Eğitimdeki bakış açılarımız


Çocukların hiçbir sorununun konuşulmadığı ve adına çocuk bayramı dediğimiz, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayacağımız bu günlerde, insan toplumlarının gelişimi, geleceği ve çocuğa bakış açısı nasıl olmalıdır?
Şiddetle ihtiyaç duyduğumuz en önemli konu geleceğimiz, teminatımız ve en değerli varlıklarımız çocukların eğitimidir. Ana babaların ve öğretmenlerin çocukları yetiştirirken nasıl davranmaları gerektiği konularında en az konuştuğumuz konuda ne yazık ki çocuklarla ilgil konulardır ve bu bir gerçektir. Böyle önemli bir konu ile ilgili bir tv programı, bir konferans, bir beyanat vs. var mı?!.. Doğrusu şahsım adına olursa şaşarım ve sözlerimi geri alırım!
Mevcut toplumsal yapının ve insanlığın her yönüyle dönüşüm geçirmesinin kaçınılmaz olduğu günümüz dünyasında eğitim sanatını sahipleri, öncüleri eğitimciler ve dolaylı olarak ebeveynler, “Nasıl yetiştirelim, nasıl eğitelim, neler öğretelim ve nasıl öğretelimden çok; çocuk neyi yapmak ister, nasıl büyümek ister, ne öğrenmek ister, nasıl öğrenmek ister? Sorularının cevaplarını bilmeleri lazımdır. "Bilim ve teknolojinin hızla geliştiği, insanların da ters bir orantı ile cehaletin karanlıklarına sürüklendiği bir dünyadayız. Eğitim Öğretimdeki modüler düşüncelerimiz ve geleceğe ait vizyonumuz köhnemiş, bayatlamış, lağım çukuru fikirlerin üstesinden gelebilecek mi?"
Osho; “ Çocukların anne baba, politikacı, din adamı ve bazı yetersiz öğretmenler tarafından çirkin şekillerde koşullandırıldığı, yaratıcılıklarının yok edildiği, söz dinleyen itaatkâr ve kurumsallaşmış olan topluma uyum sağlayacak şekilde sakatlayarak yetiştirildiğini söylemektedir. Büyükler boyun eğen çocukları sever ve unutma ki boyun eğen çocuklar en aptal olandır. Başkaldıran çocuk ise zeki olandır ama ona saygı duyulmaz ya da o sevilmez, toplum ona saygı göstermez; o kötülenir. Ben ise senin çocuklarına saygı duymanı isterim.” Demektedir.
Birsen ÖZKAN da; “ Eskiden evde çocuklar, okulda öğrenciler ‘ Hişşt’ demesiyle susarlardı. Şimdi artık böyle olmuyor ve aslında iyi ki de olmuyor. “ derken Sümer çocuğuna seslenen bir anne ya da babaya ait ve Sümerlerden kalma bir tabletten alınmış olan şu sözleri ile hiçbir şeyin değişmediğinden de yakınıyor. ‘Artık büyü, okula git, oku. Sokaklarda dolaşma. Sen bütün gün bana eziyet ediyorsun. Sabah akşam eğlence uğruna zamanını boşa harcıyorsun…’ Yaklaşık 4 bin yıl önce söylenmiş sözlerin güncelliğinden hiçbir şey kaybetmemiş olması ne şaşırtıcı, öyle değil mi? Her şey hızla değişiyor ama çocuk eğitimi binlerce yıldır hep aynı! Böylece çocuk ergenlik çağına geldiği zaman ortaya çıkan aile içi sorunlar, dünyanın her yerinde aynı şekilde yaşanmaya devam ediyor.” Diyor.
Jan Tober ve Lee Carrll ise; “Çocuklar -dünyayı değiştirmek üzere- yeni bir bilinç ve enerji ile gelen bilge varlıklardır.” Demektedirler. ” Çocuklar henüz donmamış beton gibidir; üzerlerine ne düşerse sonsuza dek izi kalır.” Diyan H. Jinott, gelecek ile ilgili bizleri uyarmaktadır. 18 yaşında çocuklarımızın hayata hazır olmasını isteyen şimdiden harekete geçmelidir diyen bir çok eğitimci, yazar ve düşünür var ve onlar aynı sözleri söylemektedirler;. “Gelecek eğitimle gelecek.” tezi ile çocuklarımızı geleceğe taşırken 18-20 yıl sonra oluşa bilecek ortamlar hakkında bir öngörümüz, bir planlanlamamız var mı? (OECD ve PİZZA’nın eğitim ile ilgi raporlarını sunmaktan imtina ettim; çünkü üzüntü duymaktayım.)
Bu nedenle eğitim; millî, ahlakî, bilimsel ve nihayi hedef olarak da evrensel olmalıdır. Doğan Cüceloğlu’ da; bir insanın psikolojik ve sosyal varlık olarak, var olabilmesi için altı temel tanıklık boyutu olduğundan bahseder. Bunlar, ait olma, önemsenme, kabul edilme, değerli görülme, güvenilme ve sevilmeye lâyık görülme olarak sıralar.  Çocuklarımız da her türlü, değerli ortamlarda yaşamaya, sevilmeye, saygı görmeye ve tercihlerinin dikkate alınması hakkı vardır. 
Vaktiyle Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali YÜCEL’in Köy Enstitülerinden sorumlu ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı TONGUÇ, Köy Enstitülerinin açılışında; “Anadolu dağlarında, ovalarında kendi kendine solan çiçekler bırakmayacağız.” demişti. Acaba o günden bugüne kaç çiçek soldu kaçı yaşam sürecine değerler katarak kendini ifade edip yaşaya bildi kim bilir? Mustafa Kemal Atatürk’ de; “Eğitimde kaybedilecek tek fert bile yoktur.” Kaç fert kaybedildi, kaç fert kurtuldu acaba? Ulusal Egemenlik ve –Çocuk Bayramı- Kutlu Olsun! Saygılarımla 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
22Eyl

Özgüven ve Özdisiplin

08Eyl
24Ağs

Nasıl bir öğretmen?

10Ağs
07Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.