GÖZ YUMAMAYIZ


Her milletin, her devletin ilelebet yaşama hedefi vardır. Bunun için tüm imkânlarını seferber eder ve ne gerekiyorsa onu yapar. Zaten yapmak da zorundadır.

            İstikbalini düşünen bir devlet, her şeyden önce geleceğin teminatı olan gençliği ilke ve düşünceleri doğrultusunda, gerekli bilgi ve donanımla yetiştirmek zorundadır. Gencine önem vermeyen, onu kendi haline bırakıp ihmal eden devletlerin yaşamaları mümkün değildir. Bunun aksini düşünmek Sünnetullaha (Allah'ın kanunlarına) aykırıdır. Hz. Ömer (R.A)’ın “gençliğiniz varsa yaşayacaksınız” sözü bunun en güzel bir ifadesi değil midir?

            Gençlerimize baktığımızda geleceğimizi nasıl görüyoruz? Çok parlak bir gelecek mi bizi bekliyor? Daha açıkçası bu gençler beklediğimiz gençler mi? Bizim inanç ve değerlerimizle mi büyüyorlar, yoksa Batı düşüncesi ve Batı değerleriyle mi?

 Bu sorulara samimiyetle vereceğimiz cevap aynı zamanda geleceğimizin de cevabı olacaktır.

Konuyu biraz açalım. Ülkemizin yüzde doksandan fazlasının Müslüman olduğu inkar edilemez bir gerçek. Yani Müslüman bir milletiz. O zaman inanç ve düşüncelerimizin kaynağının İslam, kültür, yaşayış ve değer yargılarımızın temelinin de İslam olması gerekir. Hal böyle olunca gençliğimizi de bu inanç ve değerler doğrultusunda yetiştirmek görevimizdir, boynumuzun borcudur. Peki görevimizi yaptık mı? Gençliğe bir projektör tutarak görevimizi yapıp yapmadığımızı görelim.

İslamla ilgi ve alakaları ne kadar? Her Müslümanın bilmesi gereken temel konuları biliyorlar mı? Düşünce ve yaşayışları ne kadar İslami? Kitabımızı ve Peygamberimizi ne kadar tanıyorlar ve Dinimizi ne kadar benimsemiş ve yaşıyorlar? Hal ve davranışlarında İslamdan kırıntılar var mı? Yoksa tarihini, inancını, kültürünü kaybedip, izzet ve şerefini Batı’da arayan, tamamen Batı tarzı bir hayat mı yaşıyorlar?

Şimdi başta yetkililer olmak üzere her ilim adamı, aydın ve siyasetçi elini vicdanına koysun ve gençlerimizin kime hayran ve kimi taklit ettiğine dürüstçe cevap versinler. Eminim cevapları Batı olacaktır. Bu acı gerçeği gördüğü halde nasıl ebet müddet yaşayacağız diye nutuk atabiliyorlar?

Samimi ve gerçekçi olalım. Bizim için çanlar çalıyor. Uyanmamız lazım. Geleceğimiz için gençliğimizi, inancımıza, tarihimize, kültürümüze ve misyonumuza göre yetiştirmemiz şart. Belki de bir seferberlik başlatmamız gerekir.

Buna karşı çıkan, dindarlaşıyoruz, hatta geri gidiyoruz diyen tuzu kurular hep olmuş ve olacaktır da. Ama onların bu çığırtkanlığı gerçekleri değiştirmez. Ta Tanzimat’tan beri hep onların dediği yapıldı. İlerledik mi? Asla. Üstelik o zihniyetin marifetiyle girdiğimiz Balkan ve Birinci Dünya savaşlarından sonra koca İmparatorluktan elimizde ancak bu küçük parça kaldı. Sadece devletimizi mi değil, onurumuzu da kaybettik. Batı hayranlığı hastalığına yakalandık. İlerlemedik. Aksine geri kaldık. Hala onların safsatasını mı dinleyeceğiz?

Başta devlet yetkilileri olmak üzere tüm aydın, yazar ve çizerler bu işe el atmalı, sadece elini değil gövdesini dahi taşın altına koymalı. Başta eğitim sistemimiz ve müfredatı olmak üzere köklü değişikliklere gidilmeli. Bu konuda gelen tenkitlere aldırmamalı. Çünkü gençlerin eğitimi meselesi, milletimiz ve ülkemizin geleceği meselesidir. Böylesine ciddi meselelerde,  aklını Batılı emperyalistlere kiraya vermiş kişilerle konuşmak daima zarar getirir.

Göz göre gör gençlerimizin yok olmasına, elimizden kayıp gitmesine seyirci kalamayız ve kalmamalıyız. Aksi takdirde kimse bu vebalin altından kalkamaz.

                                                 

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Eyl
21Tem

Hemen Anlaşılmalıydı

06Tem

Gidiş nereye?

30Haz

Sonuçların Değerlendirilmesi

23Haz
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.