HEY GİDİ GÜNLER HEYYY


Eskiden, yokluk, yoksulluk vardı. Hiç bir şey lüks değildi. Beslenmeden, giyeceğe kadar her şey ilkeldi. Elektronik eşya desen, hak getire. Kocaman kasalı, tahta sandık gibi radyolarımız vardı. Buzdolabımızı bile yoktu. İnanmıyor musunuz? Arabaların emniyet kemeri, kafalıkları ve kesinlikle hava yastıkları yoktu. Arka koltuk tehlikeli değil de eğlenceliydi. Kaloriferleri iyi ısıtmazdı. Yanlış anlamayınız. Evlerin değil. Otomobillerin. Eskiden hangi evde Kalorifer vardı ki? Elektrik olmayan yerde, kalorifer mi olurdu? Sobanın suyu mu çıkmıştı? Elektrik sobası nasıl bir şeydi, kimse bilmezdi. Bebek yatakları ve oyuncaklar renkliydi. Çoğu tahtadandı. Ya da en azından kurşunlu, muhtelif zehirli maddeler ile boyanmıştı. Çağaları Allah(C.C) koruyordu. Yan,i Allah’a (c.c)emanettiniz.Kasksız bisiklete biniliyordu. Steril su şişelerinden değil de, bahçe hortumundan ya da mahalledeki çeşmelerden su içiliyordu... Oyun oynamaya çıkmanın tek şartı, hava kararmadan önce eve dönmekti. Çünkü yerler mühürlenirdi. Öyle kandırırlardı bizleri. Cep telefonu yoktu ve hiç kimse nerelerde gezdiğimizi bilmiyordu. Okul öğlen bitiyordu... Ve öğlen yemeği için evimize geliyorduk.- Bir sürü yaramız, kırılmış kemiğimiz ve kırılmış dişimiz vardı, fakat hiçbir zaman birileri bu yüzden mahkemeye verilmiyordu. Hoca yani öğretmen senin kulağını yaralamış, gözünü patlatmış, morartmış hiç mesele değildi. Sıradan günlük adi vakalardandı. Ana ,baba, asla ve kata öğretmeni şikayet etmezlerdi..Bolca tatlılar ve tereyağlı ekmekler yiyorduk ve gerçek şekerli içecekler içiyorduk ve hiç kilo sorunumuz olmazdı. Çünkü hep dışarıda oynardık. Aktif olarak...

                                      SUNİLİK YOKTU

                   Her şey tabiydi. Hormon, kimyasal karışım, hile hurda yoktu. Zira insanlar, Allah’tan(c.c) korkarlar, kimsenin gıdasıyla, yiyeceği içeceği ile oynamazlardı. Kola, cips, ketçap, mayonez gibi öldürücü katkılar yoktu. En babasından, domates ya da biber salçası işimizi görüyordu. Dört çocuk bir limonatayı paylaşabiliyorduk... Aynı bardaktan içebiliyorduk ve kimse bu yüzden ölmüyordu. Playstation, Nintendo 64, X boxes, Vídeo oyunlarımız, 99 kablolu kanalımız, Dolby surround, Cep telefonumuz, Bilgisayarımız, Internet de Chat odalarımız yoktu. Onun yerine capcanlı arkadaşlarımız vardı. Bankanın yolu bilinmezdi. Niye bilinsin ki? Kimsenin oralarda işi olmazdı. Kredi kartı Türkiye’ye gelmemişti. Ne güzel günlerdi. Paranız yoksa Bakkal Mahmut Dede’den borç alırdınız. Veresiye defterinize, Elden diye yazılırdı.
Yürüyerek veya bisiklet ile uzakta oturan arkadaşlarımızı ziyaret edebiliyorduk. Kapılarını çalıp, hatta çalmayarak içeri girip, onları oyun oynamaya çağırabiliyorduk! Tek kale üzerine maç yapardık. 12 de haftaym, yirmi dörtte biterdi. Ve birisi, takıma alınmadığında psikolojik travma oluşmuyordu. Ya da dünyanın sonu gelmiyordu. Bazı öğrenciler, diğer öğrenciler gibi başarılı değildi ve sınıfta kalabiliyordu. Fakat bu yüzden kimse Psikologa ya da Pedagoga gönderilmiyordu. Kimsede Dislexia, konsantrasyon sorunu veya hiperaktivite yoktu. Sınıfta kalan, çift dikiş yaparak, basitçe o okul yılını tekrarlıyordu. Olanak, olasılık, sorun gibi Türkçemizi bozan uydurukça kelimeler de henüz türetilmemişti. Birbirimizle çok güzel anlaşırdık. Türkçemiz bozulmamıştı. Herkes aynı dili konuşurdu. Şimdiki yeni yetmeler, bizim yaşama şeklimizi sıkıcı bulacaklardır, Canları sağ olsun. Fakat bizler çok güzel ve mutlu yaşadık. Peki, bu kadar olumsuzluğa rağmen nasıl oldu da hayatta kalmayı başarabildik. . Özgürlüğümüz, üzüntülerimiz, başarılarımız, görevlerimiz vardı. Ve bunlar ile yaşamayı öğreniyorduk. Nasıl oldu da, bütün bunlara rağmen çoğu şeyi başardık? Şerbetli miydik? Evet. Şerbetliydik. Zira mis gibi şerbet içerdik. Şimdikilere Şerbet deseniz, böğğ derler. Evet, dışarıda, o acımasız, korkunç dünyada! Korumamız olmadan! Nasıl mümkün oluyordu bu? Ve daha da önemlisi kendi kişiliğimizi bu şartlar altında nasıl oldu da geliştirebildik? Okuduk. Tahsil yaptık. Şimdi çocuklarımıza, yapmayın, yemeyin, dediklerimizin en alasını bizler yaptık. Yedik. Hem başarılı olduk hem de sağlıklı.

          Allah (C.C)yar ve yardımcınız olsun. Allah’a(C.C) emanet olunuz.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
26Tem

Okkoşh!

15May

Vefalı Elazığlı

08Oca

Kavurma!

30Ekm

MASTARSPOR

21Ağs

NEREDEN NEREYE!

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.