GILLI GAR!


 Yağız Atı sal dayı, tarladaki gazuhtan 

 Eski dadlar galmamış, sevgili Elazığ’dan

 Tefo, ibo ,gakkom gil, hepsi hatıra oldu

Bülbül sesi kesilmiş, Şorşor’daki o bağdan.

                     Yazımıza, Rahmetli Hoğu’lu şair, Şeref TAN hocamızın bir dörtlüğü ile başladık. Yine Şeref hocanın, başka bir şiiri ile devam edelim:

Sesi çıhmi gırnatanın lal olmuş,

Bilmim ki bizlere nasıl hal olmuş?

Bağlar hoban olmuş, tarla yol olmuş,

Derdim boğazımı, tıhi yav gakgom

              İşin özü, eski dadlar galmamış. Bu günkü konumuz kar ile ilgili. Bizim Mamo küvrenin(Mehmet Sezer) anası, diyezemiz,”Ula Mamo. O ne gader sıkı geymişsin.Gıllı gar mı yaği” deyince,bizim de aklımıza eski karlar geldi.Hey gidi hey.Ne karlardı.Şimdikilere rahmet ohurdu.Burnumuzdan ahan hırnik,ağzımızdan ahan şorik donardı.Talebeler,Vali bey okulu bir gün tatil etsin diye beklemezlerdi.Zaten okullar tatil olsa bile,nasıl duyuracaklardı ki?Telefon yok.Televizyon yok.Bir tek Radyo var.Hangi birine ulaşsın ki.Tıpış,tıpış, o garda gışta ,okula yayan giderdik.Okulun tatil olduğunu, orada öğrenirdik.Tatil dedi isek,öyle bir iki gün değil.İster inanın,ister inanmayın.Tam 15 gün kar tatili olduğunu biliriz. Diyeze gıllı gar deyince. Bizim Mamo,”Abe, Ölen rehmet. Bu garı anladıh da, gıllısı nasıl oli” diye sorunca, meselenin derinine inmeye karar verdik. Benim anam da gıllı gar mı yağmış, lafının çoh kullanırdı. Bizim evde hala kullanılır. Çoğumuz bu gıllı garı bilmeyiz. Telefonu açtım. Anama sordum. Allah ‘c.c) uzun ömür versin. Dediklerinin aynısını aktarıyorum.”Kar çok yağar. Ayaz olur. Üzerine bir daha yağar. Eyice donar. Çortunlardan buzlar sarkar. Öyle bir savuh olur ki, kulaklarınız düşer, Burnun eline gelir. İşte bu gıllı gardır”

                  Şimdi, Yıldızlar Otomotiv sahabı, Halis Yıldız gakgo, bu yazıyı ohuyunca,”Elin öpmüşüm abe. Yalnızca gıllı gar mı galmadı?Heç bi şe galmadı.Elin öpem.Ben göçecem bu memleketten” diyecektir.Canı sağ olsun.Gakgonun canını çoh sıhiler.Gakgo üzün güle.Sen gine de terk etme memleketi.Her ne olursa olsun,bizim Aziz şeherimiz hepisinden eyidir.Bir tek kusurumuz var.Vekil ,başkan temsilci seçmesini bilmik.Ele del mi?

                 Eski kışlar çoh zaplı geçerdi. Genelde, dışarıda çalışanlar deri gocuk giyerdi. Herkesin ayağında çızma olurdu. Çizme golay ,golay kaymadığı için tercih edilirdi.İçleri de astarlı olurdu.Çorap mı?Öyle laylon çorap kullanılmazdı.Elde,anamızın tohuduğu yün çorapları giyerdik.Ne hoş sıcak tutardı.Evde sobamız vardı.O gıllı garda debelenip,kızak gayıp,her tarafımız buz kestikten,ıslandıktan sonra,nar gibi gızarmış sobanın başına geçerdik.Birez sonra da tapiklemeye başlardık.Çağalık halı işte.Analarımız,”Vula ne itiz azmış.Bu garda gışta.Zatürre olacaksız.Babaza ne diyecem.Torpah başıma” diyerek hayıflanırlardı.

              Tabi k gıllı garın da kefli tarafları vardı.Her yer buz tuttuğundan, kızak gayardık.Çortunlardan sarkan buzlarla,kovboyculuk oynardık.Hey gidi günler hey..Yazımıza rahmetli Şair, Şeref Tan hoca ile başladık. İsterseniz yine onunla bitirelim.

Tehernebi-yi ceng almış, hemin nişan düşmeden.

Kıtkıtı’nın cer cıngılı dada geli neşeden,

Öküzgözü, çıtma çalip, gel, gel edi şüşeden,

Bir fettan zivrine girip, kıldı mestan Hoğuyu .

        Allah(c.c) yar ve yardımcınız olsun. Allah’a (c.c)emanet olunuz.

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
26Tem

Okkoşh!

15May

Vefalı Elazığlı

08Oca

Kavurma!

30Ekm

MASTARSPOR

21Ağs

NEREDEN NEREYE!

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.