ELDEN GELEN ÖĞÜN OLMAZ


"Elden gelen öğün olmaz, o da zamanında bulunmaz" diye meşhur bir atasözümüz var. Maalesef hep elden bekledik.

Devlet olarak 1945'ten beri Amerika'dan geleceklere bel bağladık. Hele silah ve askeri yardımda Amerika’nın bir peyki olduk. Silah yapma ve savunma sanayisini geliştirme yerine,Amerika’nın demode silah, araç ve gereçlerini almayla uğraştık. Öyle ki, adamların bilgisi dışında bir adım bile atmadık/atamadık. Atanlara da darbe veya hükümet düşürülerek engel olundu.

Sadece askeriyede mi? Hayır, hemen hemen her alanda durum üç aşağı beş yukarı aynıydı. Mesela Amerika’nın bir dönem maaşlarını bile ödediği MİT,CİA ve MOSSAD’a karşı milli durabilir miydi?

Amerika'ya rağmen Kıbrıs Barış Hareketini yapınca ambargoyla karşılaştık. PKK’ya karşı mücadelede hem Amerika ve hem de Avrupa, silahlarımızı kullanamazsınve artık yedek parçalarını vermiyoruz dediklerini unutmadık.

Bugün PKK, PYD, DHKP-C, DAEŞve arkalarındaki şer ittifakına karşı elde edilen başarının temelinde ürettiğimiz yerli silahlar (obüsler, atak helikopterleri, İHA ve SİHA'lar)'ın rolünü kim inkâr edebilir?

Hatırlarsanız ABD'den parasıyla dört SİHA (predator) istedik, Kongre izin vermiyor deyip vermediler. İsrail'in verdiği heronlar sıksık arıza yapıyor veya yaptırılıyordu. Alınan istihbarat İsrail tarafından filtrelendikten sonra veriliyordu ki, o da bir işe yaramazdı.

Peki, suçlu kim?

Bu hususta çaba sarf etmeyen tüm iktidarlar suçlu. Cuntacılar suçlu. İşi savsaklayan bürokratlar suçlu.Patronlar suçlu. Medya suçlu.

Darbeler hep başkalarının hesabına yapıldı ve bizi hep geri götürdü. Mesela Merhum Erbakan Hoca hem ağır sanayisine ve hem de savunma sanayisine önem verdiğini bilmeyen yok ama her iktidar ortağı olduğunda da yolu kesilmiştir. Başbakan olduğu Refahyol Hükümeti de 28 Şubat Darbesiyle gönderildi. Darbenin baş aktörü askerdi ama arkasında patronlar vardı. Medya vardı. Kendilerine sivil inisiyatif diyen“Beşli Çete”vardı. Siyasi partiler vardı.

Merhum Hoca tank yapmayı, uçak yapmayı öneriyordu. Ama cunta ise, zamanımız yok deyip başka bir ülkeden (İsrail gibi) satın almada diretiyordu.

O dönemMilliyet Gazetesi Vaşiton temsilcisi olan Yasemin Congar, Merhum Hoca ile komutanlar arasındaki anlaşmazlığı şöyle belirtmişti."bu anlaşmazlık sanıldığı gibi irtica meselesi değil, para meselesidir. Hocabeğenilen modelin Türkiye'de üretilmesini istiyordu. Bu projenin maliyeti 7,6 milyar dolardır. Askerin satın almak istediği silahlar ise 14 milyar doları buluyordu.”

Kaldı ki, övdükleri İsrail'in merkava tanklarının ne derece çürük olduğu Lübnan-İsrail savaşlarında ortaya çıktı.

Amerika bugün de bize aynı oyunu oynuyor. Polis için parasıyla alınacak tabancaları bile satmıyor, gelişmiş diğer silahları satar mı?Fakat terör örgütü PKK'yabinlerce tır silahı bedava veriyor. Neden bize değil de PKK'ya? Çünkü çıkar çarkına çomak sokuyoruz, PKK ise maşası.

Bugün savunma sanayinde yerlilik payı %65'e ulaşmış. Belirli bir noktaya geldik ama en zayıf noktamız ise hala uzun menzilli füze, balistik füze ve savaş uçağı yapmamamızdır. Eğer onurumuzla yaşamak istiyorsak, savunma sanayinde dünyada sayılı birkaç ülkeden biri olmamız gerekir.

Yoksa inanın ne güvende oluruz ve ne de ülkemizi işgal ve bölünmeden kurtarabiliriz. Bugüne kadar hep fırsatları kaçırdık. Bir daha kaçırma lüksümüz yok.

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
25Eyl
17Eyl
21Tem

Hemen Anlaşılmalıydı

06Tem

Gidiş nereye?

30Haz

Sonuçların Değerlendirilmesi

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.