Sizin hiç anneniz öldü mü?


Ayşe Arman 23 Mart 2017 tarihli köşe yazısında Chicago’da yaşayan Türk genetikçi Hande Özdinler’ in annesinin ölümünün ardından yazdığı “Mitokondrisi Bende Kaldı” başlıklı yazısını paylaştı. Özdinler’ in yazısı annelerin evlatlarına aktardığı mitokondri hakkında basit genetik bilgiler içermenin yanı sıra, duygu yüklü olması açısından da çokça beğenildi ve sosyal medyada sıkça paylaşıldı. Ben de o sıralar yazıyı okumuş, hatta bilim teknoloji sayfalarında kısa bir araştırma yaparak gerçekliğini araştırmıştım. Ardından sabun köpüğü gibi aklımdan uçuvermişti. Ta ki, 10 gün önce miras olarak mitokondrisini bırakarak giden annemin ardından değerli bir hocam yazı linkini tekrar gönderinceye kadar... 
Yazıyı tekrar paylaşmayacağım, merak edenler internette kolayca bulabilirler. Benim anladığım kadarıyla, insanlar babalarından ziyade annelerinin genini taşırlarmış. Çünkü hücrelerimizde bulunan mitokondri adı verilen minik organeller yalnızca anne bireyden geçermiş. Bu yüzden insanlar babalarına ne kadar çok benzetilirse benzetilsin, aslında daha çok annelerine benzerlermiş. Ayrıca bu mitokondriler olmadan yaşayamazmışız. Çünkü mitokondriler hücrelerimizin enerji üreten santralleriymiş ve yediğimiz şeyleri bir takım kimyasal tepkimeler aracılığıyla hücrelerimiz için gerekli olan enerjiye dönüştürürlermiş. Yani mitokondri, hücreye enerji veren, başka bir anlamda hücrenin canlı olmasının temelini sağlayan organelmiş ve tekrar ediyorum; BABADAN DEĞİL ANNEDEN ALINIRMIŞ. Anne çocuklarına aktardığı mitokondri ile her çocuğuna enerjisini ve enerji üretme mekanizmasını verirmiş. Başka bir deyişle yaşamak için harcadığımız enerji annemizin bize verdiği mitokondrilerden gelirmiş. 
Bunu genetik bilimi diyor… Ben demiyorum… Ben 10 günlük öksüz olarak daha şimdiden yaşam enerjimi tüketmenin eşiğindeyim. Annemden miras mitokondriler ile enerjimi toplamaya, 6 yıldır babasız geçen hayatımı bundan sonra bir de annesiz geçirmek için gerekecek çokça enerjiyi ve bir o kadar sabrı bulmaya çalışıyorum.  
Babasızlık dedim de, aslında babasızlığın acısını bile insan annesini kaybettikten sonra fark ediyormuş. Yüzlerce örneğini görmüş yaşamışsınızdır. Bir ailede baba öldüğü anda, kendisi de eşini kaybetmiş olmasına rağmen anne yeniden kodlanıyor; bir anda hem anne hem baba oluveriyor. Bu yüzdendir ki, babanız öldüğünde anneniz sağ ise, aslında babasız kalmıyorsunuz. Hani Cemal Süreya şiirinde “Sizin hiç babanız öldü mü?” diye sormuş. Devamında “Benim bir kere öldü, kör oldum / Yıkadılar aldılar götürdüler / Babamdan ummazdım bunu kör oldum”  diye yazmış.  Araştırmadım, ama kuvvetle muhtemeldir ki, Cemal Süreya’nın annesi babasından önce ölmüştür. Zira kendimden biliyorum; annesi olan değil, annesi ölen babasız kalıyor... Şiirinle oynamak istemezdim sevgili Süreya, ama bence durum aynen şudur: 
Sizin hiç anneniz öldü mü?
Benim bir kere öldü, babasız kaldım… 
Yıkadılar aldılar götürdüler
Annemden ummazdım bunu, babasız kaldım…
NOT: 03.11.2018 tarihinde kaybettiğim kıymetli anacığım Firdevs Çelik’in anısına, hüzün, hasret ve hürmetle... Ruhun şad olsun…

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
13Kas

Sizin hiç anneniz öldü mü?

30Ağs

Okumayı Sevdirmek

02Ağs
30May

Mezuniyetin Ardından

20May

Demedi Demeyin

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.