HAİN Mİ, APTAL MI?


 HAİN Mİ, APTAL MI?

            İnsanoğlu yapılan haksızlığı, hatta hasmane tutumu affeder, unutur da ihaneti, nankörlüğü ne affeder ve ne de unutur. O bir ukde olarak içinde kalır. Çünkü can evinden vurulmuştur. Beklemediği durumla karşılaşmıştır. Kendisine yapılandan ziyade insanlar arasındaki güven duygusunun kayıp olacağına üzülmüştür/üzülmektedir.

İnsan ihaneti unutmadığına göre, bir devletin unutması mümkün mü veya unutmak gibi bir lüksü olabilir mi? Devlet onu beslesin, eğitsin, ona her türlü imkânı sağlasın, o da ihanet etsin, bu olacak şey mi? Elbette devlet devletliğini yapacak. Şefkat elinin yanında kudret elinin de olduğunu gösterecek. Hukuk ve adaletten ayrılmadan hak edene gereken cezayı verecek ki kamu düzeni sağlanabilsin.

Malumunuz bin küsur akademisyen “barış için akademisyenler insiyatifi” adı altında bir bildiriye imza attılar. Bu bildiride; devleti, “kasıtlı ve planlı kıyım”, Kürt halkı ve bölge halklarına karşı gerçekleştirdiği katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün politikası” gibi ağır ifadelerle itham ederek uluslararası kamuoyu nezdinde şikâyetçi olacaklarını belirtmişlerdir. Oysa devlet, siviller zarar görmesin diye hassas davrandığı için hayli şehit verdi/veriyor. Devletin mücadele ettiği de halk değil eli silahlı, bombalı teröristler. Esas halkı öldüren, sürgününe sebep olan da onlar.

Devlete bu iftirayı atmakta tereddüt etmeyen bu akademisyenler, PKK'ya ve siyasi uzantısı HDP’ye bir tek kelime dahi etmiyorlar. Sanki onlar bölgede yok. Hendekleri onlar kazmamış. Patlayıcıları onlar yerleştirmemiş. Bombaları onlar patlatmamış. Çocukları, kadınları, yaşlıları, sivilleri onlar öldürmemiş. İşte bu gerçeklerin üstünü örtecek kadar ihanette ileri gitmiş akademisyenler.

Sözüm ona bunlar güya akademisyen. Yani ön yargılı, peşin fikirli olmamaları gerekir. Ama akademik unvanın şımarıklığını yaşıyorlar. Bilmeden, incelemeden ahkâm kesiyorlar. Kaynak göstermeden başkasından bilgi aktarmak nasıl intihal (bilim hırsızlığı) ve suçsa, bu da, en hafif ifadeyle "akademik namussuzluk“tur.

Peki, bunlar doğuya gitmişler mi? Bölge halkıyla konuşmuşlar mı? Bölgeyle ilgili çalışmaları var mı? Oradaki yetkililer, kanaat önderleri, STK’lar ve güvenlik güçleriyle görüşmüşler mi? Barış sürecini bozan PKK ve onun siyasi uzantısına, neden barış sürecini bozdunuz diye bugüne kadar bir soru yöneltmişler mi? Hepsine cevapları hayır.

 Belki içlerinden birkaçı PKK yanlısı sivil toplum kuruluşları daveti üzerine Diyarbakır'a gitmiştir. O da beş yıldızlı bir oteldeki toplantıya katılmadan öteye geçmez. Geri kalanın tamamına yakını ne Bölgeyi tanır ve ne de Bölge halkını. Ama yine de bilim namusunu ayaklar altına alarak bu bildiriye imza atmışlar. Hatta bunlardan birçoğunun bildiriyi okumadan imzaladığına adım gibi eminim. Çünkü onları PKK ve ölen Kürt genci hiç mi hiç ilgilendirmez. Yine onları bu ülkenin ve bu milletin, bölge halkının huzur ve güveni, bunu temin için canını feda eden asker ve polisimiz de, geride bıraktıkları yetim bebeleri de ilgilendirmez. Onlar kirli çıkarları için varlar.

Onların derdi ne barıştır, ne de Kürtler. Bu ülkeye, bu ülke insanına ve değerlerine hem yabancı ve hem de düşmanlar. Bunlar başkalarının taşeronu. Bunlar başkalarının uşağı. Bunlar aklı ipotekli ve uzaktan kumandalı mahlûklar. Hedefleri bu devleti yıkmak. Amma da yaptın demeyin. Şu ülke bizimle savaşırsa ben o ülke saflarında savaşırım diyen nice akademisyen, gazeteci ve siyasi var bu ülkede. Bunlar düşmanlarımızın dostları. Bunlar hain, ihanetlerini imzalarıyla tescillediler. Alınlarındaki bu ihanet damgasını kolay kolay silemezler ve bu necip millet de unutmaz.

Bunlar Batı hayranı, Batı der de başka bir şey söylemezler. Ama Batı’yı da tanımazlar. Çünkü Batı bilim adamı halkını sever ve teröre destek olmaz. Mesela Fransa’da veya bir başka AB ülkesinde bunlar gibi hain göremezsiniz. Ez kaza çıkan olursa, onun defterini dürerler. Zaten Paris saldırısında Hükümetin aldığı olağanüstü tedbirlere tek laf eden ne bir parti, ne bir basın kuruluşu veya yazarı, ne de bir akademisyen gördük.

Bu akademisyenler söylediklerinde de samimi değiller. Aksi takdirde katil dedikleri devlette durmamaları ve parasını almamaları gerekirdi.

Peki, bunlar sadece hain veya sadece aptal mı, yoksa ikisi birden mi? Maalesef ön yargılı ve hain bu akademisyenlere gençlerimizi teslim etmişiz. Buna çare bulmak devletin görevidir ve millet de devletinden bunu bekliyor.

                                                                                           

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Eyl
21Tem

Hemen Anlaşılmalıydı

06Tem

Gidiş nereye?

30Haz

Sonuçların Değerlendirilmesi

23Haz
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.