BUDİN’İ BEKLEYEN İKİ YALNIZ TÜRK


 BUDİN’İ BEKLEYEN İKİ YALNIZ TÜRK

6-12 Ekim 2014 tarihlerinde Macaristan’ın Budapeşte şehrinde gerçekleştirilen CIEPO (Uluslararası Osmanlı Öncesi ve Dönemi Osmanlı Araştırmaları Komitesi)-21 Kongresi’ne değerli hocam Mustafa Öztürk ile birlikte sözlü bildirilerimizle katıldık.

Bu münasebetle Macaristan’ın Budapeşte dışında, birkaç şehrini de ziyaret etme fırsatımız oldu. Sigetvar, Peç, Mohaç, Eğri (Eger), Wisegrad Kalesi, Estergon ve Viyana’ya da kısa süreli geziler yaptık.

Osmanlı Devleti 1526 Mohaç Savaşı’ndan sonra bu topraklarda hâkimiyetini her yıl artırarak genişletmiş ve 1683-1699 yılları arasında yaşanan 16 yıl savaşları sonucunda buraları terk etmek zorunda kalmıştı. Yani 150 yıldan fazla bu coğrafya Osmanlı hâkimiyetinde kalmış ve yönetilmişti. Osmanlı Devleti bu toprakları mîrî rejime dahil ederek Budin Eyaleti’ni kurduğu için merkezi otoritesini ve kanunlarını da uygulamıştı. Bir buçuk asırdan fazla süren bir Türk-İslam hâkimiyet sürecinin izlerinin olması gerekiyordu ve biz de bu izleri sürmeye ve bulmaya çalıştık.

Budapeşte’de iki Türk-İslam bakiyyesi özellikle dikkat çekiyor. Biri Gül Baba Türbesi, bir diğeri ise son Budin valisi vezir Abdurrahman Abdi Paşa’nın kale içinde şehid edildiği mahalde yaptırılan temsili mezar.

Gül Baba ilk Osmanlı fütuhatı sırasında bölgeye gelmiş bir Bektaşi babası. Yeniçeriler tarafından çok sevilmiş, gül bahçelerine düşkünlüğü ve başından eksik etmediği gülü ile Gül Baba olarak anılmıştır. 1531 yılında Kanuni’nin daveti üzerine Budin seferine katılmış ve orduyu manevi yönden motive etmiştir.  Burada on yıl kaldıktan sonra 1 Eylül 1541 tarihinde Budin kuşatması sırasında şehit düşmüştür. Türbe girişindeki levhada yazılan bilgilere göre, bir gün sonra yani 2 Eylül’deki cenaze namazını Ebussuud Efendi kıldırmış, Kanuni de Gül Baba’nın cenaze namazına katılmıştır. Budin’deki mezarının dışında İstanbul’daki iki mezarından daha bahsedilir. Gül Baba Türbesinin yanındaki Bektaşi Tekkesi 1686 yılında Budin düşünce yıktırılmıştır. Her ne hikmetse türbeye dokunulmamıştır.

Gül Baba’yı resmeden bir heykel de türbenin yanında durmaktadır. Macaristan ve Orta Avrupa’yı görenler oradaki heykellerin ne kadar ihtişamlı olduğunu bilirler. Ama bizim Gül Baba’nın heykeli son derece mütevazı ve sade yapılmış. Sağ elini göğsüne götürmüş Bektaşi selamı vererek kendini ziyaret edenlere “hoş geldiniz, safa getirdiniz” der gibi bekliyor sanki.

Gül Baba’yı Macarlar da çok benimsemiş ve sevmiş olmalılar ki, türbenin bulunduğu tepe Gültepe (Macarca: Rózsadomb) olarak biliniyor. Hatta Gül Baba ile ilgili bir Macar filmi bile yapılmış. Ziyaretimiz sırasında Budapeşte’de öğrenim gören üç Türk öğrenci ile karşılaştık. Türbeyi ziyaret etmiş çıkıyorlardı. Türk olduklarını anlayınca ayaküstü kısaca sohbet ettik. Gençler tarihçi öğretim üyesi olduğumuzu da duyunca Gül Baba Türbesi’nin niye bakımsız ve sahipsiz olduğunu bize sordular. Bu durumdan çok rahatsız oldukları her hallerinden belliydi. Bunun dışında; “biz Budin Kalesi’ni ve dolayısıyla Budapeşte’yi 150 yıla yakın elimizde tuttuk burada başka Türk-İslam eseri yok mu?” diye meraklı sorular da sordular.

Onlara; “Macarlar kendi milletleri, devletleri ve dinleri için gerektiği gibi davranmışlar. Hâkim olamadığınız topraklarda şayet aynı din ve millete sahip değilseniz sizin eserleriniz çok fazla ayakta duramaz. Böylesi bir davranış hâkimiyet sembolüdür. Yani oraya hâkim olduğunuzu bir anlamda psikolojik olarak bu şekilde ifade edersiniz” dedik.

Gül Baba’yı orada sanki arkamızdan el sallıyor gibi mahzun ve sahipsiz bırakmışız gibi geldi bana. İnanın çok duygulandım. “Hiç kimse olmasa da ben buradayım. Merak etmeyin Budun’u bekliyorum. Burada yatan şehitlerimiz bana emanet” der gibiydi. Mustafa hocam burada Kuran-ı Kerim’den ayetler okudu ve Gül Baba’nın ruhuna hediye ederek Fatiha’larımızı okuyarak yüreğimizi orada bırakıp ayrıldık.

Bir gün sonra 1686 yılında kale savunması sırasında şehit olan son Budun valisi Arnavud Abdurrahman Abdi Paşa’nın temsili mezarını ziyaret ettik. Kale içindeki yüzlerce ihtişamlı yapının uzağında bir köşede kendisine temsili bir mezar yapılmış ve mezar taşı dikilmişti. Abdurrahman Abdi Paşa 1686 yılındaki Budin kuşatmasında kahramanca savaşmış ve Peç Kapısı’nda şehit olarak kaleyi teslim etmişti. Macarlar mezar taşına "145 yıllık Türk egemenliğinin son Buda Valisi Abdurrahman Abdi Arnavut Paşa, bu yerin yakınında 1686 Eylül ayının 2. günü öğleden sonra yaşamının 70. yılında maktul düştü. Kahraman düşmandı, rahat uyusun!" yazmışlardı. Mezar taşına eski yazı ile yazılan yazıda ise "Bûdîn vilâyeti son vâlîsi Vezîr Arnavud 'Abdurrahman 'Abdî Paşa 1686 senesi Eylül’ünün ikisinde ba'de zuhr işbu mahall civârında şehîd olmuşdur. Rahmetullâhi 'aleyh" ibareleri yer almaktaydı. Macarlar Türkler için kahraman ve asaletli düşman” diyerek bir anlamda övgü ile bahsetmeyi de ihmal etmemişlerdi.

Abdurrahman Abdi Paşa’nın mezarı da Gül Baba gibi gözlerden ve ziyaretçilerden uzak kalmış. Kaleyi gezdiren tur rehberlerinin çoğu burayı gezi programları içerisine almıyor. Temsili de olsa Abdurrahman Abdi Paşa’nın mezarı, bize kültür ve medeniyet olarak uzak ancak bir o kadar da ihtişamlı olan eserlerin yanında o kadar mütevazı ve o kadar manevi duygularımızı harekete geçirici idi ki bir müddet orada kalıp diğer meslektaşlarımızla derin bir tarih sohbeti yaptık. Ülkesinden binlerce kilometre uzakta Tuna Nehri’nin kenarındaki o muhteşem Budin Kalesi’nin feth edilişini ve 145 yıl sonra elden çıkışını tasavvur etmeye çalıştık. O kahramanların yaşadıklarını, seferlerin meşakkatini düşündük ve Abdurrahman Abdi Paşa’mıza da Fatihamızı okuyup oradan ayrıldık. Abdurrahman Abdi Paşa’da tıpkı Gül Baba gibi bir sonbahar gününde mezarının etrafındaki ağaçlardan dökülen ve üzerini kaplayan sararmış hazan yapraklarının arasından mağrur bir komutan edasıyla el sallıyordu bizlere. Rabbim mekânlarını Cennet eyler inşallah.

Ayrılırken bu yazımın başlığı kafamda şekillenmişti bile…

Haftaya Macaristan notları ile devam edeceğiz.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Ara
30Ağs

DOKUNMAYIN ATA’MA!

07Nis

RÜYAMDA GÖRDÜM

01Oca

ANLAYAMADIM!

22Kas

ŞEHİT ÖĞRETMENLER

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.