Zamanda Yolculuk


Zamanda yolculuk yapıyorum…1980 yıllarına  gidiyorum.
O yıllarda en büyük zevkim, Elazığ’da yayın yapan ve yayınlarını dükkan camekanına asan yerel gazeteleri okumak. Bu yüzden okula giderken erken çıkıyorum evden, Yolumun üstünde bulunan Nurhak, Uluova ve Turan gazetelerinde  haberleri okuyorum. Vaktim varsa köşe yazılarını da okumayı ihmal etmiyorum. Bu günlük bir tören geleneği halini alıyor.
Her geçen gün gazeteler camekandan beni bağlıyor. Evde de özellikle hafta sonları Tercüman gazetesi giriyor. Merhum Şeyül Muharirin Ahmet Kabaklı, rahmetli  babamın dayısı oğlu, o isim beni daha çok bağlıyor, gazeteye, yazıya…
Bu arada ortaokul yıllarında başlayan şiir yazma alışkanlığım ufak ufak fıkra tarzı yazılarla devam ediyor. Sonra… İçimde benim yazılarım, şiirlerimde çıkar mı acaba bu gazetelerden birinde diyorum. İçimde tutuşan alevle Ahmet Kabaklı’nın yeğeni Serhat Kabaklı’nın yanına gidiyorum. Anlatıyorum içimde olanları, Serhat abi beni biliyor, yazılarımı da… Tutuyor elimden Türkiye’nin en köklü yerel gazetesi olan Turan Gazetesi’ne götürüyor. Turan ailesiyle tanışıyorum. Haftada bir Salı günleri Çerçeve ismiyle bir köşe veriyorlar bana, haftada bir şiirler, küçük yazılar yerleştiriyorum o sayfaya. Rahmetli İsmet Turan ağabey, her gittiğimde gazoz ısmarlıyor. Dünyanın en mutlu, genç gazetecisi ve köşe yazarı oluyorum bir anda.
Aynı dönemde tanışıyorum üstadım Şeref Tanla…Yazılarıma yol veren, şiirlerime nefes veren rahmetli Şeref ağabeyimle şiir atışmaları yapıyoruz da o dönem dizi filim gibi heyecanla takip ediliyor atışmalar… Sonra ikinci sayfadan Şeref Tan ağabeyimin kibirsiz yüreği sayesinde birinci sayfaya taşınıyor yazılarım Horata sayfasını birlikte çıkarıyoruz. 
Sonra…
Yüksekokul okuduğum yıllarda Harput Kültür Vakfı ile birlikte birçok isimle tanışıyorum. Fethi Özbay sayesinde girdiğim vakıfta İbrahim Taşel ile tanışıyor sonraki dönemde Bayrak Gazetesi haftalık kültür sohbetleri, Islahat Partisi çalışmaları derken iş ilk radyo FM 23, Spot Ajansa uzanıyor…”Artık Radyolarınızın Üstü Toz Tutmayacak” sloganıyla başlıyorum İbrahim Taşel’in sahibi olduğu Spot ajans ve FM 23 radyosunda ki görevime. Program metinleri ve reklam spotları hazırlıyorum. Rahmetli Özer Gözler’in( Stüdyo Kemaliye’nin sahibi)  sayesinde öğrendiğim 24 kanallı ses mikserini kullanıp ses kayıtları alıyor, kasetlere program aktarıyorum. Bu arada haftalık olarak yayınlanan Yunus Çelik ağabeyimizin Yeni Çağ gazetesinde Şeref Tan ile birlikte oluyorum. Yunus ağabeyle İbrahim Taşel Hocamızı tanıştırıp bugün var olan Günışığı Gazetesi’nin temellerini attırıyor ve bu gazete de o günden bugüne ortak, Yazı İşleri Müdürü, Genel yayın Koordinatörü ve yazar olarak görev yapıyorum.
Kaç yıl geçmiş aradan diye bakıyorum. Bu zaman yolculuğunu içene bakıp, gazeteciliğe başlayışımın ve Günışığı ile yola devam edişimin ardından geçen zamanı sayıyorum.
Şimdi 49 yaşındayım, 31 yıllık gazetecilik ve yazarlık dönemini geride bırakmışım ve bu 31 yılın 22 senesi günışığı ile geçmiş…Şükürler olsun Allah’a…Gazeteciliğin gazetecilik olduğu dönemde, Valilerin, Emniyet Müdürlerinin, Vekillerin ve bir şehrin; gazete ve  gazeteciye, yazara değer verdiği bir dönemde Murat Kuşcubaşı olma lütfunu gösteren yaradana şükrediyorum. 
Şimdi günışığı gazetesi 22 yaşında ve 23. yıla adım attı… Dünden bugüne gazeteye samimi olarak emekleri olan her isme teşekkür ediyorum. Vefat eden Ünal Akbay, Çetin Kurtoğlu, Mustafa Öz ve son dönemde bizim sayfalarımızdan ayrılıp rahmete kavuşan Bünyamin Eroğlu’na rahmetler diliyorum.
Bütün okuyucularımıza ve Elazığlılara bu gazeteyi sevip sarmalayanlara gönül dolusu teşekkür ediyorum. Umarım her daim var olur günışığınız.
Zamanda dünden bu güne bir yolculuk yaptım kendi dünyamda, sizinle paylaştım. Sıktıysam af ola…

ÇORDİK
Çordik nedir bilir misiniz?
Elazığ ağzında çordik derler.
Bakın neymiş?
Yaz döneminde göveren ve sonbahara kadar yaklaşık bir metreye kadar uzayan köksüz bir bitkidir. Bu bitki sonbaharda kururu ve köksüz olduğu için rüzgar esince adeta bir top halindeki gövdesiyle rüzgarın yönüne göre savrulur…
Niye çordik tarifi verdim. Söyleyeyim.
Ben fitneyi ve iftirayı çordiğe benzetirim hep. Kösüzdür, bir halt değildir yani.Kuruyunca rüzgarla savrulur öteye beriye…Kirletir ortalığı... Sonrası mı? Sonrası odun sobası…Toplanır ve sobada çıtır çıtır yanar çordikler…

ŞEMS’TEN
Şems dedi ki; “Anladım ki, insanlar susanı korkak, görmezden geleni aptal, affetmeyi bileni çantada keklik sanıyorlar. Oysa ki; biz istediğimiz kadar, onlar hayatımızdalar, göz yumduğumuz kadar dürüstler ve sustuğumuz kadar insanlardır”
Şems dedi ki; “Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma.
Bütün kapılar kapansa bile sonunda ‘o’ kimsenin bilmediği patikalar açar.”
Şems dedi ki; “Bildiklerini unut. Diyor dost. Gel al eline bir silgi, şu yeni başlayan güne bilgilerini silmekle başla. Zanlarını, yargılarını, önyargılarını ve dahi bütün genellemelerini koy bir çuvala ve hepten terk et. Gıybet etme sakın,… bil ki dedikodu denilen şey mıknatıs gibi kötü enerji çeker. Kimsenin aleyhine konuşma, uzaktan atıp tutma, insanları kem dille yargılama, bil ki yanılırsın” 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
30Ekm

Zamanda Yolculuk

29Eyl

Gürsel Erol İçin

11Eyl

Fırıncılara Haksızlık Etmeyin

04Eyl

Sıcak Ekonomi 

28Ağs

Atatürk kıssaları ve hisseler

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.