SAAT!


              Günümüzde saatin pek önemi kalmadı. Ancak bizim gibi eski kuşak, gerek cep telefonunda ve gerekse bilgisayarlarda, saat olmasına rağmen kolumuzda saat olmadan yapamıyoruz. Eskiden sünnet çocuklarına alınan en büyük hediye, saatti. Hatta kirveler genelde sünnet olan çocuklara saat hediye ederlerdi. Askerlik fotoğrafı çektirilerken, saatin görülmesi için çaba sarf edilirdi. Saati olan havalı olurdu. Evlerimizde, guguklu, duvar saatleri bulunurdu. Tabi ki o zaman en büyük eğlence aracımız Radyo idi. Radyolar saat başı saat ayarı verirlerdi.” Burası Uzun dalga Ankara radyosu. Şimdi memleket saat ayarı veriyoruz. Dınık, dınk, dınk. Saat 15.00”.İlk saatimizi sünnetimizde takmıştık. Bizim için çok büyük bir olaydı. Saat sahibi olmuştuk. Babalarımızın, dedelerimizin Serkisof marka köstekli saatleri olurdu. Demiryolu amblemli. Arkasında Lokomotif çıkarması vardı. Zincirle, sakoya, ya da pantolona takılırdı. Evlerimizde ise masa üstlerinde çıngıraklı saatler bulunurdu. Kurduğunuzda, cır, cır öterlerdi. Daha sonra, yaz aylarında çalışmaya başladığımızda, ilk maaşımızla yeni bir saat almıştık.19 yaşlarında. Markası Vetur’du. Yüz altmış liraya almıştık. Zaten o zaman Hıslon,Vetur gibi markalar vardı.Şimdi 700 bin dolarlık hediye saatleri duyunca,dudağımız uçukluyor.

          Başta da dedik ya, herkeste saat bulunmazdı. Millet ,yolda izde birbirlerinden saati sorardı. Hatta o zaman dillerde pelesenk olan bir hikâye anlatılırdı. Hamal’a adamın birisi sormuş,”Hamal efendi saat kaç?”.Hamal da cevap vermiş,”80”.Adam kızmış.”Hamal efendi, hamal efendi. Saat 80 olur mu?”Hamal da cevabı yetiştirmiş.”Eşek efendi.Eşek efendi. Hamalda saat olur mu?”

         Allah (c.c)uzun ömür versin. Anam bu saat konusunda çok şikâyetçiydi. Evdeki bütün saatleri bozardık. Zembereğini alır. Naylon arabalara takar, sonra kurar yürütürdük. Çağalıh halı işte. Oyuncağımız olmadığı için, bizler bir şeyler yapıp oyuncak haline getirirdik. Doğudaki vilayetlere, deplasmana gittiğimizde. Siirt, Urfa, Antep gibi vilayetlerden kaçak saatler alırdık. Orada saatler kilo ile satılırdı. Tel maşa dedikleri saatler. Ancak iki gün çalışır sonra da su koy verirlerdi. Bankalar caddesinde Yusuf Saatçi vardı. Eski topçulardan. Saatlerimizi o tamir ederdi. Eskiden kundura imalatçısı ne kadar çok ise, saat tamircisi de o kadar çoktu. Artık saatler eskisi gibi kullanılmıyor. Haliyle de tamir de görmüyor. Bizim zamanımızda bütün saatler kurmalıydı. Şimdilerde, pilli, kendi başına kurulan saatler var.

      Hey gidi günler hey diye boşuna söylemiyoruz.Eskiden her şeyin dadı vardı.Eski dadlar galmadı gakgolar.Şairin dediği gibi.,”Eski dadlar kalmamış sevgili Elazığ’da”.Yalnız Elazığ’da mı?Memleketin her yerinde.Nüfus arttı.İstekler değişti.Faiz düzeni insanları sömürmeye devam ediyor.Her şeyden önce,Mahallemizdeki Bakkal amcamız tarihe karıştı.Yerini Kocaman AVM ler aldı.Oysa ki ne hoştu bakkallarımız.Veresiye defterimiz.Elden aldığımız paraların deftere ”elden “diye yazılması.Faiz yok.Zorlama yok.Sıkışan hemen Bakkal amcaya koşardı.Şimdi karta sarılıyor.Sonra da işin içinden çıkamıyor.

                 Saatten başladık. Nerelere geldik. Hey gidi günler heyyy diyerek sözü noktalayalım. Allah(c.c) yar ve yardımcınız olsun. Allaha(c.c) emanet olunuz.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
26Tem

Okkoşh!

15May

Vefalı Elazığlı

08Oca

Kavurma!

30Ekm

MASTARSPOR

21Ağs

NEREDEN NEREYE!

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.