İBEDET Mİ, TATİL Mİ?


 Dini Bayramlar sevinç ve sürür günleri olduğu kadar aynı zamanda ibadet günleridir de.

 Mesela idrak edeceğimiz Ramazan bayramını ele alalım.

Ramazan ayı boyunca oruç tuttuk. Kur’an tilavet ettik. Tefsir okuduk. mukabele dinledik. Namaz ve teravihlerimize devam ettik. Zenginler zekât ve sadakalarını verdi. Ramazan Ayı boyunca Mevla’mızın bol bol ihsanına, hayır ve bereketine mazhar olduk. Bu büyük kazançtan sonra yine Mevla’mızın bahşettiği Bayramı kutluyoruz. Bu bayramın en büyük özelliği, aynı zamanda dini bir vecibe (görev) olan sıla-i rahim yapmaktır. Yani ana-baba, yakın akraba, komşu ve eş-dostları ziyaret etmektir. Bu ziyaretler aradaki sevgi ve dostluk bağını güçlendirir, akrabalık bağını pekiştirir. Böylece sağlam bir toplumun oluşumunu sağlamış olur. Bu nedenle Efendimiz (S.A.V.) “sıla-i rahim ömrü artırır “ diye buyurmuşlardır.

Aynı zamanda bu bayramda çocuklarımız edep ve adabı, örf ve adetlerimizi de öğreniyor. Herhangi bir nedenle memleketten uzak yaşayan çekirdek aileler çocuklarına bu güzel adetlerimizi aktarma fırsatı yakalıyor.

Bu sözümü yabana atmayın. Elazığlı olup görev icabı il dışında çalışan birçok dostum bana, çocuklarının büyük aileyi tanımasını, dede-nine, amca, hala, dayı, teyze ve bunların çocuklarını tanımalarını, onlarla paylaşmayı, beraber yaşamayı öğrenmeleri için tatil ve bayramlarını Elazığ’da geçirdiklerini ve bunun çocuklarında olumlu etki bıraktığını söylediler.

Maalesef dini bayramları sıradan bir tatil gibi görenlerin sayısı hızla artmaktadır. Bayramda anne-baba, hısım akrabaların yanına gitme yerine bir tatil beldesinde, bir otelde geçirmeyi yeğliyor. İlimizde pek olmasa da, eğer hassas davranmazsak bu aymazlığın bize de sirayet edeceği muhakkak. Bu, dini bayramları manevi ikliminden koparıp, akrabadan, dosttan uzak sıradan bir tatile dönüştürme ve tamamen sekülerleştirmeden başka bir şey değildir.

Bayramları akrabadan uzak bir mekânda geçiren herkes şunu asla unutmasın; yarın onların çocukları da kendilerini ziyaret etmeyecek. Bekleyişleri, dövünmeleri, ahları, vahaları asla fayda vermeyecek. Çünkü çocuklarına bunu öğretmişlerdi.

Bayramlar manevi dinamiklerimizdir. Şu anda topluma yaptığı olumlu katkı, ciddi araştırmalara konu yapılmamış ve rakamlara dökülmemiş olabilir. Ama bunun yapılmamış olması bayramların manevi etkisini inkâra cevaz vermez. Şunu özellikle iddia ediyor ve bir o kadar da inanarak söylüyorum ki, eğer bunun manevi katkısını toplum, Meclis ve devlet yetkilileri tam anlamıyla bilseydi, bu iki dini bayramı bir haftaya çıkarırlardı.

Batı, aile, akraba ve toplum arasında yok olmaya yüz tutmuş bağlarını güçlendirmek için Noel Bayramını bir haftadan fazla bir süreye çıkarmışlardır. Ama “ba’de harabi’l- Basra” yani Basra yıkıldıktan sonra ne faydası olur ki? Sen insanları bu kadar bencil ve bu kadar ben merkezli yaşar hale getirirsen, onlar da bunu tatil kabul edip kafa dinlemeye giderler.

Bizim de bu noktaya gelmememiz için bugünden tedbir almamız ve çocuklarımızı da buna göre yetiştirmemiz gerekir. Aksi takdirde biz de Batı’nın yaşadığı hüsranı yaşayacağımız muhakkak olur.

NOT: Tüm okuyucularımın, milletimizin ve islam Âleminin Kadir Gecesini ve Ramazan Bayramını tebrik eder ve hayırlara vesile olmasını Yüce Mevla’dan dilerim.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
09Ekm
01Ekm
25Eyl
17Eyl
21Tem

Hemen Anlaşılmalıydı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.