HANİ ANTİEMPERYALİSTLERDİ?


            Biz, bunlar emperyalistlerin maşasıdır, bu örgütün arkasında bir değil, birçok ülke var ve bu ülkelerin itirafları ortada dediğimizde, PKK’lı ve solcu köşe yazarı ve akademisyenler ukala bir tavırla, bunların antiemperyalist ve Kürt halkı için direnenlerdir deyip ortalığı tozutuyorlardı.

            Söylediklerinin külliyen yalan olduğunu bilmeyen yok ama ellerindeki basın gücü ve emperyalistlerin desteğiyle yavuz hırsız olup biz ev sahiplerine baskın çıkıyorlardı. Peki, ne oldu?

            Bize pahalıya mal olsa da demek ki bunların maskelerinin düşmesi için biraz sabretmemiz gerekiyormuş. Zaman her şeyi ortaya çıkarır derler ya, işte çıkardı. Varsın PKK’lı ve solcu yazar ve akademisyenler hezeyanlarına devam etsinler fark etmez, gerçekleri ters yüz edemeyecekler. Artık mızrak çuvala sığmıyor. Çünkü Kandil’in bir numarası onları yalanlıyor. Nitekim bir Avusturya gazetesine yaptığı açıklamada, çözüm süreci için bir gözlemci isteyerek şöyle diyor:

”Bu ABD olabilir. Uluslararası bir heyet de olabilir. Aracılara, gözlemcilere ihtiyaç var. Bizler Amerikalıları da kabul edebiliriz ve gördüğümüz kadarıyla o yöne doğru bir gidiş var."

Şimdi adama sormazlar mı niye gözlemci ve niye Amerika?

Gözlemci olarak ülke içinde sözü itibar gören kanaat önderleri veya bilge kişilerden bir heyet isteseydi bir dereceye kadar makul karşılanabilirdi ama emperyalistlere sığınması sizce de manidar değil mi? Hem de Ortadoğu’yu savaş arenasına çeviren Amerika’ya.

  Hem terör örgütü ve hem de yandaşları Hükümete, daha doğrusu Devlete güvenmediklerini söyleyip, bunu bin bir türlü yalan ve dolanla haklı göstermeye çalışacaklar. Ama bunun yalan olduğunu kendileri de biliyor. Çünkü güven vermeyen Devlet değil, ipi birçok ülkenin elinde olan PKK ve siyasi uzantısı olan HDP’dir. Bunu dünya âlem biliyor. Kendilerinden de bu gerçeği itiraf edenler var.

Örgütün önderi ve tek söz sahibi dedikleri Öcalan’ın 2013 Nevruzuna gönderdiği mektupta, artık silahlı mücadele dönemi bitmiştir. Bundan böyle siyasi olarak mücadele devam edecektir. Ortadoğu’yu istikrarsızlaştıranlara karşı barışı, Türk ve Kürt halkının bin yıllık kardeşliğini, ülke içindeki silahlı unsurlarının silah bırakarak sınır dışına çıkmasını söylememiş miydi? Peki, bu mektubun üzerinden 20 ay geçmesine rağmen ülkeyi terk ettiler mi?

Hükümet demokratikleşme ve Kürt sorunu hakkında devrim niteliğinde kararlar aldı. PKK’nın tehdit ve baskılarına rağmen bölge halkı bunları çok olumlu karşıladı. Hükümet, artık bu kadar, bundan fazlası yok da demiyor ve yeni adımlar atmaya devam ediyor. Ama ne PKK ve ne de siyasi uzantısı olan dünün BDP’si, bugünün HDP’si müspet bir adım atmadığı gibi, çözüm sürecini bitirmek için ha bire tahrik ve provokasyon peşinde. Bir de dönüp kendilerini barış meleği olarak takdim ediyorlar.

Sanki yol kesip araçları yakan onalar değil? Sanki suikast düzenleyenler bir başkası? Sanki yöre halkına baskı yapıp HDP’ne oy vermezseniz sizi dağa kaldırır, öldürürüm diyen ve bunu yapan uzaylılar? Sanki Kobani’yi bahane edip halkı ayaklanmaya çağırıp dükkânları ateşe veren ve kendilerinden olmayanların kafasını taşla ezen bu örgüt değil? Sanki çarşı iznine çıkan, eşiyle alış veriş yapan askeri arkadan kalleşçe vuran, halkla iç içe olan emniyet müdürüne pusu kurup polis öldüren, barışa kurşun sıkan PKK değil? Sanki okul ve yurtları içindekilerle yakacak kadar canavarlaşan, eğitime düşman siz değilsiniz?

Bütün bunlara rağmen PKK ve uzantısı siyasi parti pişkinlik gösterip çözüm süreci hakkında Hükümeti suçlayabilecek kadar da yüzsüzler.

 Neden?

Çünkü ağababaları, sahipleri barış istemiyor. Haydi, barış sürecini bozun diyor. Amerika kulaklarını kuvvetli çekmiş olacak ki, onun gözlemciliğini bile dile getirdiler. Oysa Oslo sürecinde üçüncü ülkenin sabotesini ve yabancılarla barışa gidemeyeceğimizi hep birlikte gördük. Bu nedenle çözüm süreci yerli olarak başlatıldı. Nitekim daha süreç başlar başlamaz Paris’te PKK’lı üç kadına suikast düzenlenmesi, üçüncü ülke veya ülkelerin işi değil miydi?  Bunu PKK da çok iyi biliyor. Buna rağmen hala üçüncü ülke veya ülkeleri istemesi; efendilerim barışı istemiyor, ben irade sahibi değilim ve Kürt halkından önce örgütümün menfaatlerini düşünmek zorundayım demekten başka bir anlama gelir mi?

Hem Marksist bir solcu örgüt olacaksın ve hem de Amerika’yı efendi kabul edeceksin? Bu artık solun da, marksizmin de bitişi, yaşa kapitalizm ve yaşa emperyalizm demektir. Boşuna “biji Obama” sloganı atılmadı. Zavallılar! IŞİD(DAİŞ)’i başınıza bela eden Amerika ve Batı. Hava saldırılarıyla IŞİD’i yok edemeyeceğini söyleyenler de onlar. Yani açıkça sizi oyalayacağız diyorlar. Buna rağmen bu sloganı atacak kadar gafil, ama 200 bin Kobanili kürdü kabul eden Türkiye’ye de ihanet edecek kadar hainsiniz.

PKK yandaşı solcular! Övdüğünüz örgütün kimin kontrolünde olduğunu şimdi gördünüz mü? Gerçi siz de Amerika’nın emrindesiniz. Buna şaşıracak değilsiniz ya.

                                                                                                

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
09Ekm
01Ekm
25Eyl
17Eyl
21Tem

Hemen Anlaşılmalıydı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.