’1100 KÜSUR ADAM’


 “1100 KÜSUR ADAM”

Geçen günlerde kendilerini “Barış İçin Akademisyenler” adlı bir platformun mensupları olarak tanıtan “1100 küsur adam” bir merkezden hazırlandığı belli olan bildiriyi imzalamışlar ve kamuoyuna duyurmuşlardı.

Bu metnin özünde şunlar var:

“Devlet planlı ve kasıtlı bir kıyım yapmaktadır.

Teröristlere karşı yürütülen operasyonlar durdurulmalıdır.

PKK terör örgütü ve siyasi uzantıları ile onların tespit edeceği talepler çerçevesinde masaya oturun. Biz de aracı olalım. Bu sorunu beraber çözelim.

Eğer dediklerimizi yapmazsanız sizi dünyaya rezil ederiz. Bu işe seyirci kalmayacağız.”

Bu “1100 küsur adam”a baktığımızda, yurt dışında lisansüstü eğitime gönderilen öğrencilerin veya akademisyenlerin epeyce olduğu göze çarpıyor. Devlet üniversitelerinden Boğaziçi başı çekiyor. Mimar Sinan, Ege, ODTÜ, Galatasaray, Ankara, Mersin, Marmara, Dicle, Hacettepe, Anadolu, Kocaeli, Akdeniz ve Mardin Artuklu bildiriye öğretim üyesi oranı baz alındığında en çok desteğin verildiği üniversiteler olarak gözüküyor. Özel üniversitelerden ise Bilgi Üniversitesi işin lokomotifi olmuş. Onu Sabancı, Özyeğin, Koç, İstanbul Şehir gibi özel üniversiteler takip ediyor. Az da olsa, diğer devlet ve özel üniversitelerin bir kısmından da bildiriye imza konulmuş.

Bildiriye imza koyanların çoğunun belki de hayatlarında hiç görmedikleri bir coğrafyada var olduğu iddia edilen soruna eğilmeleri tamamen duygusal değil elbette. Büyük kısmının bir üst akılın yönlendirmesi ile sempatizanı, belki de militanı oldukları örgütün talimatı ile bu işi yaptıkları uzak bir ihtimal değildir.

Tepkiler gecikmedi. Üç gündür herkes bu konu ile ilgili yazıp çiziyor ve adeta kızılca kıyamet kopuyor. Cumhurbaşkanımız tepkisini hemen koydu. YÖK başkanımız rektörlerimizi toplayıp gereğinin kanunlar çerçevesinde yapılacağını deklere etti.

Sosyal medya, “hem devletin ekmeğini yiyeceksiniz hem de devlete ihanet edeceksiniz türünden yaklaşımlarla yıkılıyor. Birkaç yıl önce “akil insanlar” heyetine kılavuzluk ederken gördüğümüz birileri ise ne değişti veya ne düşündü bilinmez(!), imzacı akademisyenler hakkında savcılıklara suç duyurusunda bulundular.

Bu satırları yazdığım sırada Kocaeli’deki 21 akademisyen hakkında bildiriye imza koydukları için gözaltı kararı çıktığı ve 19 tanesinin gözaltına alındığı haberleri basına düşmüştü bile.

Kendilerini “milliyetçi ve vatansever” olarak ifade eden akademisyenlerimiz de birkaç karşı bildiri kaleme alıp imzaya açtılar.

 “Vatan” söz konusu olunca bizim de ayranımız kabardı. Hemen birkaç karşı bildiriye imzamızı koyduk. Bizim imzaları pek dikkate alan yok ama en azından safımız belli olur. Karşı bildirileri imzaladık imzalamasına da, bir gün; “barış isteyen akademisyenlere karşı hazırlanan bildiriyi imzalayıp faşistlik yapmışsınız” demezler inşallah!

“Bunların niyeti kötü. PKK ve uzantıları ile masaya oturulmasını doğru bulmuyoruz. Çözüm sürecinde örgüt palazlanıyor” dediğimizde; “kandan besleniyorsunuz, bakın artık kan akmıyor, halkların özgürlüklerine saygılı olun” diyerek eleştirildiğimizi unutmadık.

Birçok aklıselim düşünen insan gibi iyi niyetle fikrimizi beyan ettiğimiz zamanlarda, “bu adam devletten maaş alıyor fakat hükümeti eleştiriyor” diye sakat bir mantıkla bizleri şikâyet edenler nedamet duyuyor mu acaba! Unutmayın “doğru direk eğilmez”. Hükümet de devletimiz de bizim iki yıl önce söylediklerimizi söylüyor. Geldiniz mi şimdi bizimle aynı noktaya. Bizim bulunduğumuz noktadan bugün ikbal arıyorsunuz ya, bu yeter size…

Şunu asla unutmayın; biz dün ne isek bugün de oyuz. Makam uğruna duruşumuzu ve tavrımızı değiştirmedik asla da değiştirmeyiz. Vatanımız ve milletimiz canımızdan azizdir. Temsilcisi kim olursa olsun devlet bizim için kutsaldır. Devlete küsülmez, sadece saygı duyulur. Edep dairesinde bu zamana kadar edindiğimiz bilgi birikimimiz ve tecrübelerimizi paylaşmaktan da çekinmeyiz. Böyle biline…

Bu arada Başbakanın geçen yazımda ele aldığım üniversitelerdeki fikir özgürlüğü ile ilgili görüşleri aklıma geldi. Başbakanımız karşıt görüşten birilerinin aynı üniversitede görev yapmasının gerekliliğinin altını çizmişti.

Peki, ne olacak şimdi? Adamlar ellerine silah almadı. Sadece fikirlerini beyan ettiler. Söyledikleri fikir özgürlüğü kapsamına mı girer, yoksa suç mudur? Ona adalet karar verecektir. Ancak çözüm sürecinde benzer fikirlerin dillendirildiğini de unutmamak lazım. Yarın, öbür gün bunlar da masaya konulacaktır. Başbakanın bu konudaki kısmi suskunluğunun, kısa bir süre önce “üniversitelerdeki fikir özgürlüğü” bağlamında yaptığı açıklamalardan kaynaklandığını düşünüyorum. Başbakanlık Dolmabahçe ofisinde yurtdışındaki bilim adamları ile yaptığı toplantıda bulunanlardan bildiriye imza koyan veya destekleyen var mı açıkçası onu da çok merak ediyorum!

Metinde yer alan ve devleti “planlı ve kasıtlı kıyımcı” olarak nitelendiren ibareler elbette kabul edilemez. Eli silahlı teröristleri masum göstermek ise iyi niyetle ve barışla bağdaştırılamaz. Ancak bana göre, biz bu konuyu yine de çok abarttık. Hele hele böyle görevden el çektirmeler ve gözaltına almalar yaptıkça, uluslararası arenada fikir özgürlüğü bağlamında itibarımız zedelenecek, enerjimizi boşa tüketeceğiz. Zaten her şeye muhalefet eden protest fikir anarşistleri pusuya yatmış bekliyor. Haklarında soruşturma açılan ve görevden el çektirilen akademisyenler ise yarın öbür gün kahraman olur çıkarlar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gider lehte karar çıkarır ve tazminat alarak geriye dönebilirler. Bence terör bağlantısı sabit olmayanlara dokunmamak lazımdır. Devlet kendince sessiz ve sedasız gerekli tedbirini ve notlarını alır, yoluna devam eder.

Bugün gösterilen hassasiyet keşke daha önce gösterilseydi diye düşünmüyor değil insan. Bu konu uzun mesele. Burada girmeyeceğim ama şu kadarını söyleyeceğim. Birçok konuda ve atamalarda tercih edilenlerin bir kısmına bakın şimdi kimin kazanına su taşıyorlar ne demek istediğimi anlarsınız.

Bu bildirici akademisyenlere gelince.

Bunlar başkalarının aklıyla hareket ettikleri ve akan kanın sorumluları olarak teröristleri görmezden geldikleri için akademisyen değil, olsa olsa sadece “1100 küsur adam” olurlar o kadar…

Devlet ve hükümet ise terörle mücadelesini kararlılıkla devam ettirmelidir. Bu konuda arkalarında güçlü bir kamuoyu desteği vardır. Önemli olan da budur.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Ara
30Ağs

DOKUNMAYIN ATA’MA!

07Nis

RÜYAMDA GÖRDÜM

01Oca

ANLAYAMADIM!

22Kas

ŞEHİT ÖĞRETMENLER

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.