İstanbul Yenikapı’dan Elazığ, İnce Mitingine… Kalabalıklar Arasından Millet Bahçesine…


 

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin 24 Haziran seçimleri kapsamında gerçekleştirdiği İstanbul mitinginde coşkulu bir konuşma yaptı. Çok kalabalık bir topluluğa hitap eden Erdoğan, konuşmasının her faslında Cumhurbaşkanı adayı olan Muharrem İnce’ye göndermelerde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Yenikapı mitinginde hükümetin yaptığı icraatları anlattı, yapacakları icraatları da müjdeledi…
Aynı gün Elazığ’da da Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce İstasyon meydanında miting yaptı. Miting meydanı doluydu… Elazığlılar, ellerinde Türk bayraklarıyla meydana gelmiş, Muharrem İnce’nin mitingi için meydanı doldurmuştu. Heyecanlı bir topluluk vardı. Tunceli mitinginden koşturarak Elazığ’a gelen İnce, yaklaşık yarım saat miting meydanında kaldı. İnce’de, zaman zaman Erdoğan’a göndermelerde bulundu.
İki miting aynı gün yapılıyordu…
Muharrem İnce’nin mitinginin son bulduğu saatlerde, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mitingi başlamıştı.
Buraya kadar haber tarzı yazdık da, devam edelim…
Başbakan Binali Yıldırım’da Elazığ’a gelmişti. Demokrasi Meydanında (PTT Meydanı) konuşmuştu. İstenilen, arzu edilen bir kalabalık yoktu Başbakanın mitinginde.
Başbakan, müjde diyerek, “yılan hikayesini” bile sollayan Elazığ Stadı’nın ihale tarihini vermişti…
O tarihten düne kadar, ne hükümetten bir yetkili, ne milletvekillerimizden biri, ne vekil adaylarımızdan herhangi biri, farklı bir müjde vermemişti!
Eee diyeceksiniz, ne demek istiyorsun…
Devam edelim.
Muharrem İnce’nin mitingine dönelim… İnce’nin mitingi Elazığ için önem arz ediyordu. Çünkü yıllardır Elazığ, siyasi olarak CHP’ne yakın bir tavır sergilememişti. Ali Özcan ile yükselen oylar, CHP’nin Elazığ adayı Gürsel Erol’un; yoğun çalışması, sempatisi, sıcakkanlı tavırları, birlik-beraberlik mesajları, kavgacı olmayan tutumu ile yükselen bir görüntüyü karşımıza çıkarıyordu. İşte tam bu aşamada, acaba Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’yi Elazığ nasıl karşılayacak sorusu soruluyordu… Karşılama, siyasi miting tahminlerinin üstüne çıktı… Miting meydanı dolmuştu.
Yine geriye dönelim…
Başbakan Binali Yıldırım’ın Elazığ Demokrasi Meydanında yaptığı mitingin ardından aynı meydanda Cumhurbaşkanı adaylarından Meral Akşener boy gösteriyordu…
Reklamsız, tanıtımsız olmasına rağmen Akşener, meydanı doldurmuştu. İYİ Parti’nin birinci sıra milletvekili adayı Yavuz Temizer’in sevgisinin de etkili olduğu, Meral Akşener mitinginde, bir mesaj veriyordu… Dip dalga!
Bağla şu konuyu diyeceksiniz.
Tamam…
Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce Elazığ mitingini bitirip Tokat’a doğru yol alırken, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan,İstanbul Yenikapı mitinginde konuşuyordu… Hizmetlerini anlatıyordu, yapımı tamamlanmak üzere olan icraatları söylüyordu… Birde yapacaklarını anlatıyordu…
Millet Bahçesi dedi konuşmasının sonuna doğru…
Elazığ dedi ardından…
Cümleyi özetleyelim.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elazığ’da yaklaşık 26 dönümlük yeri, hemen süratle (TOKİ yeni projesini hazırlıyor, çarşambaya kadar ilk taslağı bize getirecek) Orayı da Elazığ’a, bir millet bahçesi olarak kazandırıyoruz. Güzel bir yere bir şehitler anıtı da koyacağız.” dedi.
O yer, terör saldırısında hasar görmesinden sonra yıkılan, üç polisimizin şehit olduğu ve 250 yarılının olduğu, Elazığ Emniyet Müdürlüğünün eski binasıydı…
Yukarıdan aşağıya yazdığımı karşılaştırmalar yaparak yorumlayın.
Bitmedi daha yazıyorum ama…
Siz kıyaslama, karşılaştırma yapadurun. Ben Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın Elazığ’a gönderdiği müjdeye sevindiğimi sizlerle paylaşayım.
Kafama takılan sorular var, sorsam mı?
Başbakan Elazığ’a geldiği zaman, Elazığ mitinginde, bu müjdeyi niye veremedi diye sorayım mı?
Niye şimdiye kadar hiçbir vekilimiz, bu konuda bu müjdeli haberi heyecanla bizimle paylaşmadı, diye sormayayım mı?
Hatta niye Sayın Cumhurbaşkanımız millet bahçesi projesini ilk dillendirdiği günlerde, sonraki günlerde, Elazığ ismini anmadı da, niye İstanbul mitinginde bu müjdeyi verdi diye sorularımın olduğunu söylemeyeyim mi? (Ha belki çalışmalar o güne kadar devam ediyordur)
Ne diyorsun Kuşcubaşı, “koskoca Cumhurbaşkanı, koskoca şehir İstanbul’da, koskoca mitingde, Elazığ dedi ve Elazığ’a manen haz verecek bir hizmeti müjdeledi, neyi-niye soruyorsun” diyebilirsiniz.
Haklısınız…
Ben zaten müjdelenen hizmetin güzelliğine eyvallah diyorum…
Elazığ adına teşekkür ediyorum da…
“Da”ne…
Yok bir şey!
Ama bunu da söyleyeceğim canım… Bu kadarını da içimde tutamam.
Cumhurbaşkanımız ta İstanbul’dan Elazığ’a, Millet Bahçesi sözü verdi de, daha bu müjdeli söz, haber olur olmaz, AKP Elazığ milletvekili adaylarımız, bazı eski vekillerimiz ne diye, nasıl sahiplendiler bu konuyu?
Cep telefonlarına mesajlar geliyor, sosyal medyada paylaşımlar yapılıyor:
“Girişimlerimiz sonucu, Cumhurbaşkanımız, Elazığ’a, Emniyet Müdürlüğünün eski arsasına Millet Bahçesi yapıyor”
Allah için söyleyin, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın; Elazığ Millet Bahçesi olarak müjdelediği bu konunun, girişimini ne zaman yaptınız?
Neden Başbakan Binali Yıldırım’ın bu girişimlerden haberi olmadı? Olsaydı söylerdi, değil mi?
Bu girişiminizi Ramazan ayı boyunca her gün mahalle mahalle verdiğiniz iftar yemeklerinde, mini mitinglerinizde vatandaşla paylaştınız mı?
Biz mi duymadık, biz niye duymadık?
Girişim yapıp, bunu sır gibi saklayıp, Cumhurbaşkanımızın müjdesine Elazığ’ı dahil etmeye sebep olduysanız Allah sizden razı olsun. Ne diyelim?
Vallahi, samimi söylüyorum.
Ama eğer girişim diyorsanız, girişim öncesi teklif ve bunu kamuoyu ile paylaşım diyorsanız, bu önceliği ben Hazar Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Prof. Dr. Bilal Çoban’a veriyorum… Çünkü bu konuya ilk o değindi… Projesiyle birlikte kamuoyuna duyurdu.
Şimdi yerel medyanın hakkını da inkar etmeyelim.
Günışığı, Hakimyet, Fırat, Haberkent gazeteleri ve haftalık gazetelerimiz konuyu defalarca gündeme taşıdı.
Naçizane ben köşemde bu konuyu, hem de tam ifadesiyle değerlendirip,bu alanın şehitlik parkı olmasını,bir anıtın yapılmasını ifade ettim.
Görsel medyamızın bu konuda haberlerini ve haber programlarını hatırlıyorum.eski Kanal23, Medya Analiz programında bu konuyu çok net bir şekilde dile getirmişti.
Kanal Fırat defalarca haberlerinde değerlendirme yapmıştı.
Hatta Zülfü Bal kardeşimiz, Kanal Fırat da yaptığı  sabah programında bu konuda değerlendirmelerde bulunmuş, benimde katıldığım bir programda bu alanın, yeşil alan olarak değerlendirilmesi, şehitlik anıtının yapılmasını belirtmişti(aynen bizim teklifimizdi,-girişim mi bu bilmiyorum).Eğer gerekirse elimize üçer adet fidan alıp,bu alana dikerek,bunu kampanya şekline getirip,Elazığlılarla burayı beton yığını haline getirmemek için çaba sarf edelim demiştik. (Zülfü Bal o programı keşke gündeme getirse)
O dönemlerde vekillerimiz sessizdi. Hatırlayalım, TOKİ iki defa ihale yapmıştı ve iptal edilmişti.
Sessizlik devam ediyordu.
Ya da bizim duymadığımız sesler vardı.
Ta ki Pazar gününe kadar, Cumhurbaşkanımız müjdeyi verene kadar da, sessizlikleri devam etti…
Neyse…
Olan, güzel oldu…
Sözü verene, söz tutulursa-sözü tutana teşekkürler.
Bizim gayretlerimiz, yazılarımız, haberlerimiz mi sebep oldu?
Keşke…
Sizin girişim dediğiniz(cehaletime verin, okumadım-duymadım diye böyle yazıyorum) şey mi sebep oldu?
Bilmem…
Sebep belli…
Kimse sebep! Sebep olana teşekkürler.


KISSADAN HİSSE

Mevlana Hazretleri, talebelerinin biriyle yürürken, yol kenarında birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görürler.
Yanındaki talebesi:
-Güzel bir kardeşlik örneği, der. Keşke insanlar da bundan ibret alsa.
Mevlana, tebessüm ederek karşılık verir:
-Aralarına bir kemik atıver de, gör kardeşliklerini.
Buna Mevlana uyku kardeşliği diyor. Uyanınca menfaat dünyasına dönüyor ya herkes ve kardeşlik ne yazık ki bitiyor.
Mesele uyanıkken kardeşliğimizin devam etmesi.

DAMLALAR

Doğdular, dünya dediklerine…
Birbirlerini yiyerek doydular,
Şaştılar kendi ettiklerine
Kendi mezarlarına 
Kendilerini koydular.

Doğdular dünya dediklerine…
Hak yediler, hukuk yediler
Yaşadılar,
Kibir çöplüklerinde.
Korkmadılar Allah’tan
Korkmuş gibi yaparak
Münafıklıklarını gizleyip
Vicdanlarını soydular.

Doğdular dünya dediklerine…
Dünya doğulacak yer değildi halbuki
Dünya doyulacak yer değildi…
Öyle sandılar!
Doğdular
Yaşatmadan, yaşadıklarını sanıp
Dünyayı gözlerine koydular.
Oydular gözlerini iki karınca,
Hak divanına varınca,
Biz kimiz diye sordular…


SÖZLER

*Yolunu değiştirmeden gittiğin sürece ne kadar yavaş gittiğinin bir önemi yoktur.( Konfiçyüs)
*Hiçbir şey insan kadar yükselemez ve onun kadar da alçalamaz. (Friedrich Holderlin)
*Önemli olan, söylenenin ne olduğu ya da nasıl söylendiği değil, nasıl anlaşıldığıdır. (Guy Hunter)
 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
11Eyl

Fırıncılara Haksızlık Etmeyin

04Eyl

Sıcak Ekonomi 

28Ağs

Atatürk kıssaları ve hisseler

05Tem

Elazığ’a Bakan! 

27Haz

41 yıl sonra Gürsel Erol

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.