Gördüklerim - Düşündüklerim (6)


Geçen yazımda, haccın manevi boyutuna bu yazımda değineceğimi belirtmiştim. Duygularımı anlatmaya çalışayım.
Eğer ihrama girmişsen (havlu veya beze sarılmışsan), artık mahşer günü geldi çattı ve hesap vermeye gidiyorsun demektir. Ne şaşalı evin, ne lüks araban, ne övündüğün makamın, ne de süslü püslü elbiselerinden eser var. Tüm zenginliklerden sıyrılmış, tamamen Rabb'inin merhametine kalmış aciz bir kulsun. Helallerin bile haram kılındığı zavallı bir kulsun. Bu duygu ve düşünce içerisinde ibadet ediyor, bağışlanman için Mevla'na yalvarıp yakarıyorsun. Tavafta bu duygu, sa'yda bu duygu, Arafat'ta vakfede bu duygu, Müzdelife'de bu duygu. Mezardan kalkmış ve hesap vermek için bekliyorsun.
Sadece ihramlı iken mi, hayır. Sair zaman tavafta da, kendinden geçmiş, gönlünü Ka'be'ye raptetmiş, Rahman'ın merhametini, af ve mağfiretini umarak dönüyorsun. Şeytanı taşlarken, içindeki şeytanı atıyor, ondan kurtuluyorsun. 
Tavaf, İslam kardeşliğinin yaşandığı bir duygu seli. Hele birinci kat metaf (tavaf) alanında, bir başka duygu seni alıp götürür. Yanında ihramlı, renkleri ve giysileri farklı, yaşlı, genç, çocuk, kadın, erkek, engelli, hep bir yöne doğru yürüyorsunuz. Bir anda ikinci sur üflenmiş ve mezarlarından kalkan bu insanlar, mahşere doğru, hesap vermeye gidiyor sanır ve içinde bir ürperti duyarsın. 
Tam bu duyguları yaşarken, dilleri ve renkleri farklı o insanların, Kur'an'dan ve Rasulullah (S.A.V.)'den okudukları dualarla uyanır ve sevinirsin. Çünkü hangi dili konuşursa konuşsun, Hacer-i Esved'in karşısına gelen her Müslümanın durup, "bismillahi Allahu Ekber" dediğini, tavafta, "Rabbena atina", "Rabbena zalemna enfusena" dualarıyla Allah'a yalvardığını duyunca, işte o zaman, hala tövbe etmek, kendimi düzeltmek için vaktim var deyip sevinçten ağlıyorsun. Allah'a binlerce kere hamd ediyorsun.  Tavaftan sonraki namazı da, sana bir kez daha fırsat veren Allah'a şükretmek üzer ve göz yaşlarına boğularak kılıyorsun.
Böyle bir halet-i ruhiye içinde olan bir Müslüman, çevresindekilerin ne yaptıklarıyla ilgilenebilir mi? Hayır, bin kere hayır. Çünkü o, kendisini en günahkar bilmiş ve Rabb'ına yalvarış ve yakarışla meşgul. Tövbesinin kabulünü, affını istiyor. Mevla'sının rızasını kazanmanın peşinde. Kardeşlerinin ayıp ve kusurunu aramaya zaten ne meyli, ne de zamanı var.
Hal böyle olunca, hacca gelenlerin yanlışlarına kafayı takanlara ne demeli? Zira kendisini davet eden Allah, onu da davet etmiş. İkisi de Rahman'ın misafirleri. Sen sadece onun bir haline şahit olmuş ve tenkit ediyorsun. Oysa Allah onun, evveliyatını da bilir, içini de bilir, geleceğini de. Rahman, o kulunu davet etmişse, ey kusur arayan kardeşim sana ne oluyor ki müminlerin kusurunu aramakla meşgul oluyorsun. O kadar ki, kendi ibadetini bile ihmal ediyorsun. Sana yazık değil mi? Hal bu ki, kendi kendine; Allah beni kahya kılıp bu kardeşlerimden sorumlu tutmamış. Bunlar Rahman'ın misafirleri. Ben kendimi gözden geçireyim. Zaman su gibi akıp gidiyor. Bir daha gelmek nasipte var mı, bilmiyorum. Öyleyse bu anı dolu dolu yaşamalıyım. Mevla'ma çok yalvarmalıyım. Çok göz yaşı dökmeliyim. Bir daha günaha dönmemek üzere sıdk ile tövbe etmeliyim. Başkasının kusurunu aramadan vazgeçmeli, vaktimi ticaret değil, Ka'be'de Rabb'ıma ibadet, dua ve niyazla geçirmeliyim demeliydin.
O mukaddes yerlerde yaşanması gereken manevi duyguları anlatamadığımın farkındayım. Eminim ki, hal ehli birisi, Mevla'mın kalemine güç verdiği bir edibimiz, sadece o hali değil, o mukaddes mekanları da çok iyi resmeder. 
Bu fakir ancak bu kadar anlatabildi. Allah'tan niyaz ve temennim, mümin kardeşlerime hacı nasip etmesi ve manevi havayı doya doya teneffüs etmelerini sağlamasıdır.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
13Kas

Yemezler

07Kas
31Ekm
23Ekm
21Ekm
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.