10 KASIM


 10 KASIM

Sevgili günlük,

Bugün 10 Kasım 2016 Perşembe. Bugün benim için farklı bir gün oldu. Sabah uyanır uyanmaz bir karar aldım ve günümü sadece sahip olduğum iyi güzel tüm şeyleri fark edip şükrederek geçirmeye karar verdim. Yani bir nevi bugün benim şükran günüm olsun diye düşündüm. Şimdi seninle sabahın ilk saatlerinden itibaren şükrettiğim şeyleri paylaşacağım.

Ben bu sabah ezan sesiyle uyandım. Yataktan doğrulup, minarelerden yükselen, uzak-yakın tüm ezanları huşu ile dinledim. Ya böyle olmasaydı diye geçirdim içimden. Ya; minarelerinde ezan sesi olmayan bir vatanda yaşamak zorunda olsaydım diye düşündüm. Geçici süreliğine de olsa, bu durumu yaşamış, gurbette kalmış biri olarak bu büyük nimet için Allah’a şükrettim.

Namazdan sonra bir türlü uyku tutmayınca spor yapmaya karar verdim. Sabah yürüyüşü yapmak için en iyi yer Kültür Park diye düşündüm. Arabayla yola çıktım. Yolda düşündüm: “ya kadınların araba kullanamadığı, dışarıya yanlarında bir erkek olmadan çıkamadığı” bir düzenimiz olsaydı nasıl olurdu diye. Ürktüm, ne yalan söyleyeyim. Bu yaz ziyaret ettiğim Ortadoğu ülkesi geldi aklıma. Offf ne ürkütücü bir manzaraydı o öyle. Yok, yok moralimi bozmayacağım, iyi şeyler düşüneceğim. Özgür bir kadın, özgür bir birey olduğum için şükredip, girişte arabayı park ettim ve yürüme parkuruna geçtim. Harika güz esintisiyle beraber yürümek çok iyi geldi. Yorulunca bir ara çevre yoluna bakan bir banka oturup gelip geçen arabaları ve yayaları seyrettim. Trafik ışıklarında duran biri kız diğeri oğlan iki çocuğun, gelip geçen arabalardan dilenmelerini seyrettim hüzünle. Muhtemelen Suriyelidirler diye düşündüm. Vatansız olmak, başka topraklara göç etmek nasıl büyük bir kâbus olurdu diye düşünmeden edemedim. Açıkçası tahayyül bile edemedim vatansızlığı. Allah korusun böyle bir şey başımıza gelse nereye gider, ne yaparız diye korkuyla geçirdim içimden. Düşünmesi bile öyle korkunçtu ki, aklıma geldiği gibi savuşturdum tüm vatansız kalma kâbusunu. Şükürlerin en büyüğünü o an bağımsız bir Türkiye’de yaşıyor olduğum için sundum Allah’a...

Kafamı dağıtmak için yan bankta benim gibi yürüyüş yaparken dinlenme molası veren üniversiteli bir çiftin konuşmalarına kulak verdim. Tatlı tatlı siyaset konuşuyorlardı. Konu Amerika’daki seçimdi.  Kendi kendime, ABD’de olmadı ama keşke bizde kadın bir siyasetçi başkan olsa diye geçirdim. O an, evden çıkarken düşündüğüm konu; yani kadınların dışarıya dahi çıkamadığı ülkeler geldi aklıma. Seçme ve seçilme hakkına sahip olmak ne büyük bir nimetmiş dedim usulca. Al sana şükredilecek bir mevzu daha.

Neyse yürüyüşümü tamamlayıp eve döndüm ve hazırlanıp üniversiteye gittim. Bütün gün ders anlatarak geçti. Özellikle öğleden sonraki lisansüstü öğrencilerine verdiğim özel bir paket programın mühendislik uygulamalarında kullanışına dair dersi çok severek anlattım. Dünyanın en güzel şeyi öğrenmek olsa gerek. Eğitim almak, okumak, keşfetmek sahip olduğumuz ama ne kadar kıymetli olduğunu unuttuğumuz başka büyük bir nimet. Hele hele bir kadın olarak eğitimli olmak fazladan şükredilecek bir konu.  Hadi bunun için de kocaman bir şükür gelsin…

Akşam okul çıkışı markete uğradığımda, para kazanan ekonomik gücü olan bir kadın olmak nasıl da güzelmiş diye geçirdim aklımdan. Ehh bir şükür de bunun için gerekliydi, yine şükrettim.

Evde huzur içinde yemeğimi yiyip, televizyonumu seyrettim, kitabımı okudum. Son olarak yatmaya gitmeden önce sahip olduklarımla mutlu olup şükredebildiğim şeyleri seninle paylaşmak istedim...

Son cümleyi yazıp uyuyacağım, ama sanki unuttuğum bir şey var… Neydi acaba? Neydi acaba?

Neydi? Neydi? Neydi? Neydi? Neydi? Neydi? Neydi? Neydi? Neydi? Neydi? Neydi? Neydi? Neydi? Neydi? 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
30Ağs

Okumayı Sevdirmek

02Ağs
30May

Mezuniyetin Ardından

20May

Demedi Demeyin

01May

Ben mi, Biz mi?

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.