BEYLER, KİME ÇALIŞIYORSUNUZ?


Bugün de yazıma ibretlik bir hikâyeyle başlayalım. Yolcu ve değerli eşyasıyla engin denizde yol alan bir gemi varmış. Bu gemide kaptan ve tayfalar yolcuların oyuyla seçilirmiş. Memnun kalındıkça aynı kaptan ve ekibi devam eder, aksi takdirde bir başka ekip seçilirmiş.

            Bu gemi, yolcuları hallerinden memnun, huzur ve güven içinde hedefe doğru gidermiş. Son zamanlarda yaptığı ataklarla da artık bu gemiyi tanımayan kalmamış. Geminin hızlı yükselişi ve saygınlığı rakip firmaların hemen dikkatini çekmiş. Hatta gelecekte rant pastasına ortak olacağı endişesi ile yolunu kesmek için enva-i çeşit hile ve desiselere başvurmuşlar.
            Gel gör ki bu huzur, güven ve iyi havaya rağmen hiç memnun olmayan bir azınlık zümre varmış. Çünkü bu zümre, bugüne kadar geminin tüm imkânlarından nasiplenmiş, işin kaymağını yemiş ve hep imtiyazlı olmuş. Bu nedenle söz sahibi olduğu dönemlerin özlemini çekermiş. Zira bu kaptandan önceki zamanlarda istemedikleri bir yönetim başa geldiğinde, geminin silahlı ekibinden cunta zihniyetli bir gruba darbe yaptırıp sevk ve idareye el kormuş. Ama şimdi silahlı ekipte ne cunta hevesli kalmış, ne de onun dümenine girecek silahlı. Cahil, göbeğini kaşıyan, bidon kafalı, onun oyuyla benim oyum bir mi deyip yolculara hakaret ettiği için oylarını alamıyormuş. Yolcuların bu tutumundan dolayı büsbütün zıvanadan çıkıp elindeki kitle iletişim vasıtası her ne varsa onunla, inançları dâhil kutsal bildikleri her şeylerine saldırmaya başlamış.
            O grup, zücaciyeye dalan kızgın fil gibi kin ve nefretle sağı-solu yıkarken, başka bir grup daha mutsuzlar kervanına katılmış. Bu grup birincisiyle kıyaslanmayacak ölçüde hırslı, organizeli ve gizli çalışırmış. Hatta bu grup kimseye çaktırmadan paralel bir gemi yönetimi hazırlamış. Düşman ve rakip gemilerden aldığı büyük destekle, kaptan ve tayfasını devirmek için işe çok hızlı başlamış. Yolcuların, silahlı darbelerden canı çok yandığı ve yeni bir silahlı darbeye sıcak bakmayacaklarını bildiği için, yolcuların ilk anda anlamayacakları hukuk kılıflı sivil bir darbeye girişmiş.
            Hiçbir konuda bir araya gelememiş, hatta karşı düşman kamplarda birbirlerine söylemedikleri kalmamış, bir arada hava bile teneffüs etmemiş bu iki grup, gemiye ve yönetimine karşı birden bire can ciğer olup güç birliği yapmışlar. İkinci grup işi şansa bırakmak istemiyormuş. Öteden beri taşeronluğunu yaptığı düşman gemilerin lojistik desteğini arkasına alarak bütün hatlarıyla hücuma geçmiş. Kaptan ve tayfasını devirmek için tüm ahlaki kuralları rafa kaldırmış. Kumpassa kumpas, ihanetse ihanet, belden aşağı vurmaksa vurmak hepsi serbest, hatta yapan sevap kazanır inancındaymış. İlkesizlik ilke olmuş, darbe yapabilmek için her yolu mubah kabul etmiş. Hatta gemiye zarar vermek için düşman gemilere, geminin gizli ve ticari sırlarını, uygulayacağı stratejileri, kaptan ve tayfaların aralarındaki önemli toplantı ve görüşmelerini gizli kaydedip düşman gemilere servis yapmış. Kısacası bu iki grup, kaptan ve tayfasından kurtulmak için, düşman gemilerine şikâyet edip müdahalelerini isteyecek kadar ihanet içine girmiş.
            Peki, bu insanlar kaos çıkmasını istedikleri bu gemide kendilerinin de olduğunu ve dolaysıyla kendilerin de zarar göreceğini düşünmemişler mi?
            Bir kısmı bu ihaneti planlı yapıyormuş, bir kısmı da bilmeden o hainlere alet olmuş. Bilerek bu ihaneti yapan üst kadro ve liderlermiş. Çünkü bu gemiyle bağları çıkardan öteye gitmiyormuş. Olası bir siyasi, ekonomik ve güvenlik krizinde gemiyi ilk terk edip, hesabına çalıştıkları düşman gemilere sığınacak olan da bunlarmış. Nitekim hesabına çalıştıkları gemilere sığınanlar olmuş. Bunlar asla, “yönetimi sevmesek de, gemi bizimdir ve kırmızı çizgimizdir” dememişler. Hatta rakip düşman gemisine daha sıcak bakmışlar.
            Bu ihanet, düşmanlık ve kumpaslara yolcular seyirci mi kalmış? Asla. Tam aksine ferasetiyle bunların kötü niyetlerini anlamış ve onlara inat hep kaptan ve tayfasını desteklemiş. Her seçimde desteğini artırarak hazırlanan tüm oyun ve desiseleri bozmuş. Çünkü bu şer grubun, başkaları için çalıştıklarını biliyorlarmış. Onların tüm hile, tuzak, yalan ve propagandalarına aldanmayıp daima kaptanın yanında yer almışlar. Hatta “sizi uyanıklar sizi, bu ihanetinizi görmeyecek kadar bizi kör mü sandınız” deyip onlarla olan bağlarını da kesmişler.

            Şimdi bunun neresi hikâye diyorsunuz. Haklısınız. Bunların yaptıkları karşısında, yazı başlığının çok naif kaldığına eminim siz de katılırsınız.                                                                                                          

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
15Ekm
09Ekm
01Ekm
25Eyl
17Eyl
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.