ÇANAKKALE’Yİ TEKRAR YAŞIYORUZ


  ÇANAKKALE’Yİ TEKRAR YAŞIYORUZ

         Tarihin de kanunu var. Eğer ibret alınmazsa, belli aralıklarla da olsa hep tekerrür eder.

Yüz yıl önce yaşanan Birinci Cihan Harbi olmuş ve Osmanlı Coğrafyasını taksim etmişlerdi. Bugün daha beterini yine aynı coğrafya üzerinde yapmaya çalışıyorlar.

Yine yüz yıl önce Çanakkale Harbi’nde yaşananın daha kötüsünü bugün yaşıyoruz. Çünkü dün ülkemize saldıran emperyalistlere karşı biz bir ve beraberdik. Bugün o birlikten mahrumuz.

Nasıl mı?

1915’te Çanakkale Boğazını emperyalistler sarmış ve en modern savaş vasıtalarıyla taarruz ediyorlardı ama ülkemin insanı tek yumruk ve tek yürek olmuş ve karşı koyarak düşmanı püskürtmüştü. Bugün ise emperyalistler hem bizzat ve hem de besleme terör örgütleri ile bu savaşı yürütmekteler. Emperyalist destekli bu terör örgütlerine karşı verilen destansı mücadelede maalesef bu birliği göremiyoruz. Hatta verilen bu mücadeleyi engellemek için her türlü ihanete başvuranlar var.

Daha müşahhas misaller vereyim. PKK, FETÖ ve DHKP-C’eye karşı verilen mücadelede, bakıyorsunuz bir gurup ortaya çıkıp, kanlı terör örgütlerine tek kelime etmeden devleti yerden yere vuruyor. Hükümete, askere, polise, yargıya en ağır hakaretler eden bir bildiri yayınlıyor. Bu ihanet şebekesinin içinde, bu milletin vergileriyle okumuş ve paye kazanmış akademisyenler, siyasiler, gazeteciler, sanatçıyım diyen ama sanat olarak bu millete zerre kadar faydası dokunmamış insanlar var maalesef.

Sadece bunlar mı? Hayır, milletvekillerinden, hatta parti liderlerinden teröre alenen destek verenler var. PKK’nın siyasi uzantısı olan parti, teröre destek ve yandaşlıktan başka ne yapıyor? Bölge insanına faydalı bir şey mi yaptı? Kesinlikle hayır. Tam aksine bölge insanına verdiği zarar, yıllar yılı kapanmayacak bir türdendir.

Ana Muhalefet Liderinin zaman zaman terör aleyhine bir beyanatı oluyor. Tamam işte birlik ve beraberlik bunu gerektiriyor diyecekken, bakıyorsunuz çark etmiş ve tam tersi bir açıklama yaparak Hükümeti acımasızca suçluyor. Hatta Türkiye’yi Batı’ya -mesela Merkel’e- şikâyet etmede bir beis görmüyor. Yine bakıyorsunuz Ana Muhalefetin hep aynı milletvekilleri terörist cenazesinde, taziyesinde boy gösteriyor. Teröristlerin mahkemesine gidip baskı kurmaya çalışıyor. Hatta bunlardan biri daha ileri gidip, Türkiye ile İran savaşsa (niçin savaştırıyor, onu da anlamış değilim) ben İran tarafında yer alırım diyecek kadar ülkesine düşman. Bütün bunlara rağmen bu vekiller hakkında Ana Muhalefet Lideri bir işlem başlatmış değil.

Ana Muhalefet ve bir kısım medyanın ülkeyi belirli yerlere, bizim hayrımızı asla düşünmeyen Batı’ya şikâyet etmeleri, onları cesaretlendiriyor. Bu nedenle Batı daha fazla üzerimize geliyor. Irak ve Suriye’de bizi sıkıştırmak için ellerinden gelen her türlü hileye başvuruyor. Devletimizin güvenliğinin, sınırlarının dışından başladığını bilmesine rağmen hala Ana Muhalefet Lideri, akademisyen, gazeteci ve medya patronu bizim Suriye ve Irak’ta ne işimiz var, diyebiliyor. Bu tavırlarını iyi niyetle yorumlayabilir misiniz, size soruyorum.

İşimiz gerçekten çok zor. Sadece hariçteki düşmanla savaşmıyoruz. Aynı zamanda içimizdeki hainlerle, teröristlerle de savaşıyoruz. Bu yetmezmiş gibi, gerek yanlış değerlendirmesi ve gerekse iktidara, daha doğrusu Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’a olan kin ve nefretinden dolayı, terör ve düşmana karşı mücadelede aynı safta yer almayan Ana Muhalefetle de uğraşıyoruz maalesef.

Şimdi siz söyleyin, bugün Çanakkale’yi tekrar yaşamıyor muyuz? Yaşıyoruz ama tek farkla, o zaman düşmana karşı tek yumruktuk.

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
15Ekm
09Ekm
01Ekm
25Eyl
17Eyl
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.