BİR KONU ANCAK BU KADAR ZIT GÖRÜLEBİLİR


 BİR KONU ANCAK BU KADAR ZIT GÖRÜLEBİLİR

            Birbirimizi dinlemiyor ve anlamıyoruz. Belki de anlamak istemiyoruz. Haliyle her meseleyi dağ gibi bir problem yapıp çıkıyoruz.

            Mesela Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu'nun nakli konusu.Muhalefet Hükümete, “ülke dışında olan tek toprak parçamızı çatışmadan terk ettiniz” diyor. İktidar da; “toprak kaybı yok. Başarılı bir operasyondur” diyor. Aynı konuda böyle iki zıt görüş bize has olsa gerek. Batı'da göremezsiniz.

            İşin aslı, daha önce de iki kez nakledilen ve sınırımıza 35 Km. mesafede Karakozak Köyü’nde bulunan Türbe ve Saygı Karakolu, saldırıya uğrama ihtimaline karşı yine Suriye toprakları içinde daha güvenli ve koruması kolay bir bölgeye, sınırımıza 200 metre mesafedeki Eşme Köyü’ne nakledilme işlemidir. 

            Bunun toprak kaybı olduğuna kim inanır? Çünkü bu millet toprak kaybının ve Koca İmparatorluktan sonra Anadolu’ya sıkışmanın ne olduğunu ve buna kimlerin sebep olduğunu çok iyi biliyor.

            İlkokul öğrencilerinin bile toprak kaybının ne olduğunu bildiği bir ülkede muhalefet, gazeteci, yazar-çizer ve aydınların bu konuyu toprak kaybı olarak sunması, başta Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan olmak üzere Hükümete olan kin ve nefretten başka bir şey değildir. Görünen o ki muhalefet, Hükümeti sıkıştırarak yaklaşan genel seçimde oy kazanma peşinde. Maalesef bizde muhalefet, iktidarın doğru-yanlış fark etmez her yaptığına karşı çıkma olarak anlaşılmaktadır. Bu da, İttihat ve Terakki’den devralınan hastalıklı bir zihniyettir. Onlar da Sultan Abdülhamit Han’ın her yaptığına karşı çıkmışlardı. Zaman Sultan Abdülhamid’i haklı çıkardı ama iş işten geçmiş ve Koca Osmanlı yıkılmıştı.

            Muhalefet, toprak kaybı diyerek, yüz binlerce masumun katili Suriye rejimine destek vererek yanlış yaptı. Bunun yerine gizli bir oturumda Hükümetten, elindeki bilgi ve belgeleri bizimle paylaş demeli ve buna göre değerlendirme yapmalıydı. Çünkü on üç yıldır iktidarda olan Hükümet, bugüne kadar nakletmedi de, bugün neden nakle ihtiyaç duymuştu? Bu sorunun cevabını istemelilerdi. Bunu yapma şöyle dursun, CHP’li eski büyükelçi Faruk Loğolu Meclis kürsüsünde:

             "Operasyon için Suriye hükümetinin izni alınmamıştır" dedi. Oysa Sayın Loğoğlu yüz binlerin katili Beşşar’ın oraya hakim olmadığını çok iyi biliyor. CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu ise:

            "Türkiye'nin Suriye topraklarına girmesi Türkiye için bir rezalettir" dedi. Beşşar da, İran da Kılıçdaroğlu'nun bu jestinden son derece memnun oldular. Nakle kimin sevindiğini ve kimin üzüldüğünü görüyorsunuz değil mi? Bu bile gerçekleri görmemize yeter.

            Maalesef Hükümetine güvenmeyip, hiçbir meşruiyeti kalmamış Katil Beşşar’a inanan bir ana muhalefetle karşı karşıyayız. Bu durum bana şu hikmetli sözü hatırlattı:

Bizsiz bize yetmezdi güçleri, bizimle güçlenip bize yetti güçleri"

            Türbe ve Karakolun bulunduğu bölge savaş arenası. Kim kimin adamı ve kiminle iş tutuyor, kimin eli kimin cebinde belli değil. Yarının ne getireceğini kimse kestiremiyor. Bölge hâkimiyeti sık sık el değişiyor. Türbe ve askerlerimize İŞİD’in veya bir başka terör örgütünün saldırmayacağını veyahut da bir istihbarat örgütünün saldırıp işi İŞİD üzerine yıkmayacağını kim garanti edebilir? Böyle bir durum Türkiye'yi müdahaleye ve istemediği halde Suriye batağına çekmez miydi?   Koalisyon güçleri, Türkiye’yi İŞİD’le savaşması için az mı uğraştı? Kaldı ki bir müddet önce medyamızda atılan, "Türk askeri ve toprağı kuşatma altında" manşetleri bu gerçeği işaret ediyordu.

            Musul Konsolosluk baskını ve rehineler konusunda muhalefetin Hükümeti, "neden önceden konsolosluğu boşaltmadınız, istihbarat neden çalışmadı" diye tenkit etmişlerdi. Şimdi önceden önlem alan Hükümeti yine tenkit ediyor. Dün, siz Suriye işlerine karışıyorsunuz, ülkeyi savaşa sokacaksınız diye tenkit eden muhalefet ve özellikle Sayın Kılıçdaroğlu, bugün neden orayı terk ettiniz, askerimiz yok mu, diyerek savaş naraları atıyor. Bu değişiklik sizce de manidar değil mi?

            Türkiye tedbirini aldı. Ne toprağından vazgeçti ve ne de Türbe ve askerini riske attı. Tam tersine güvenceye aldı ve savaşa girme riskini sıfıra indirdi. Muhalefet boşuna uğraşmasın. Çünkü bu millet toprak kaybının ne olduğunu biliyor. Lozan'da, Misak-ı Milli sınırları içinde olan Musul, Kerkük ve Haleb'i nasıl kaybettiğimizi de, heyetin başında İsmet Paşa'nın olduğunu da, Oniki adaların İsmet Paşa zamanında kaybedildiğini de biliyor.

            Muhalefet böyle devam ederse bu işten zararlı çıkar. Milletimiz milli meselelerde çok hassastır. Beşşar'a destek çıkanları sandıkta affetmez.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Eyl
21Tem

Hemen Anlaşılmalıydı

06Tem

Gidiş nereye?

30Haz

Sonuçların Değerlendirilmesi

23Haz
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.