HDP KÜRTLERE DE SORUN


Bir işi dünyada genel geçer usul ve kurallarına göre yapmazsan o işte başarılı olamaz ve yüzüne gözüne bulaştırırsın. Diğer alanlarda bu vacipse, siyasette farzdır.      Aslında siyasilerin sorumluluğu herkesten fazladır. Çünkü onlar toplumu yönetmeye talipler. Hal böyle olunca siyasilerin tahrikleri toplumumuzda telafisi güç yaralar açar.

            Kobani (Aynu’l-Arap)’ta bir dram yaşandığı muhakkak. IŞİD’in katliamından kaçan iki yüz bin sivil ülkemize sığınmak zorunda kaldı. Evini, yurdunu can korkusuyla terk etmek kolay bir şey mi?

Devletimiz ve halkımız bu kardeşlerimizin sıkıntılarını gidermek için seferber oldu. Bu yaraları sarmaya devam ederken Kobani’yi bahane ederek HDP genel başkanı Selahattin Demirtaş çocukları sokağa davet etti. Siz buna bir akıl tutulması mı dersiniz, bir şımarıklık mı dersiniz bilmem ama bu aymazlığı yaptı. Oysa bunların ne vandallık yapacaklarını çok iyi biliyordu. Çünkü hiç de bu çocukların acemisi ve daha önce yaptıklarından habersiz değildi. En azında Gezi bahanesiyle 2013’te ülkede yapılanları biliyordu. Gerçi o da bu benim fikrim değil, partinin MYK kararıydı dedi. Bu daha vahim ve daha kötüdür. Siyasi varlığını inkârdır.

            İşi kuralına göre oynamamak işte bu. Çözümü parlamento yerine sokak anarşisinde arayan siyasi parti, partilikten çıkıp illegal örgüte dönüşür. Elbette bir siyasi parti olan bitenlere tepki koyup protesto yapabilir. İnsana ve çevreye zarar vermedikçe yapılan her gösteri demokratik haktır.

        Bu ülkede protestolar ilk defa yapılmıyor. Bosna-Hersek, Doğu Türkistan, Çeçenistan, Myanmar ve Filistin’deki zulüm ve katliamı, Beşşar’ın ve Sisi’nin katliamını bu ülkede defalarca protesto edildi ama bu protestolarda dükkânlar yakılmadı ve insanlar öldürülmedi.

            Yine Gezi çapulcularına tepki, yapılanları kınamak ve Hükümete destek vermek üzere 2013’te AK Parti devasa mitingler yaptı. Bu mitingler sebebiyle kimsenin burnu kanamadı. Etraf ateşe verilmedi. Bu mitingler olgunluğu ve dolgunluğuyla Gezicilerin ve emperyalistlerin planlarını bozup heveslerini kursaklarında bıraktı.

            HDP olarak Kobani’ye bu gibi yöntemlerle dikkatleri çekebilirdiniz. Dahası dünyanın dikkatini çekmek için parlamentoda bir bildiri yayınlanmasına öncülük bile edebilirdiniz ama kargaşa ve yıkım yolunu tercih ettiniz. Sosyal medyada taraftarlarınızı ayaklanmaya çağırdınız. Halktan tepki gelince de, biz böyle olacağını kestiremedik demenize kimse inanmıyor. Çünkü isteseydiniz olayların önüne geçebilirdiniz ama geçmeyip körüklediniz. Ta ki Öcalan’ın, sakin olun, provokasyona gelip barış sürecine zarar vermeyin içerikli mektubu size gelinceye kadar. Kaldı ki içinizden, gençleri sokağa davet etmemiz hataydı, olaylar başladığında da biz bunların önünde durabilirdik diye öz eleştiri yapan vekiliniz Altan Tan’a, parti sözcünüz; o kendi görüşüdür, partiyi bağlamaz diyerek içten gelen bu samimi tenkidi bile elinizin tersiyle ittiniz.

            Şimdi soruyorum.

            Fakirlere kurban eti dağıtan 16 yaşındaki Yasinleri üçüncü kattan atıp başını ezerek, ölen cesetleri araçla ezerek Kobani’nin hangi problemini hallettiniz?

            Dindar Kürtlerin dükkânlarını, belediye otobüslerini içindekilerle beraber ateşe vererek, marketleri yağmalayarak, cami, okul, kütüphane, müze ve yurtları yakarak, yatırımcıları bölgeden kaçırarak Kobani’ye ve dolaysıyla Kürtlere nasıl bir hizmetiniz oldu?

            İnsan haklarını, demokrasiyi sadece kendiniz ve taraftarınız için istiyorsunuz. Seçimlerde sadece size oy vermeleri için PKK teröristleriyle halkı tehdit etmenizin başka bir anlamı var mı? Talimatınıza uymayan muhtarları ben mi kaçırdım? İnsan haklarına saygılı ve demokrat olsaydınız Hüda-Par’a saldırmaz ve bağlılarını öldürmezdiniz. Siz Cumhuriyetin ilk yıllarındaki CHP ile aynısınız. O da kendinden başkalarına hayat hakkı tanımadı. Kendisi gibi düşünmeyen Türkleri de, Kürtleri de, dindarları da düşman ilan etti. Siz de kendinize oy vermeyen Kürtleri, dindarları potansiyel düşman olarak gördünüz ve her fırsatta da cezalandırma yoluna gittiniz.

            Halk sizin barış istediğinize de inanmıyor. Çünkü bu olaylara sebebiyet verip halkın barışa olan desteğini dinamitlediniz. Ülkenin Doğusuna da, Batısına da hayal kırıklığı yaşattınız.

Bütün bu tutumunuza rağmen biz inadına kardeşlik ve inadına barış diyoruz. Bölge halkı da bizim gibi düşünüyor. Aklınızı başınıza alın yoksa marjinalleşirsiniz.

            Açıkçası HDP siyaset üretemiyor, sokaklardan medet umuyor. Bu da Kürtlere de, ülkeye de felaket getirir.

                                                                                                 17.10.2014 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Eyl
21Tem

Hemen Anlaşılmalıydı

06Tem

Gidiş nereye?

30Haz

Sonuçların Değerlendirilmesi

23Haz
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.