BU ÖRGÜT KİMLERİN?


 BU ÖRGÜT KİMLERİN?

            Hiçbir terör örgütü yoktur ki onu kullanan bir veya birden çok istihbarat örgütü olmasın. Aksi takdirde bir terör örgütünün büyümesi, saldırılar düzenlemesi bir yana, yaşaması bile mümkün olamaz.

            Mesela PKK, DHKP-C ve DAEŞ’ı ele alalım. Bunların, hiçbir devletin etkisi, desteği ve yönlendirmesi olmadan kendiliğinden kurulduğunu ve sadece kendi çabalarıyla büyüyüp güçlendiğini söylemek akla ziyandır, gerçeği ters yüz etmektir. Her aklı başında insan, bunların arkasında birden çok ülkenin olduğunu ve kendi amaçları doğrultusunda kullandıklarını bilir.

            Örgütün kullanıldığını alt kademedekilerin bilmesine fırsat verilmez. Zira onlar, görevlerinin verilen emirlere harfiyen uymak olduğuna inandırılmıştır. Örgütün lider kadrosu ise, algı yönetimi sağlayarak kendilerinin başka ülkeleri kullandığını söyleyip örgüte moral takviyesi yapar. Tabii ki lider kadrodan bazıları bu kullanılmışlığı hazmedemez ama konuşmaz da. Çünkü konuştuğunda en yakın arkadaşı tarafından infaz edileceğini bilir.

            PKK'nın nasıl kurulduğunu, kimlerin kurduğunu, kuruluş amacını bir tarafa bırakıp bugünkü halini ele alalım.

            Bu örgüt Kürtlerin hakları için mücadele ettiğini söylüyor ama bugün en büyük zulüm ve katliamı onlara uygulayarak hayatlarını cehenneme çevirmiş durumda. Kürt halkı, PKK’nın bütün engellemelerine ve hatta infazlarına rağmen her şeyini bırakarak canını kurtarmak için kaçıyor. Siz, PKK ve HDP’in, halkın asker ve polisten kaçtığını söylemelerine bakmayın. Buna kendileri de inanmıyor. Eğer dedikleri doğru olsaydı halk, PKK'nın hendeklerle çevirdiği yerden çıkmazdı. Çıksalar bile Kobani'ye, Şırnak’a, Hakkâri’ye, daha doğuya giderdi. Oysa halk onlardan kurtulmak için Elazığ'a, Urfa'ya, Antep’e, Malatya'ya ve daha batı illerine göç ediyor. Yani hendeklerin ve PKK’nın olmadığı yerlere, polis ve askerin bulunduğu bölgelere gidiyor. Zaten PKK ve HDP’yi çıldırtan da budur. Bu nedenle PKK telsizlerinden “uyuz halk, indirin ki korksunlar“ talimatları yağıyor.

            Bugün PKK'nın lider kadrosu tamamen başka ülkelerin elinde birer tutsak. Tamamen onların çıkarları için çalışıyor ve biçilen rolü oynuyor. O da, Suriye, Irak, Yemen, Libya, daha açıkçası Ortadoğu haritası yeniden çizilirken, Türkiye'nin masadan uzak tutulması için iç meseleleriyle uğraşmasını sağlamaktır. Yapılan bu. Aksi takdirde hiç sebep yokken barış sürecini neden bozsunlar ki?

            Yine nasıl ki çok zayiat veren her devlet savaşa devam etmez ve geri çekilip barış masasına oturursa, her terör örgütü de çok sayıda militanını kaybedince hemen bölgeden çekilir ve barış masasına oturur. Toplam eleman sayısı sekiz bin civarında olan, beş buçuk ay içinde dört binden fazla elemanını kaybeden ve bini aşkın elemanı da teslim olan hiçbir örgüt PKK gibi davranmaz. Bunlar Türkiye’yi terk etmediklerine göre üst akılın elinde tutsaklar. Üst akıl da onlara Türkiye'yi oyalama görevi vermiş, yok olma pahasına olsa dahi.

            Peki, HDP neden bu işe seyirci?

HDP'nin içi karışık. Bir kısmı hem PKK'nın barışı bozmasına ve hem de hendek açılmalarına, belediyelerin bunlara yardım etmesine karşı ama konuşmuyor. Çünkü infaz edilme korkusu var. Tahir Elçi örneği karşılarında duruyor. Diğer grup ise, onlar da PKK üst kadrosu gibi yakayı dış odaklara kaptırmış. Ertuğrul Kürkçü, Figen Yüksekdağ ve Sırrı Süreyya Önder gibi aşırı solcular ise arayıp da bulamadıkları fırsat gelip çatmış, ölmeye hazır kandırılmış Kürt gençleri önlerinde. Zira ellerinde kullanacak Türk solcusu kalmamıştı. Bu nedenle onların her eylemine tam destek veriyorlar.

            Bugün tek bir PKK yok. Hangi veya kimin PKK’sı demek daha doğru olur. Çünkü örgüt içi infazlar çoğaldı. Telsizlere yansıyan konuşmalarda, boşuna uğraştıklarını, kazanma şanslarının sıfır olduğunu, Kürt halkının kendilerine destek vermediğini, hatta nefret ettiğini ve ihbarda bulunduğunu, polis ve askere sempati beslediğini, yaralı militanlarının güvenlik güçlerinin eline geçmemesi için infaz edilme emrini kabullenemeyeceklerini, oysa asker ve polisin yaralı militanları hastahaneye götürerek kendilerinden çok insaflı olduklarını, emir veren lider kadroya başkaldırarak “erkeksen gel sen savaş” dediklerini sağır sultan bile duydu.

Tüm bunlara rağmen vazgeçmiyorlarsa bunun bir tek açıklaması var. Üst akıl, büyük abi böyle istiyor. Tüm elemanlar imha oluncaya veya üst akıl, “tamam göreviniz bitti” deyinceye kadar devam etmeden başka şansları yok. Zaten HDP’nin şahin kanadı Ankara'dan, Diyarbakır'ın lüks Dicle semtinden PKK’yı alkışlıyorlar. Çünkü bu kanlı siyasetin devamından yanalar.

                                                                                                                   

             

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
09Ekm
01Ekm
25Eyl
17Eyl
21Tem

Hemen Anlaşılmalıydı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.