BİZİM MARKET’ BİZİM MANAV’


 BİZİM MARKET… BİZİM MANAV… BİZE DÖNÜŞ…

Elazığlı olmayan,Elazığ’dan olmayan marka marketleri var Elazığ’ın…İsimleri;”M”ile ”B” ile başlayan,”C”ile ”Ş”ile ”A”ile başlayan kökü,sermayesi Elazığ’da olmayan,kazancı Elazığ’da olup harcamasını Elazığ’da yapmayan koca koca onlarca marka market…

Birde bizim marketlerimiz var…Kurucusu,sahibi ve ortağı Elazığlı olan,Elazığ’dan olan isimleri;MİSAŞ ,NOKTA ,ÖZTUNÇ ,HARMANŞAHLAR ,ÖZUĞUR olan…Dahası küçük sermayeleriyle tamamen yerli,onlarca isimle açılıp ayakta durmaya çalışan bazı küçük marketlerimiz…Dahası yinede var olmaya çalışan bakkallarımız var…Yine bizim olan bizden olan manavlarımız,kasaplarımız var…Kazandığını Elazığ’da harcayan,Elazığ’a harcayan bizim olan,bizden olan marketlerimiz,manavlarımız,bakkallarımız,kasaplarımız,ekmek fırınlarımız var…

Şimdi sorayım,alışverişinizi hangi marketten yapıyorsunuz?Nerelerden yapıyorsunuz?

Kendi soruma önce ben cevap vereyim:

Bazen Elazığlı olmayan marketlerden bazen alışveriş  yapıyorum,bazen onlardan alışveriş yapmak zorunda kalıyorum.ama çoğunlukla bizim dediğim marketlerden alışveriş yapmaya gayret ediyorum.Bizim kasaptan,bizim manavdan,bizim fırından…

Siz…Siz benim gibi mi yoksa daha ziyade bizden olmayanlardan mı alışveriş yapıyorsunuz?

Ne sorgu bu,ne yargı…

Yalnızca iyi niyet ve temenni…

Bizden olana biz sahip çıkalım,düşüncesi…

Okuyalım.

Yanlış anlaşılmasın  bahsettiğim o dışarıdan gelen ,güçlü marka marketler elbette Elazığ’da var olacaklar,elbette hizmetlerine devam edecekler…Onlara karşı olacak değiliz.Hatta onlardan bizim marketlerimizin –görüntü-adına ve müşteriyi etkileme adına öğrenecekleri ve öğrendikleri birçok ayrıntı var…

Onlarda var olsun ama bizimkiler yok olmasın.Çünkü biz iç içe geçmiş uzun,upuzun bir zinciriz,biz bu zincirin halkalarıyız.Güçlü halkalar,güçlü zincirleri imal eder ve o zincirleri kimse koparamaz.

Nasıl bir zincir mi?

Ben benim marketimden yapacağım alışverişimi…Benim alışveriş yaptığım market sermayesine ek ettiği parayla benim imalatçımdan alacak satacağı ürünü(en azından şekeri,yoğurdu,tandır ekmeğini,var olanı…)Dışarıdan marka ürünlerde gelecek elbette…Ama bizim marketimizin kazancı bize dönecek yine…Çünkü bizim marketin sahibi,ortağı Elazığ’da yaşıyor,arabasına Elazığ’daki benzinlikten yakıt alıyor.Elazığ’daki lokantadan yemeğini yiyor.Elazığ’daki esnaftan beyaz eşyasını alıyor.Çocuklarının alışverişini Elazığ’da yapıyor.Çünkü o, ya senin,ya benim, akraban veya komşun…Ya benim akrabamı, komşumu tanıyor.Ya senin.Düğünümüze geliyor,taziyemize uğruyor,hastayken soruyor.Görünce selam veriyor,elini tutuyor.

Dedim ya dışarıdan gelenlere sözümüz yok,onlarda olsun…

Ama biz yok olmayalım…

Bizim markete yönelelim,bizim kasaba,bizim manava,bizim bakkala…

Bizim terziye,bizim kunduracıya…

Bizim giyim mağazamıza,bizim beyaz eşyacıya…

Bizim AVM’lere dönelim…Kapalı Çarşıya,Şıra Meydanı esnafına,Bit Meydanına….Büyük Çarşı’ya,Elliler Çarşısına,Belediye İş Merkezine,Koloğlu Pasajına,Zırlıoğluna…Akgün AVM’ye…PARK23’e…Hazardağlı’ya…

Bizim Sanayi Sitesine…Bizim Organize Sanayi’ye…

Bizim tandır ekmeğimize,bizim ayranımız,sütümüz,peynirimiz,yoğurdumuz,şekerimiz…Ne varsa imal edilen bizden olana…Bize yönelelim.

Evet eksiğimiz var.Hatamız var…

Olsun.Önce destek olup sonra talep edelim,düzelmesi için birlikte gayret edelim…

Biz zincirin halkasıyız biz bizle büyür biz bizle güçleniriz.

Gelin biz,bir olalım…

Kolaydır eksik bulmak,yanlış görmek…Kolaydır karalamak…Gelin eksiğimizi birlikte düzeltelim…Birbirimize destek olup talep edelim,daha güzelini isteme hakkına sahip olup öyle isteyelim…

Konuyla direk alakalı değil ama kesişen noktaları var diye sizinle bir mesele paylaşayım.

Geçen gün bir vatandaşla görüşüyorum.Tanıdığım biri.Bu vatandaş ki yıllardır gazetemize elli kuruş verip almamış ama bedavadan internet sitemizden gazete okumanın zevkine varmış,hali vakti yerinde biri…Nasıl olmuşsa eline bizim gazete geçmiş.Bana anlatıyor,gazetenin kağıdı kalitesiz,renkler hoş değil,haberler zayıf...Son cümlesi;”bir gazete için elli kuruş istiyorsunuz ama karşılığı yok…”

Dur dedim…

“Bak dışarıda kar yağıyor,insanlar zar zor yürüyor,arabalar kayıyor.Ama sabahın köründe,buz gibi havada gazete aboneye,okuyucuya dağıtıcı tarafından ulaşıyor.Gecenin yarısında bu gazete matbaada basılıyor,katlanıyor,harmanlanıyor…Yazı İşleri Müdüründen muhabirine her çalışan elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışarak sabahtan akşama kadar bu gazete için uğraşıyor…Bunlar işin manevi tarafı…Birde maddi tarafı var.Bu gazetenin yalnızca matbaa masrafı 12 bin lira,çalışana ödeneni,vergisi,sgk’sı,şusu busu derken bu gazete için ayda 32 bin lira üzeri para harcanıyor…Bu gazete bir liraya değil elli kuruşa satılıyor ve sen elli kuruşun karşılığı yok diyorsun.

Var…Elli kuruşun karşılığı onlarca çalışan,alın teri,ekmek,umut,sevgi,gayret…”dedim,içimi döktüm…

Anladı mı?zannetmiyorum.Belki bu yazıyı okuduktan sonra tekrar düşünür…

Yaşadığım bir misaldi diye anlattım…Yukarıda yazdıklarım ve gazete örneğini bir arada düşünün.

Sözün özüne dönelim.

Gelin biz olalım,bize dönelim…Elin tarlasında buğday ekip saman biçmeyelim…

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
29Eyl

Gürsel Erol İçin

11Eyl

Fırıncılara Haksızlık Etmeyin

04Eyl

Sıcak Ekonomi 

28Ağs

Atatürk kıssaları ve hisseler

05Tem

Elazığ’a Bakan! 

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.