Eski evlerimiz


Ne hoştu, eski evlerimiz. Bağı bahçası vardı. Nefes alırdık oralarda. Ayaklarımız torpağa değerdi. İki daşı koyup ocah yapar, çalı çırpı yahardıh. Vallahi, patates,Ceviz, isot bile közlerdik. Heç bişe olmasa, iki evlek maydonosumuz, nanemiz olurdu. Gavurmamızı teştlerde, gazanlarda burada yaparduh. Çağaların hareket alanlarıydı. Gurtlar, guşlar, böcükler buralarda mekân tutarlardı. İki üç ağacımız olurdu. Fişnemiz, Eriğimiz, Tudumuz vardı. Hatta Kirazımız bilem vardı. Ağaçlarımız Kölgelik olurlardı. Yahu, bu bahçalarda dıngılafistik bile atarduh. Yır sölerdük. Analarımız, babalarımız, zuvah kapısının önünde çömelip oturur horata ederlerdi. Özledik o günleri. Şimdi de oldu? Her yer beton yığınına döndü. Değil nefes almak, yürümek bile zor hale geldi. Neydi bizi böyle çoh katlı apartmanlara yönelten? Kim getirdi bu icadı? Bahçeli evlerimiz gitti, ruhumuz yok oldu. Mahallenin bahçası gitti, adı kaldı. Komşuluk, yardımlaşma, birbirlerinin dertleri ile hemhal olma, tarihe karıştı. Ne hastalardan, ne de mevtalardan haberimiz olmuyor artık. Oysaki mahallemizde bir hasta olduğunda herkes bir tas çorba ile ziyarete giderdi. Cenaze olduğunda, bir hafta on gün radyo açılmaz,  
Yüksek sesle gülünmezdi. Ne yazı ki, Avrupa’ya özenti, değerlerimizi kaybettirdi. Bahçeli bir ev yerine, beş katlı apartman dikip para kazanmaya baktık. Bizim evimiz, en son kat karşılığı verilmişti. Çoh direndik. Ama etrafımızda devasa katlar çıkınca, ciscibıldak, mostra gibi ortada kaldık. Yapacak başka bir şey kalmamıştı. Bu vahşete boyun eğmek zorunda kaldık. Evet. Vahşet diyoruz. Apartmanlara tıhılınca, dertler, hastalıklar, romatizmalar, nefes darlıkları, kireçlenmeler, başımıza musallat olmaya başladı. Zaten gıdalarımız,yediğimiz içtiğimiz şeyler suni,laylondan olunca,hastanelerden çıkamaz olduk.Kelle paçayı,Bumbarı,Kellecoşu,İşkembe çorbasını, öcü gibi gören yeni yetmeler ortaya çıkınca,millet gücünü kuvvetini de kaybetti.Özümüzü, sözümüzü, sağlığımızı kaybettik.Şeherlerden vazgeçtik.Köyler bile beton yığınlarına dönmeye başladı.Bu sizce modernleşme mi?Çağdaşlık mı?Eskiden apartmanlarımız yoktu.Cep telefonumuz,televizyonumuz yohtu.Gençlerimiz yırtık pantol giymezdi!Çok zengin de değildik.Ama mutluyduk.Küçücük şeylerden mutlu olurduk.Ev halkından herkes çalışırdı.Üretirdik kısaca.Şimdiki nesil üretmiyor.Acımasızca tüketiyor.Yılda bir cep telefonu değiştiriyor.Onlara göre,en önemli şeylerden birisi de, gılıh gılafet.Varını yoğunu,gıyafete verir oldu gençler.Pozina yapacaklar zahar!.Baba çıha.Gılığıza,Gılafetize sizin.Okuyun.Çalışın.Memlekete faydalı insan olun.Ülkemizi ele güne muhtaç durumdan kurtarın.Yatmayın.Ekin,biçin üretin.Yeni icatlar yapın.
Yazımızı, rahmetli anamın köylüsü, Hoğulu, rahmetli Şeref Tan hocamızın sözleriyle noktalayalım:
Sesi çıhmi, gırnatanın lal olmuş,
Bilmim ki, bizlere nasıl hal olmuş?
Bağlar Hoban olmuş, tarla yol olmuş,
Derdim boğazımı tıhi yav gakgom.
Allah(c.c) yar ve yardımcınız olsun. Üzüz ağ olsun. Allaha(c.c) Emanet olunuz.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Kas

Eski evlerimiz

13Ekm

Böyük Abe, Bünyamin

26Tem

Okkoşh!

15May

Vefalı Elazığlı

08Oca

Kavurma!

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.