KELLE PAÇA, BUMBAR!


 Memleket kan gölüne döndü, siz yemek işlerinden söz ediyorsunuz diyebilirsiniz. Canınız sağ olsun. Bilindiği üzere biz, eski günleri yazıyoruz. Hali hazırda yaşananları, zaten yazanlar yazıyor. Hazır söz açılmışken, birkaç kelam edelim bari. Açılımın böyle sonuçlar doğuracağını yıllarca söyledik durduk. Kandan besleniyorlar. Barış istemiyorlar diyerek, bizleri tu-kaka ettiler. Biz ne dedik? Terörle müzakere edilmez. Mücadele edilir, vesselam. Neyse konumuza gelelim. Her gün televizyonlarda, yiyecek içeceklerimize yapılan hileleri görüyoruz. Ne yiyeceğimize, kime güveneceğimize karar veremiyoruz. At, eşek eti bile yediriyorlar. Eski günlerdeki beslenme şeklimizi hatırlayınca, ah edip duruyoruz. Şimdiki çağalar bi tevür. Tost, sandviç, hamburger gibi, ne olduğu belli olmayan yiyeceklere tutuldular. Bizim, atalarımızdan gelen, yiyecek içecek geleneklerimizi hor görüyorlar. Hele sakatatı, asla ve kat’a eve sokmazlar. Lafını bile ettirtmezler. Bu yüzden çürük bir nesil yetişti. Rüzgâr esse etkilenecek çocuklarımız. Bu yüzden hastaneler dolup taşıyor. Hastalıklar arttı. Hiç duyup bilmediğimiz hastalıklar peydahlandı. Allahtan cesaretli bir hemşerimiz çıkıp, şimdiye kadar, yanlış bildiklerimizin çöpe atılmasını sağladı. Et yemeyin. Yağ yemeyin. Yumurta yemeyin. Süt içmeyin diyerek bizi kuruttular. Uyuttular. Futbol oynadığımız yıllarda, su bile içirtmediler. Varsa yok limon. İçimiz yanmış. Susuzluktan gebermişiz. Yasak hemşerim. Şimdi, futbol müsabakalarında su molası veriliyor. Yazık olmuş gençliğimize diye hayıflanıyoruz. Canan Karatay hemşerimiz, bizim eskiden yediklerimizin zararsız olduğunu, esas beslenme şeklinin böyle olması gerektiğini anlatıp duruyor.

                                            YAĞLI YİYİN

                  Sayın Hocamız, tereyağı, zeytinyağı gibi yağların tüketilmesi gerektiğini anlatıyor. Zaten eskiden başka yağ mı vardı? Ayçiçeği yağını, yıllar sonragördük. Bizim esas yağımız kavurma idi. Onunla büyüdük. Kasaplar Çarşısından pişmiş kelle alır afiyetle götürdük. O zamanki çağalar, bu gibi şeyleri çok severlerdi. Rahmetli İbo Dayım, şehere üzüm götürürdü. Dönüşünü dört gözle beklerdik. Zira gelirken, bize, işkembe, kelle, paça getirirdi. Rahmetli Zeynap ninem, akşamdan yıkar, beroşa doldurur, altını da hortutlarla besler ve dibini yakardı. Sabaha kadar pişen bu karışımı, güneş doğduğunda kahvaltı yerine yerdik. Kemiklerimiz gelişirdi. Beynimizi güçlendirirdik. Keza eskiden kahvaltı yoktu. Sabahları çorba içerdik. Ne güzel, mis gibi olurdu. Ciğer sote. Arnavut ciğeri. Beyin salatası. Bumbar. Vazgeçilmezlerimiz arasındaydı. Ya kıkırdağa ne demeli? Mübarek kahvaltıda ne güzel giderdi.

                Anlayacağınız hep birlikte suni yiyeceklerle besleniyoruz. Evde, sütten yaptığımız mis gibi yoğurdu tüketeceğimize, hazır, kimyasallarla katkılı yoğurtlara itibar ediyoruz. Tabi ki ondan sonra da hastalıktan kurtulamıyoruz. Siz siz olun. Geleneksel beslenmemizden vazgeçmeyin. Dedelerimizin, babalarımızın, ninelerimizin ne kadar güçlü, sağlam ve uzun yaşadıklarını bir düşünün. Amma ve lakin hareketten de vazgeçmeyin. Yanlış anlaşılmasın. Hareket dedi isek, siyasi yöne çekilmesin. Eksersizden Bahsediyoruz. Her şeyi ölçülü şekilde tüketebilirsiniz. Hazır gıdalara, asla ve kat’a yaklaşmayınız. Parola şu olmalıdır.” Lokmalar azaltın. Adımları çoğaltın”.

                        Allah (C:C) yar ve yardımcınız olsun. Allaha(C:C) emanet olunuz.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
13Ekm

Böyük Abe, Bünyamin

26Tem

Okkoşh!

15May

Vefalı Elazığlı

08Oca

Kavurma!

30Ekm

MASTARSPOR

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.