Türk Edebiyat Dünyasındaki Yeri ve Önemi” üzerine idi.

Buran Hocanın ardından toplantıya katılan ilimiz şairleri birer birer mikrofona gelerek duygularını ifade ettiler. Şiir okuyarak, konuşarak ve gerekse hatıralarını yâd ederek; Tuncer Sönmez, Şükrü Kacar, Gazi Özcan, H. Ergün Yılmaz, R. Mithat Yılmaz, Hüseyin Poyraz, Hadi Önal, Zekeriyya Bican, M. Faik Güngör, Nusret Özgen, M. Yalçın Azizoğlu.

Toplantının değerlendirme konuşmasını Dr. M. Naci Onur yaptılar.

Anma programının hitamında, Ahmet Remzi Erdoğan’ın kabak kemanesi eşliğinde topluca “Çırpınırdın Karadeniz…”

Öyle zannediyorum ki bu marşın şairi Ahmed Cevad ve dostları, cennetin kapı eşiğinde Zelimhan Yakup’u bir koro ile karşılayacak ve gür/gümrah bir sesle hoş-amed eyleyecekler;

Ayrı düştüm dost elinden

Yıllar var ki çarpar sinem

Vefalı Türk geldi yine

Selam Türk’ün bayrağına.

Kim bilir, belki Zelimhan Yakup da havayı biraz olsun yumuşatmak maksadıyla şu şiiriyle onlara merhaba diyecek;

Gafil ölmek istemirdim

Bir gözel öldürdü meni.

Sefil ölmek istemirdim

Bir gözel öldürdü meni.


Galbi keman, dili ney’miş

Aman Tanrı’m, bu kız neymiş?..

Gözel ölmek gözel şeymiş

Bir gözel öldürdü meni.

Gözel yaşayıp, gözel şeyler söyleyiben gözelce ölen gözel insan Zelimhan Yakup’a gözel Allah’tan mağfiret ve rahmet dileklerimizle…   


 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
12Ekm
05Ekm
28Eyl
21Eyl

Bir Şüşnaz Akşamına Dair

14Eyl

Nejat Yılmaz ve Şiiri

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.