YEMEK KABI OLMAYALIM


Rasûlullah(s.a.v): “Aç insanların yemek kabına üşüştükleri gibi yakında diğer milletler de sizin başınıza üşüşeceklerdir.” İçlerinden biri: O gün bizim azlığımızdan mı?” deyince, Rasûlullah(s.a.v): “Bilakis siz o gün çok olacaksınız, fakat selin sürüklediği çer-çöp gibi olacaksınız. ALLAH (c.c.) düşmanlarınızın kalbinden size karşı duydukları korkuyu çekip alacaktır. Sizin kalbinize ise vehen atacaktır”. Yine biri: Vehen nedir ya Rasûlellah?” deyince, Rasûlullah(s.a.v): “Dünyayı sevmek, ölümden hoşlanmamaktır.” buyurdu. (Ebu Davut, El-Melahim B.5 H.No:4297)

            Ümmetin bugünkü perişan halini Efendimiz (S.A.V.) çağlar ötesinden görüp uyarmış, bizi bu kötü ve aşağılayıcı sonuçtan korumak için her şeyi net olarak belirtmiştir. Bu ve buna benzer hadis-i şeriflerle; “Allah’a ve Rasûl’üne itaat edin. Sakın birbirinizle çekişmeyin. Sonra korkuya kapılıp za’fa düşersiniz, kuvvetiniz gider” (Enfal:46) ayeti ve benzeri çok sayıdaki ayet-i kerimelerle uyarılmamıza rağmen biz Müslümanlar, bunları bir papağan misali okumuş ve geçmişiz. Böylece ne okuyan, ne okutan ve ne de dinleyen anlamış. Ne idarecilerimiz ve ne de mütefekkirlerimiz anlamış.

            Anlamadıkları için de tarihte birkaç kez Hadis-i Şerifte belirtilen üşüşme birebir yaşanmıştır.

            Haçlılar İslam topraklarına 10’dan fazla saldırı düzenlemiş. Müslüman, Hıristiyan demeyip tarihin en şeni(utanç verici) katliamlarına imza atmış, Anadolu ve Ortadoğu’yu yakıp- yıkmışlar.

            Müslümanlar ayet ve hadislerin ikazlarını dikkate almadığı gibi bu Haçlı belasından da ders almamış ve birbirleriyle savaşıp bölünmüş ve parçalanmışlar. Bu sefer Haçlılara rahmet okutan Moğollar tepelerine binmiş. Taş üstünde taş, beden üstünde baş bırakmamışlar. Her şeyi yakıp yıkmışlar. Elleri değdiği her şeyi kurutmuşlar.

            Ders olarak bu felaket de yetmemiş. Kurduğu uygarlıkla bugün bile Avrupa’nın gıpta ettiği koca Endülüs Devleti de ders almadı. O da soy kırıma tabi tutularak  Avrupa’dan silindi.

            Heyhat bundan da ders çıkarılmadı. Birinci Cihan Harbi gelip çattı. Tüm Müslüman ülkeler işgal edildi. Her şeyi, sahip olduğu her şeyi yok edildi. Nice masum ve mazlum katledildi. Kalanlar da, başlarına kukla bir diktatör bırakılarak açlık ve sefalete terk edildi. Rahatlıkla sömürebilsinler diye Müslümanları, yüz yıldan daha fazla bir süredir ilimden, sanayiden ve teknolojiden uzak tutularak geri bırakıldılar.

            İnsan tarihten hisse kaparmış ama Merhum Akif’in tabiriyle biz hisse değil masal sandık. Yoksa bu kadar felaketi yaşayanlar bugün aynı akıbete düşer miydi? Bugün kan ve gözyaşı akan bir coğrafya varsa araştırmanıza hiç gerek yok, orası kesinlikle İslam coğrafyasıdır. Öldürülen kesinlikle Müslümandır. Dün öldürenler gayr-i Müslüm iken, bugün ölen de, öldüren de Müslüman. Esas acı olan da budur.

Maalesef ölen de Allah diyor, öldüren de. O zaman burada bir yanlışlık var, burada bir oyun var. Senaryosu ithal, oyuncular yerli.

Mısır’da ölen kim, öldüren kim? Libya’da, Yemen’de, Irak’ta ölen ve öldüren kim? Ama öldürenlerin arkasında kimin olduğunu biliyoruz.

Suriye çok daha farklı. Allah’ın belası Beşşar ve adamları ikballeri için, koltuk için, dünyalık için ülkesini sekiz şiddetindeki deprem alanına çevirdi. Halkın demokrasi talebine, katliam ve yıkımla karşılık verdi. Ülkeyi yangın yerine çevirdi. Emperyalist İran ve Rusya’dan yardım istedi. DAEŞ, YPG, Hizbullah gibi eli kanlı terör gruplarından destek aldı ve alıyor. Emperyalist ülkeler Suriye’de. Dün okyanuslarda denedikleri silahları, füzeleri bugün Suriye topraklarında, Halep’te, Şam’da, Hama’da, Humus’ta Suriyeli kardeşlerimizin başında deniyorlar.

Bütün bunlardan sonra Suriye Beşşar’a kalsa ne olur? Her tarafı yakıp yıkılmış, dahası Suriyeli üç yüz binden fazla insan, çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden öldürülmüş, sekiz milyon insan mülteci durumuna düşmüş, bunca yuvalar sönmüş iken, Suriye senin olsa ne çıkar be hain Beşşar! Kaldı ki,  emperyalistlerin elini Suriye’den çekeceğini mi sanıyorsun? Asla. İşte Irak ve İşte Libya. Çünkü emperyalistlerin bütün planları İslam coğrafyası üzerinedir. Müslüman ülkelerin başına her daim bir kukla diktatör getirirler. Ya onu azdırarak müdahale ederler Saddam gibi, veyahut davet ettirerek müdahale ederler, Beşşar gibi.

Ey Müslümanlar!

Bu kötü durumdan kurtulmak mı istiyorsunuz? İşte kurtuluş yolu: Ayet ve hadislerin uyarılarına riayet ediniz. Yaşadıklarınızdan ders alınız. Birlik ve beraberliğinizi koruyunuz. Sakın birbirinizle çekişmeyiniz. Bunlar mı zor, yoksa yaşadıklarınız mı? Karar sizin.

                                                  

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
25Eyl
17Eyl
21Tem

Hemen Anlaşılmalıydı

06Tem

Gidiş nereye?

30Haz

Sonuçların Değerlendirilmesi

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.