Yazık Oldu Elazığspor'a



Lig’de var olma mücadelesi veren Elazığspor, 14. hafta mücadelesinde kendi saha ve seyircisi önünde karşılaştığı İstanbulspor ile 1-1 berabere kalarak haftayı 1 puan ile geçti. Haftalardır küme düşme hattında bulunan bordo beyazlılar, bu maçtan 3 puan ile ayrılmış olsalardı, küme düşme hattının üstünde yer alacak ve ileriki haftalar için ümit vadedecekti. Belki de bu takım kümede kalır hesabı ile takımdan uzak kalan şehri yönetenler, takıma sahip olacaklardı!
Aslında İstanbulspor’a karşı ortaya konan futbol, bu sezon Elazığspor adına oynanan en iyi futbollardan biriydi. 
Bazı futbolcular sakatlıkları bulunduğundan mecburen sahada olmazken, bazı futbolcularda performanslarından ötürü kulübede oturtulmuşlardı. Bu futbolcuların yerine forma şansı bulan genç yetenekler, abilerine ayak uydurmuş ve daha çok koşarak Elazığspor’un rakibi karşısında daha istekli olduğunu göstermişlerdi. 
Osmanlıspor maçında son dakikalarda oyuna dahil edilen genç Murathan’a bu maçta hocası ilk 11’de şans vermişti. Genç oyuncu da bu şansını iyi kullanarak, ileride top tutup, rakibi çabuk karşılayarak defansa yardımcı olurken, takıma alıştıkça hücumda da etkili olacağının sinyalini verdi. Emre’nin yokluğunda solda oynayan Ali Fırat, yine önünde oynayan genç Kadir, zaman zaman hata yapsalar da 90 dakika süre içerisinde görevlerini layık ile yerine getirdiler. (bu arada taraftarın Ali Fırat’a tepkisine de anlam veremedim) Özetle, bu kadar sıkıntı içerisinde bulunan takım, İstanbulspor karşısında Kadir Bekmezci’nin yapmış olduğu hata dışında (bu hata 2 puana neden oldu) fazla hata yapmadı ve aksine çok iyi bir futbol ortaya koyarak taraftarını memnun etti. Bu güzel futbolu birde galibiyet ile süsleye bilselerdi harika bir sonuç olacaktı fakat olmadı ve sonuçta Elazığspor’a yazık oldu.

Durum ortada iken kaybedilen 2 puan için suçlu ya da suçsuz aramak artık bana göre mantıklı gelmiyor. Çünkü; bu kayıp da şehrin tamamı suçlu!

Sezon başından beri haykırıyoruz “bu takıma şehir olarak sahip çıkmalıyız” diye. Ama başta bizi yönetenler olmak üzere, maalesef taraftarda takımı terk etti. Elazığ Atatürk Stadyumunda yıkımdan önce son maçımızı oynayacağız “Allah için gelin takıma destek olun” diye haykırıyoruz, maalesef tribünler yine boş. Her fırsatta bordo beyaz atkıyı omuzlarına takarak siyaset yapan iktidar partisinin vekilleri, maalesef ortada yok. Büyük ümitler bağladığımız belediye başkanımız da sezon başından beri yok. Böyle bir ortamda kalkıp ta biz sahada suçlu mu arayacağız?
Taraftar stadyumu doldurup hakemi ve rakip takımı baskı altına almazken biz kalkıp ta hatalı düdük çalan hakeme mi isyan edeceğiz? Yoksa aylardır emeğinin karşılığını alamayan futbolcular bir hata yaptıklarında futbolculara mı isyan edeceğiz? Ya da yine bırakın aylardır emeğinin karşılığını almayı, takımı için her türlü fedakârlığı yapan teknik heyeti mi eleştireceğiz?

Her şeyi geçtim sabah kahvaltısı çıkmayan, elektrikleri kesik olan, kaloriferi yarım yamalak yanan, hocasını rakip maçları izlemeye gönderemeyen, altyapı takımlarını günü birlik deplasmanlara rica minnet ile gönderen bir kulüpte, kulübü bu hale koyanlardan başka kimi eleştirelim?

Hani kulübü bu hale koyanlar takıma sahip çıkacaklardı? 
 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
10Ara

Sahipsiz Elazığspor!

04Ara

Yazık Oldu Elazığspor'a

27Kas

Çıldırtan Elazığspor!

12Kas

Bir de yönetim olsa!

05Kas

Ben kimseye söz vermedim!

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.