YİNE FIRILDAKLAR YİNE YALAKALAR


 YİNE FIRILDAKLAR YİNE YALAKALAR

Hatırlar mısınız bilmem!

31 Ağustos 2014 tarihinde bu sütunlarda “Fırıldaklar ve Yalaklar” başlığı ile bir yazı kaleme almıştım.

Vayyy sen misin yazan!

Meğerse kendini bu tarife uygun gören birilerinin zorlarına gitmiş.

Şimdi sormazlar mı adama!

Fırıldak ve yalaka takımından değilseniz niye üzerine alınıyorsunuz ki?

Ben ortaya bir kazık çaktım. İster gider atınızı bağlarsınız, isterseniz hiç görmez yürür gidersiniz. Gidip üzerine oturursanız da bu sizin bileceğiniz iş.

Açık yüreklilikle ifade edeyim ki, o yazıyı biri veya birilerini kastederek yazmadım. Aklımın ucundan bile geçmedi. Sadece o günün şartlarında gözlemlerime dayalı bir analiz yaptım. O kadar…

Yazıdan sonra aldığım çokça tebrik mesajı fırıldak ve yalakalardan muzdarip olan çok sayıda insan olduğunu da bilmemize vesile oldu.

Her neyse biz asıl konumuza gelelim.

Malum, seçimler bitti ve bir koalisyon tablosu ortaya çıktı. Bizim bu fırıldak ve yalaka takımının bugünlerde kafası iyice karışmış olmalı. Güç odakları iyice belli olsa, hemen pozisyonlarını alacaklar ama durum net değil ki.

Şimdi hepsinin etrafında dönüp durmak zorundalar. Bugünler fırıldaklar ve yalakalar için çok zor geçecek vesselam. Şu hükümet çabucak kurulsa da bu eziyetten kurtulsalar diye acıyorum hallerine…

Yazılanlar, konuşulanlar ve çevrenizde olup bitenlere bir de yalakalar ve fırıldakların penceresinden bakın resmi daha net göreceksiniz.

Bu aralar;

“Arkadaş ben MHP’nin milliyetçi duruşunu çok takdir ediyorum. Devlet Bey dürüst ve ciddi bir politikacıdır. İnşallah hükümette yer alır. Zaten hamurumuzda milliyetçilik ve ülkücülük eskiden beri var. Siz bakmayın bu sıralar başka yerde olduğumuza” diyenleri sıkça duyacaksınız.

“Millet ne derse, o olur kardeşim. Milletin ortaya koyduğu iradeye saygı duymak lazım. Aslında Kemal Kılıçdaroğlu, kutuplaşan Türkiye’de yeniden toplumsal birlikteliğin sağlanması için önemli bir şans olabilir. Koalisyonda yer alırsa sevinirim. Ne de olsa Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bir partinin geleneğini devam ettiriyor. Severiz ve memnun oluruz” diyenler de olacak.

Hele o barış güvercinleri yok mu… Ben onlara “entel fırıldak ve yalakalar” diyorum. Onlar cümlelerine şöyle başlayacaklardır: “Efendim bu ülkede yıllardır kan akıyor. Kürtleri de dinlemek, hakları ve hukuklarını korumak lazım. Uzunca bir zaman devlet tarafından ihmal edilmişler. Adamlara ne yol, ne okul, ne köprü, ne fabrika yapılmış. Hep fakir ve işsiz kalmışlar. Hem kültürlerinden ve milli benliklerinden uzaklaştırılmışlar hem de zulüm görmüşler. Sevelim-sevmeyelim onların da koalisyonun içinde yer alması lazım. Böylelikle iç barış sağlanır. Ülkemizde demokrasi iyice yerleşir. Zaten et-tırnak olmuşuz. Karıştırsak hepimizin bir yerden etnik bir bağlantısı çıkar. Sonuçta “hepimiz, Kürdüz, Ermeniyiz, Türküz, Lazız, Çerkesiz” deyip sıyrılacaklar işin içinden.

Bir kısmı da, “Ak Parti de biraz kendine çeki düzen vermek zorunda kardeşim. Biz davamızdan dönmeyiz ama öz eleştirimizi de yapmalıyız. Ak Parti’liyiz ama koalisyon ortaklarımız kim olursa olsun onları da sevip saygı duyacağız. Hiçbir sorunumuz olmaz” deyip muhtemel ortakların sempatisini kazanmaya çalışacaklardır.

Onların şu andaki durumu; “kafalarında kırk tilki dolaşıyor, hiçbirinin kuyrukları birbirine değmiyor” durumu. “Fincancı katırlarını ürkütmemek” için pusuya yatmış bekliyorlar.

Hangi koalisyon olursa kimlerin bakan, müsteşar, rektör, genel müdür, daire başkanı vs. olabileceklerini iyi hesap etmeleri gerekiyor veya “nasıl yapalım da yanlış ata oynamayıp genel müdür, daire başkanı, rektör vs. olalım” diye kara kara düşünüyorlar. Yeni efendileri belli olunca rahatlayacaklar ve hemen eski efendilerini satıp “yaşasın yeni kral” deyip yanında yer alacaklar. Onların “kral çıplak” demesini ise asla beklemeyin.

“Nedir bu fırıldaklık ve yalakalık? Hele bir güzel tarif et de iyice tanıyalım hoca” diyeniniz olursa; “daha önceki ‘Fırıldaklar ve Yalakalar’ başlığı ile yazdığım yazımda etraflıca bu karakter tipini açıklamıştım” diyecektim. Ancak bir aksaklık sebebiyle gazetenin internet sayfasındaki yazı arşivimde maalesef görünmüyor. Bu sebeple yazının güncellenmiş değişik bir versiyonunu sizlerle tekrar paylaşıyorum.

Yaşadığımız toplumda çeşitli karakterdeki insanların varlığına şahit olur ve gözlemleriz. Bu insanları dürüst, saygın, mülayim, cevval, müteşebbis, çekingen, sünepe, yalancı, doğrucu, dik duran, eğilen, büzülen, yamulan vb. birçok sıfatla nitelendiririz. İnsanların karakterleri hakkında oluşan kanaat bir ölçüde görecelidir. Yani size göre çok dürüst olan birisi, başkasına göre üç kağıtçı; birine göre vatanperver olan birisi, bir diğerine göre hain olabilir.

Her toplumda var olduğu konusunda genel bir kanaatin oluştuğu iki karakter tipi daha vardır. Bunlar gücün etrafında dolanıp duran “fırıldaklar” ve o gücün her yaptığını kayıtsız şartsız alkışlayan, öven ve nemalanan “yalakalar”dır. Bu iki karakter tipi birbirinden ayrılmaz ve genellikle de aynı kişinin şahsında birleşir. Yani yalaka olan birisi aynı zamanda fırıldak, fırıldak olan birisi de aynı zamanda yalakadır.

Niye fırıldak denilir? Çünkü güç nerede ise oraya kayarlar. Güç merkezleri değiştikçe onlar da yer değiştirirler. Oturma organları yer tutmaz. Dönerler, dönerler ve sonunda fırıldak olup çıkarlar. Yöresel tabirle bunlara “fırfırik”  de denilmektedir.

Niye yalaka denilir? Çünkü sürekli yalarlar da ondan. Güç sahibinin ne yaptığına bakmaksızın sadece yalarlar, cilalarlar ve parlatırlar. Sürekli methiyeler dizer, güç merkezinin yaptığı her şeyin doğru olduğunu savunurlar. “Bal tutan parmağını yalar” bunların temel düsturudur. Sürekli olarak tuttuklarını yalayıp dururlar ve sonunda yalaka olurlar. Bunların dilleri her zaman bir karış dışarıda durur ve yalamaya hazır beklerler.

Gücü elinde tutanlar bu yalaka ve fırıldakları ilk bakışta çok fazla tanıyamazlar. Bunları tanıdıkları zaman ise artık çok geçtir. Çünkü fırıldaklar ve yalakalar gücü kaybettiğiniz anda yeni efendilerinin yanında çoktan yerini almış olurlar.

Sayıları ne kadardır? Toplumun yüzde kaçına tekabül ederler? bilemem. Herkes çevresine baksın ne kadar olduğuna karar versin. Şurası bir gerçek ki, sosyal medya veya sosyal paylaşım siteleri yaygınlaştıkça bu yalaka ve fırıldak takımını daha net görme şansına sahip olduk. Profil resmini seçim günü oluşan siyasi tabloya göre birkaç kez değiştirenlere başka ne denilebilir ki!

Bu yalakalar ve fırıldakların kıblesi yoktur. Bir gün milliyetçi, diğer gün anti milliyetçi; bir gün liberal, diğer gün sosyal demokrat; bir gün Ak Partili, diğer gün CHP’li, HDP’li veya MHP’li; bugün bir sendikanın, yarın bir başka sendikanın üyesi; bir gün Fenerbahçeli, diğer gün Galatasaraylı olabilirler. Gerekli görürlerse dinlerini bile değiştirebilirler.

Yalakalar ve fırıldaklar; tavuklar ve balıklar gibi ne kadar yediklerinin farkında olmadığı için ne atarsanız onu yerler. Çatlayıncaya kadar, kusuncaya kadar yiyebilirler. Attığınız kemiği yaladıktan sonra yeni bir kemik atmanızı bekler ve kuyruk sallayıp dururlar.

“Vefa” bunlar için sadece İstanbul’da bir semtin adıdır. Bir tek zararınızı görürlerse veya yanınızda olmayı kendi menfaatlerine aykırı bulurlarsa, bütün iyiliklerinizi unuturlar ve sizi hemen terk ederler.

Cemaate methiyeler dizildiği zamanlarda, Cemaat mensupları ve “Abiler” ile bir yerde yemek yiyip görüntü vermek için çırpınıp duranlar veya Pensilvanya’da fotoğraf çektirip gerine gerine sayfalarında paylaşanlar bugün Cemaate küfredip durmuyorlar mı?

“Ben kurulduğundan beri Ak Partiliyim. Hoca Efendi yanlış yaptı” diyerek en yakın yol arkadaşlarını satıp, işin içinden sıyrılıp gücün yanında arz-ı endam edenleri görmedik mi?

Bir yolunu bulup her zaman gücün yanında olmayı becerebilirler ama asla lider olamazlar. İktidar olsalar bile muktedir olamazlar. Çünkü onların temel bir ideolojileri, felsefeleri, inançları ve değerler manzumesi yoktur.

Bunları nerede bulacağınızı bilemezsiniz. Çünkü sürekli yer değiştirirler. Safları belli değildir. Omurgasız oldukları için dik duramazlar. Bir kişinin herhangi bir durum karşısında göstereceği tavrı net olarak çözemiyorsanız, biliniz ki o kişi fırıldaktır. Sürekli saf değişmelerini değişimcilik, yenilikçilik ve reformculuk ile formüle ederler. Hâlbuki fırıldak olmadan ve sahip olunması gereken temel değerlerden taviz vermeden de; yani adam satmadan, vefasızlık yapmadan, herkese biat etmeden, eğilmeden, yamulmadan, büzülmeden ve kişiliğinizi ve değer yargılarınızı incitmeden de kendinizi yenileyebilir ve geliştirebilirsiniz.

“Bunlar düzelir mi? Yani fırıldaklık ve yalakalık tedavi edilebilir mi?” diye sorarsanız.

“Çok zor” derim. Çünkü cinslerine çekmişlerdir. “Katranı kaynattım olmadı şeker, cinsini sevdiğim cinsine çeker” tam da bunlara uygun bir sözdür.

Gücü ve iktidarı ellerinde bulunduranların bu yalaka ve fırıldakları -çok zor ama- tespit edip öncelikle bunları çevrelerinden uzaklaştırmaları gerekir. Bunlar değer görmemelidirler ki, kimse yalakalığa ve fırıldaklığa özenmesin ve sayıları artmasın. Çünkü bunların sayıları ne kadar çoğalırsa, toplum o kadar sağlıksız oluyor.

Bu yazıyı çok sevdiğim ve bu temaya uygun olacağını düşündüğüm güzel bir söz ile bitirmek istiyorum:

Sirke büyür, yavşak olur, bit olur;

Enik büyür, zağar olur, it olur;

Kurt anadan kurt kanıyla doğanlar;

Tasma takmaz ömür boyu kurt olur.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Ara
30Ağs

DOKUNMAYIN ATA’MA!

07Nis

RÜYAMDA GÖRDÜM

01Oca

ANLAYAMADIM!

22Kas

ŞEHİT ÖĞRETMENLER

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.