ORTAK MİRASIMIZDIR


Bazı yer ve mekânların ayrı bir anlamı ve ayrı bir kutsiyeti vardır. Bu durumu hemen hemen her dinde ve inanışta görmek mümkündür. Bu mekanların konumu ve kutsiyeti asırlardan beri nesilden nesile gelmiş ve dünyanın ömrü süresince de devam edecek. Bunun aksini düşünmek, kutsallığını kaldırmak mümkün değil.
        Kudüs böyle bir yerdir. Üç semavi din tarafından kutsal kabul edilmiştir. Kutsal kabul edilen bu yerin ismeti maalesef Yahudiler tarafından kirletilmiş. Hıristiyan âlemi de haçlı seferleriyle Kudüs’ün haremini çiğnemiş ve katliam yapmıştır. Fakat Müslümanlar bu şehrin kutsiyetine halel getirmemiş ve gereken önemi atfetmiştir. Fetih için İslam Orduları Kudüs'ün kapısına dayanınca, şehrin ruhani lideri papaz, İslam ordusu komutanından bu şehrin kutsiyetine uygun hareket etmesini talep ederek, şehrin anahtarının Halife Ömer tarafından teslim alınmasını istemiş.
            Hz. Ömer de bu kutsiyete binaen ta Medine’den Kudüs’e gider. Papaz anahtarı Hz. Ömer'e verir. O günden itibaren gayr-i müslimler dinlerini emniyet içinde ve herhangi bir kısıtlamaya tabi olmadan hür bir şekilde yaşarlar. Bu hürriyet ve güven ortamı 1967 İsrail işgaline kadar daevam eder.
        Bu şehir, Osmanlı idaresine geçinceye kadar Kudüs diye anılırdı. Osmanlı bu mukaddes beldeyi Kuds-i Şerif diye isimlendirdi ve şehrin kutsiyetine uygun olarak adaletle yönetti. Her din mensubu kendi inancını hür bir şekilde yaşamaya devam etti. Asla bir baskı görmedi. Hatta Hıristiyan mezhepleri arasındaki çekişmeyi de adilane bir şekilde çözdü. Malumunuz iki sene evvel Hıristiyan iki mezhebin Doğuş Kilisesi üzerindeki hak iddiası, papazların, rahiplerin kavgalarına dönüşmüştü. Aralarında bir anlaşma sağlayamayınca da tekrar Osmanlının tayin ettiği statüye dönmeye karar verdiler ve böylece anlaşmazlık son buldu. Şu an bile Kudüs’te mabetlerin yönetimi Osmanlı uygulamasına göre yürütülmektedir. Bundan saptıkları an anlaşamıyorlar, kavga ve huzursuzluk çıkıyor. Ama azgın İsrail bunu hala anlamadı veya anlamak istemiyor.
        Bu sulh ve sükun İsrail’in işgaline kadar devam etti. İsrail kendinden başkasına tahammül edemeyen, çok kültürlülüğe düşman terörist bir devlet. Koca bir Ortadoğu'yu kendisine vadedilmiş toprak ve tüm insanların da kendisine köle kılındığı gibi sapık bir inanca sahip. Ne Kuds-i Şerif’e ve ne de kutsal mabetlere aldırış ediyor. Kutsal adına ne varsa ya yakıp yıktı veya zarar vermek için elinden gelen her hile ve desiseyi sergiledi. Yahudilerin önem verdiği ağlama duvarı bugüne kadar sağlam bir şekilde gelmiş olmasına rağmen, İsrail Müslümanlara ait izleri tek tek siliyor.
        İsrail'in bu vahşeti ve tarih düşmanlığı bana, Osmanlı izlerini silmek için tüm tarihi eserleri yakıp yıkan, hatta Hicaz Demiryolu raylarını bile çalan bedevileri hatırlatıyor. Bu gerçekten bağnazlık ve gerçekten ahlaksızlıktır. İkisi de tarih düşmanı.
        İsrail Mescid-i Aksa’yı yıkmak için her türlü alçaklığa yelteniyor. Bununla kalmayarak caminin içine murdar haliyle girip ta mihrabını bile çiğniyor. İsrail'in Mescid-i Aksa'ya olan bu saygısızlık ve edpsizliğini, gönlünde zerre kadar insanlık taşıyan bir kişinin kabullenmesi mümkün değil. Bu kutsal mekan ne sadece Küdüs'te yaşayan filistinlerin, ne de sadece Araplarındır. Mescid-i Aksa tüm Müslümanlara aittir.
        Belki bazı kardeşlerim Mescid-i Aksa'dan bize ne, onu Araplar düşünsün ve mücadele etsin diye düşünmüş olabilir. Ama gerçek öyle değil. Burası bizim için de Mekke ve Medine'den sonra gelen üçüncü kutsal beldedir. Efendimiz (S.A.V.) oradan miraca çıkmıştır. Peygamberler diyarıdır. Tüm Müslümanların ortak malıdır. Şehitlerimizin kanıyla sulanan Kudüs' e dün sahip çıktığımız gibi bugün de sahip çıkmak mecburiyetindeyiz. Nitekim Kudüs Müftüsü bundan birkaç yıl evvel Türkiye’ye seslenerek;
        “Buraya Kuds-i Şerif diyen sizsiniz ve siz sahip çıkmalısınız" demişti. Evet Kuds-i Şerif diyen biziz ve biz sahip çıkacağız. Milletimiz de, Hükümetimiz de bu konuda çok duyarlı. Zaten Osmanlı torunlarına da bu yaraşır. Azgın İsrail’i ancak Türkiye dizginler. İslam alemindeki görüş de bu yönde.
                                                                   
 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
09Ekm
01Ekm
25Eyl
17Eyl
21Tem

Hemen Anlaşılmalıydı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.