Ayrı cephelerde olma lüksümüz yok


Düşmanlarımız, hangi konularda bizi birbirimize düşürebileceğini çok iyi belirlemişler. Sadece uygun zamanı kolluyorlar. Bu hususta en mahir düşmanlarımız ise Siyonistler ile Misyonerlerdir. Hassas konularımızı bizden çok daha iyi bildikleri muhakkak. 
Evs ve Hazrec, Yesrib (Medine)'de yaşayan iki akraba kabileydi. Aralarında sık sık savaşlar olurdu. Bu savaşların sonuncusu, aralıklarla 120 yıl süren Buas harpleridir. İslamla şereflenince birbirleriyle kardeş oldukları gibi, muhacirlerle yurtlarını, evlerini ve azıklarını paylaştıkları için ensar adını aldılar.
Ensarın bu kardeşliği, Medine'deki Yahudi ve münafıkları rahatsız etti. Bir gün toplu bulunan gençleri birbirine düşürmek için, Buas savaşlarıyla ilgili iki kabile şairlerinin söylediği şiirleri onlara hatırlatırlar. Bunu duyan gençler, şiirlerle atışmaya başlarlar. Nihayet kılıçlar çekilir. Durumdan haberdar olan Resulullah (S. A.V.), asabiyet (kabilecilik, ırkçılıkla) konusunda herkesi ikaz eder. 
Bunu niye mi anlattım? Belki Danıştay 8. Dairesinin  andımız kararında bize yol gösterici olur.
Ben şahsen, bu andın yazarı ve aynı zamanda ezanı Türkçeye çeviren Reşit Galip'in kimliğine takılıp kalmıyorum. Çünkü bu adam, tek parti döneminin ırkçı ve jakoben simalarından biri. Şimdi hesabıyla meşgul. Fakat konu andımız.
1933'ten 2013'e kadar 80 yıl ilkokullarda bu ant söylendi ama yine bu ülkede hırsız, arsız, hortumcu, sahtekar, yalancı, tembel tonca insan gördük. Yani okudukları ant onlara herhangi bir etki etmemiş. Darbeciler, halkı F16'larla bombalayanlar da, andımızı okumuşlardı. Kaldı ki, dürüst ve çalışkan olan insanlarımız da, andımızı söylediği için dürüst olmuş değiller. Demek ki andımız, insanlarımızı ayrıştırmadan öteye bir faydası olmamıştır. Nitekim Merhum Erbakan Hoca, bin yıldan beri bu milletin çocukları besmeleyle başlardı. Bunun yerine konan andımız ayrıştırmaya sebep oluyor dediği için siyaseten yasaklı duruma düşmüştü. Fakat zaman Merhum Hoca'yı haklı çıkardı.
HDP'nin, bu karara cılız tepkisini düşününce, benim ne kast ettiğimi daha iyi anlarsınız. Eminim ki, "işte istismar edeceğimiz bir konu" deyip sevinçten ellerini ovuşturuyorlar.
Reşit Galib'in partisine de, fikrine de karşı olan ve ya hu "Türküm, doğruyum..." demenin neye ve kime zararı var diyen arkadaşlarım var. Ben de onlara, diyebilirsin ama başkalarına bunu dayatma. Çünkü bu ülkede, Kürt, Çerkez, Boşnak, Arnavut, Arap gibi ırklar da var. Onlara zorla andımızı söyletirsen, işte o zaman sıkıntı çıkar. Senin, buradaki Türk sözü, bir ırkı değil, Türkiye'de yaşayan herkesi kapsar demen, senin yorumundur. Onlar açısından bir mana ifade etmez. Çünkü senin gibi anlamıyor ve çocuklarına her sabah yalan söyletilmesine razı değiller. Eğer bu ülkede birlikte yaşayacaksak- ki başka şansımız yok-, o zaman birbirimize karşı saygılı olmak zorundayız.
Şimdi soruyorum. Andımız, beş yıldan beri yürürlükte değil. Bu sürede zarfında ülkede ne oldu da, 8. Daire, 28 Şubat artığı zihniyetle hareket edip böylesine dayatmacı, antidemokratik bir karara imza attı? Hiç yoktan bir tartışma başlattı. Öyle ki, tek parti dönemi özlemiyle ellerini ovuşturup sıra Türkçe ezanda demeye başladılar.
Kanaatimce bu, Cumhur İttifakından rahatsız olan iç ve dış çevrelerin bir planı. Çünkü Cumhur İttifakı oyunlarını bozmuş ve mahalli seçimlere de ittifakla gidilmesi için görüşmeler yapılıyordu. Bu kararla mahalli seçim ittifakı rafa kalktı. Böylece oyun kurucuları 1-0 öne geçti. Bize düşen ise, onların plan ve oyunlarını boşa çıkarıp, ülkemizin birlik ve beraberliğini devam ettirmektir. 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
13Kas

Yemezler

07Kas
31Ekm
23Ekm
21Ekm
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.