HAKİKATİ KONUŞMAK


“Ne garip… Çocukken yarın neler oynayabiliriz diye düşünürdük, Şimdiyse, yarın hayat bize neler oynayacak diye düşünüyoruz. Geçmişin tehlikesi köle olmaktı; geleceğin ise, robot olmak.” EricFromm 
 
 
     Hz. Ali diyor ki; ”Ben her bildiğimi her yerde söyleseydim, din adına beni dinsizlikle suçlayabilirlerdi. Çünkü hakikati kabullenmek zordur.” 
     Mustafa Kemal ATATÜRK’te ;Hakikatten ayrılmayınız, felaket getirsin, saadet getirsin. Her daim hakikatin yanında olunuz.” Demiştir.
          “Hakikatin ışığı acımasızdır.” Öyle keskin bir bir ışık ki, her göz ona bakmaya tahammül edemez. “  Körleşmiş ve sağırlaşmış belleklerle hakikat konuşulmaz. Ancak zamanın ruhunu anlayanlar hakikatin sırrına erebilirler…
 Sevgi ve övgü dolu sözler ile mi konuşacağız, yoksa yergi ile mi? Hepimiz, muhakkak ki bir taraftayız, siyasi ve ya diğer farklı paradigmalarımız olabilir.  Ancak, tarafgirlik, hakikati boğmamalı. 
Rahatsız eden gerçekleri mi konuşalım, yoksa mutlu eden ve aldatan yalanlarla mı konuşalım…?
     Anlamsızlığın gölgesi yüreğimize düşmeden önce, şu günün ışıltıları hatırına bir kez daha düşünelim…
Kabalığın çirkinliğin, güvensizliğin ve kendi benliğinin kulluğundan kurtulup, hakikatlerin kulu olmaktır düsturumuz. Med- cezir gibi gidip gelen afaki duygularla hakikat bulunur mu…?!
     En iyi kişi kendisinden çok ait olduğu beşeri toplumu düşünen, onun varlığının ve mutluluğunun korunmasına kendini adayan insandır. “İnsan olmanın erdemine yücelmek eğitimle mümkündür. Bu nedenle ; “Eğitim işlerinde behemehal muzaffer olmak lazımdır.  Bir milletin hakiki kurtuluşu buna bağlıdır.” Her insanın da kabullendiği ve söylediği tek şey kaliteli bir eğitim ile tüm sorunların çözümlenmesi mümkündür düşüncesidir…
        Tarafgirliğimiz, hakikatin önünde bir engel oluyorsa eğer, işte külliyen kul hakkını sonuna kadar çiğnemişiz demektir.
     Kendi doğrularımızla hareket edip, vazgeçilmez tutkularımız yüzünden başkasını incitme hakkına sahip değiliz. Gerçeği idrak etmek için farklı ihtimalleri göz önünde bulundurmak lazımdır.
     Hayat hakikatini kaybetmek istemiyorsak, insanı insandan ayıran geleneksel ve aslından uzaklaştırılmış kutsallardan kurtularak, insanı insanla buluşturan bilimsel ve evrensel değerleri yaşatmalıyız…
Kişisel öfkemize veya dünya görüşümüze yenilerek başkalarını yok saymak…
     Hoşlanmasak ta sözlerin içine gömülüp fikirler içinde kaybolup, teslim mi olmak… Kendi acizliğimize sığınmış pısırık, kişiliksiz ve başkalarının sözleriyle mi “–ki buna kulaklarıyla düşünmek denir.-“yaşayacağız; yoksa erdemli ve ulvi düşünceler üreterek evrensel değerlere katkıda mı bulunacağız… İnsanlığa hizmet etmede zirvede mi olalım, yoksa, ayaklar altında sürüklenen bir yerde mi olacağız?
      Ürettiğimiz başardığımız kadar insan olduğumuz bilincinde hareketle dünya insanlığına en üst seviyede rehber olup, liderlik mi yapacağız..? Bu karar hepimizindir. Eğer kötü bir gidişata dur diyemiyorsak, bu en önce benimsonrada hepimizin kusurudur.
     Gelecek, bugünden onun için hazır olanlara aittir.” Malcom X Biz geleceğe hazır mıyız? Yetişecek nesillere nasıl bir Türkiye, nasıl bir dünya bırakacağız…
       Sonuç olarak öncelikle işimiz; erdemi ve mutluluğu yaşatmaktır. Geleceğin ışığını ve parlak günlerini hep birlikte yaşamak istiyorsak eğer; her türlü kültürel değerlerimizi bilmek, anlamak, paylaşmak, ders almak zorundayız…  “Görmek isteyenler için yeterince ışık, istemeyenler için yeterince karanlık vardır”B. Pascal
     Yaşama kattığımız değer kadar varız… Tutkularımız ve varoluş ideallerimizdeki kalitedir bize mutluluk veren... Mutluluğun sırrı; bir insanın istediği işi yapmasında değil, yaptığı işi sevmesidir. BARRİE Saygılarımla 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
22Eyl

Özgüven ve Özdisiplin

08Eyl
24Ağs

Nasıl bir öğretmen?

10Ağs
07Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.