ERKEK İLMİHALİ


Özgecan’mış adı. Üniversitede okuyormuş, daha birinci sınıftaymış. Şarkı var ya hani; “Leyla bir özge candır, kara gözlü ceylandır”. Belki de doğduğunda ceylan gibi gözleriyle bakıvermiştir annesine, oradan gelmektedir isminin anlamı. Acaba, ne zaman psikolog olmaya karar verdi Özgecan? Tecavüzcü, katil, sapık psikolojisi anlatıldı mı derste? Dinledi mi dersi Özgecen can kulağıyla? Belki de gelememişlerdir daha o üniteye? Ya ölümün soğuk yüzünü hiç getirmiş midir aklına körpecik yaşında? Bıçak darbeleriyle can çekişirken çok çığlık atmış mıdır? Sesi kesilmiş midir bir yerden sonra? Tırmalarken celladının sefil suratını, az da olsa soğumuş mudur yüreği? Son sözü ne olmuştur acaba? Anne mi demiştir, yoksa kurtarabilsin diye baba mı demiştir?

Son üç gündür televizyonda, gazetelerde, sosyal medya ortamlarında, hatta evde, okulda her yerde Özgecan konuşuluyor. Milletçe gül yüzlü gencecik bir kızın canice öldürülüşünün haberini takip ederken -ki bu ne ilkti ne de son olacak- diğerlerinden daha bir beter dağlanıyor yüreklerimiz. Özgecan’ın hikayesi o kadar bizden, o kadar tanıdık, o kadar başa her an gelebilesi bir durum ki. Sabah okula sütünü içip giden, akşam eve dönmeden önce annesini arayıp döneceği saati söyleyen, dolmuşa binen, dolmuşta son yolcu olarak kalmaktan korktuğundan çantasında sprey saklayan yüzlerce bizden, binlerce bizden, sadece biri Özgecan.  

Özgecan’ın katledilişiyle beraber sürekli artan çocuk ve kadın cinayetlerine gösterilen tepkilerde patlama oldu. Sosyal medyada duyarlı vatandaşlar günlerdir paylaşımlarda bulunuyor. Birçok köşe yazarı konunun üstünde duruyor. Sivil kuruluşlar olayı lanetliyor. Halk protesto edip siyahlar giyiniyor, hatta medya ekran karartıyor. İdam cezasının geri gelmesi gündeme geliyor. Ayrıca bu olayla birlikte, birçok kadın kendi hikayesini paylaşıyor hemcinsleriyle. Hafızaların en derinlerine saklanan itiraflar çıkıyor gün yüzüne. Biri “birgün okuldan dönüyordum ki karşıma birisi çıktı...” diye başlıyor hikâyesini anlatmaya. Diğeri; “Balkona çıkmıştım, karşı komuşunun kocası kendi balkonandan bana şöyle şöyle dedi….” Diye devam ediyor. Öteki, şehirlerarası otobüste arka koltukta oturup kendisine dokunmaya çalışan serseriden bahsediyor. Beriki, öğretmeninin kendisini laboratuvarda sıkıştırmasından bahsediyor. Hikayeler farklı olsa da dile dökülen duygular için benzer sözcükler kullanılıyor hep: “çok korkmuştum, ağlıyordum, kimseye söyleyemedim...”. Bizim hikâyelerimizin sadece sonu Özgecan’ınki gibi olmadı. Hepsi bu… Ne güzel demiş, Beren Saat; “ben tecavüzün kıyısından teğet geçtim” diye. Ama şimdilik… Yarın akşam, hatta tam şu anda sizler bu satırları okurken bir sefil daha tazecik bir cana kıyıyor olabilir.

Bu kadar elemli bir ölümden iyi bir sonuç çıkarmak mümkün değildir elbette, ama işte tam da şimdi, gösterilen tepkiler yerine ulaşır belki bir şeyler değişir diye umut ediyoruz ki, karşımıza içimizdeki canileri desteklercesine fütursuz laflar eden zavallılar çıkıyor. Mini etek giymeye bağlıyor cinayetlerin sebebini bir primitif adam. O da adam mı ki, sözüne itibar edilsin diyorum önce. Derken başında örtüsüyle sözüm ona yazar bir bayan laikliğe bağlıyor Özgecan’ın ölümünü. Başörtülü kızlara hiç tecavüz edilmezmiş, onlar tacize maruz kalmazlarmış gibi. Başka bir yazar müsveddesi şehir yaşamında kadının dışarda oluşuna bağlamış olayı, köydeki yaşmaklı kıza, ne kızı küçücük çocuğa hiç tecavüz edilmemiş gibi. Kızlarınıza çığlık atmayı öğretin diyen devlet adamını ise hiç mi hiç hatırlamak istemiyorum şu an.

Velhasıl kelam, önüne gelen sebep ve suçlu arıyor. Ben de düşünüyorum, nasıl bu hale geldik, nerede hata yaptık diye. İlk ne zaman bozulmaya başladık diye düşünüyorum. Aklıma ilkokul beşinci sınıfı bitirdiğimiz yaz gittiğim Kur’an kursu geliyor. Hacı Sabri camiinin imamı elifbayı bitirip Amme’ye geçen kızlara birer KADIN İLMİHALİ dağıtıyor. Erkeklere ise lokum ve şeker. Bugün tam da Özgecan’ın yasını tutarken sorduğum soruyu, o gün Kur’an hocasına 10 yaşın verdiği saflıkla sormuştum: “neden ERKEK İLMİHALİ yok, neden sadece kadın ilmihali var? Neden erkeklere ERKEK İLMİHALİ dağıtmadın da lokum verdin” diyorum? Kızıyorum imama hem bana lokum vermediği, hem de kız erkek ayırımı yaptığı için. Sonra sonra öğreniyorum ki, hiç erkek ilmihali yazılmamış bu coğrafyalarda. İmamın suçu yokmuş meğer. Haa, bir de o kadın ilmihallerini de hep erkeklerin yazdığını öğreniyorum. Şaşırıyorum büsbütün.

Kadın olmanın kitabını cep boy, küçük boy, büyük boy demeden basmışlar da basmışlar. Özel haller diye başlayıp, namazdan abdestten bahsettikten sonra her kitapta mutlaka kadın itaat etmelidir, kadın kanaatkâr olmalıdır, kadın edepli olmalıdır diye uzun uzun anlatmışlar düzgün kadın olmanın yollarını. Kadının kocasının sözünden çıkmaması gerektiğini anlatırken, örnek vermiş yazarın biri; “bir kadın annesi yada babası ölümcül derecede hasta bile olsa ailesini ziyaret etmek için kocasından izin alırsa cennetliktir” diye. İlk okuduğumda da sormuştum, bugün de soruyorum, kadına o izni alırsa cennete gideceğini yazan ilmihal, o izni vermeyen kocanın cehenneme gideceğini neden yazmadı?

Neden boy boy her ebatta ERKEK İLMİHALİ basılmadı? Neden? Eş olarak erkek, baba olarak erkek,  yönetici olarak erkek neden tarif edilmedi? Erkeğin kibarlığı, erkeğin vefalılığı, erkeğin hayası, iffeti, namusu neden yazılmadı? Sahabeden kadın örnekleri verilen onlarca ayrı yazarın elinden çıkmış kadın ilmihallerine karşılık neden erkeğin kadınına karşı haklarını anlatan bir erkek ilmihali yok? Neden?

Neden Peygamberin özel hayatında erkeklerin örnek alması gereken tek şey çok eşliliğiymiş gibi gösterildi de, 25 yaşındayken evlendiği 40 yaşındaki Hatice’ye duyduğu sadakat, sevgi ve aşk anlatılmadı?

Neden kadına nasıl giyineceği anlatıldı da, erkeklere kadın nasıl giyinirse giyinsin bakmaması gerektiği anlatılmadı?

Neden erkeğin elinin kiri sayılan zina, kadında namus lekesi diye gösterildi? Değil mi ki, islam her ikisine de haram demişti, her ikisini de aynı yargılayacaktı. Neden namus kadınla özdeşleştirildi?

Neden biz kadınlara durmadan iffet sembolü Rabia anlatıldı da, erkek ilmihalleri yazılıp onlara da uzun uzun Yusuf’un iffeti anlatılmadı? Neden birileri YUSUF BAŞTAN AŞAĞI İFFET OLDUKTAN SONRA ZÜLEYHA AFET OLSA NE YAZAR” demedi (NFK’dan alıntı)?

ERKEK İLMİHALİ yazılsaydı, tecavüzcü erkek okusaydı. ERKEK İLMİHALİ yazılsaydı çocuk katili erkek okusaydı... ERKEK İLMİHALİ yazılsaydı sübyancı erkek okusaydı? …. Kim bilir belki o zaman Özgecan’lar ölmezdi,  haaa?

Özgecan’ların ölmediği bir dünya hayaliyle, sevgiyle ve sağlıcakla kalın, e mi!

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
30Ağs

Okumayı Sevdirmek

02Ağs
30May

Mezuniyetin Ardından

20May

Demedi Demeyin

01May

Ben mi, Biz mi?

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.