YİNE YANLIŞ OLUYOR


            Yaşadığımız coğrafya hep ağır bedel istiyor. Ancak bir, beraber ve güçlü olursak bedel ödemeyiz. Zira fevkalade stratejik bir bölge. Bu nedenle ülkemize göz diken çoktur. İnkârı mümkün olmayan bu gerçeği, tarihimizi, coğrafyamızın dününü araştıran herkes görür.

            Bölgemiz üzerinde emeli ve gözü olan çok ülke var. Üstelik içimizde bunlara uşaklık, yataklık yapan hainler çok. Ülkemizde hain, satılmış hiç eksik olmadı/olmuyor. Dün vardı. Bugün var ve yarın da olacak gibi.Dış şer güçler ve içimizdeki işbirlikçileri var diye biz elimiz kolumuz bağlı mı kalacağız? Hayır,belki de Merhum Üstad Necip Fazıl’ın dediği gibi;

            Düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın.

            Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın.

Dediği gibi bu hainler bizim, daha da kenetlenmemize ve daha dikkatli olmamıza ve daha çok çalışmamıza bir vesiledir. Yeterki strateji hatası yapmayalım ve birliğimizi, dirliğimizi bozmayalım.

            Strateji hatası yapmayalım diyorum ama maalesef yapıyoruz. Osmanlı’nın son döneminden beri terörle mücadelede bu kadar tecrübemize rağmen hala hata yapıyoruz. Mesela PKK’yı yıllarca bir sebep ve bir güvenlik meselesi olarak gördük ve işi güvenlik güçlerine, askere havale ettik. Ama bu yanlıştı. Çünkü PKK bir sebep değil, bir sonuçtu. Bununanalizi yapılıp ona göre yol haritası hazırlanması gerekiyordu. Yerelde destek bulamaması için atılacak adımlarda çok geciktik. Şu an doğru olarak atılan adımlar, ne yazık ki çok zayıf bir karşılık buluyor. Elbette teröriste karşı silahla mücadele edilecek. Bunda zerre kadar tereddüt yoktur ve olamaz da ama bu yalnız başına yetmez. Başka alanlarda da adım atılması gerekirdi. Bunda geç kalındı diyorum. Kaldı ki, PKK’ya karşı ilk zamanlar düzenli orduyla mücadele ettik. Neyse ki bu yanlıştan dönüldü ve profesyonel güçlerle mücadele veriyor ve başarı sağlıyoruz. Allah yar ve yardımcıları olsun.

            Bugün aynı hatayı FETÖ ile mücadelede yaşıyoruz. Yine işi güvenlik güçlerine havale ediyoruz. Siyasette deişi sadece Sayın Cumhurbaşkanımıza havale ettik. Ana Muhalefet nerde? Bürokrasi neyle meşgul? Üniversiteler bu mücadelenin neresinde? Akademisyenlerin bir çalışması var mı? Bir kısım medya bu mücadeleye destek yerine, teröre yandaş değil mi? Teröre karşı topyekûn mücadele vermemiz gerekmez mi? Çünkü ipi başka ülkelerin elinde olan çok farklı bir terör örgütüyle karşı karşıyayız.

Bir defa bu örgüt Allah’la insanımızı kandırdı ve kandırıyor. Özellikle ibadet tabakası Fetullah Gülen’i mehdi ve kâinat imamı olarak kabul ediyor. Onun asla yanılmayacağına ve yanlış yapmayacağına iman etmiş. Hatta Allah’ın onun yanlış yapmasına müsaade etmeyeceğini ve yaptığı her işi Allah Resul’üne sunup onay aldığına inanıyor.

            Böylesine inanan insanları FETÖ belasından devlet eliyle koparmanız çok zor, olsa da zaman alır. Hatta yeraltına çekilirler. Ama bunların, uydurulmuş rüya ve hurafelerle kandırılmasına engel olunabilir. Bu da sahih İslam anlayışını anlatarak, bunların gerçekleri görmesiyle olur.

            İşte bu görev, Diyanet ve görevlilerinin işidir. Maalesef diyanet camiası da işi Sayın Başkana havale etmiş gibi. Aynı zaman da bu iş, İlahiyat Fakültelerinin, akademisyenlerin ve ilahiyatçıların daproblemidir. Görevin yapılmadığı kanaatindeyim. Bu işin sosyolojik boyutu da var.FETÖ Örgütünün ve liderinin gerçek yüzünü gösteren bir araştırma var mı?

Diyanet görevlileri ve ilahiyatçılar,Allah (C.C.)’ın sadece peygamberleri hata ve günahtan koruduğunu, başka hiçbir insana bu korumayı vermediğini ve herkesin suç işleye bileceğini çok açık dille anlatmaları lazım. Böylece kendisine kâinat imamı (kim bu görevi ona vermişse) diyen ve mehdi olduğunu söyleyenin bu iddialarınınbirer saçma olduğunu, onun da hata, günah ve suç işleyebileceğini vurgulamaları gerekir. ElbetteFeto’nunelle tutulur tarafı yokama bağlıları açısından bunları söylüyorum.

Yine rüyalarınbilimsel bir değerinin olmadığını ve insanımızı bağlamayacağını söylemeliler. Ayrıca Allah Resul’ü kimsenin emir eri değil ki,her daim Feto’nunyanında olsun ve konuşmasını dinlesin. Sadece bu yalan ve iftira bile, bu adamın ne büyük bir yalancı olduğunu göstermeye yeter de artar bile.

            Televizyonda boy gösteren akademisyenler, hoca efendiler bu konuları sık sık dile getirmeniz gerekmez mi? Bunanlar itikat ve iman meselesidir, ihmale gelmez. Bu millete siz doğruyu öğretmezseniz, hain, kötü niyetli, belki de şizofren biri çıkar ve İslam’ın temel prensiplerine taban tabana zıt bu saçmalıklarla birçok insanıkandırıp kötü emellerine alet eder.

            Hayat boşluk kabul etmez. Sen doldurmazsan, şerir biri gelir doldurur. Bu, bugün Feto’dur, yarın bir başkası olur.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Eyl
21Tem

Hemen Anlaşılmalıydı

06Tem

Gidiş nereye?

30Haz

Sonuçların Değerlendirilmesi

23Haz
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.