SENİ BİLMEK VE ANLAMAK


 SENİ BİLMEK VE ANLAMAK

Sen ki, iki cihanın serveri… 

Sen ki, Kevser Havuzunun sahibi...

Sen ki, bize şefaatçi, kurtarıcı!… 

Zaten sen varsın kurtuluş vadisinin girişinde kollarını bize açan..

Bunu biliyoruz yâ Resulullah,  bilmesine biliyoruz da…

Yine de iflah olmaz bencilliğimize, heva ve heveslerimize mağlup olmuşuz…

Biz ki,  kusurlu nankör ümmetindeniz…

Biz ki, bilmezlerdeniz, senin emir ve emanetlerine yeterince sahip çıkmayanlardanız. Pişmanlık duyanlardanız…

Her şeye rağmen yine de Rabb’imize karşı bizi mahcup etme yâ Resulullah…

Yüzümüz yok lâkin yine de;

Yüce divanda, dergâhta,

Yaratıcının huzurunda hesap verirken de sen bizi terk etme yâ Resulullah.

Ümidimiz sensin, lütfen bizi yalnız bırakma…

Sen ki, “Hikmeti ve güzel ahlakı tamamlamaya geldim.”

Demene rağmen ve üstelik sen ki, güzel ahlak ile hikmeti bize sabırla öğretmene rağmen;

Senin tebliğ ettiğin din “Slm” iken, yani selamet, barış ve huzur iken…

Ne barış kaldı, ne huzur…   

Bu ümmet yine de hayâ etmeden çirkini ve cehaleti tercih etti…

Şu ümmetindeki kargaşa vay yâ; ah, ah  canımıza tak dedi.

Kavga, kan, gözyaşı, yoksulluk, cehalet, cinayet ve cinnet bir türlü bitmedi yâ Resulullah… Yalan dolan aldı başını gidiyor…

Senden sonra olmadık işler bu ümmetin başına getirildi.

Emanet ettiğin güzel ahlak ve hikmetten kaçan kaçana…

Emanet ettiğin Kur’an ve Itretin üzerinden yalan söyleyen söyleyene…

İnkârcılar güruhundan olanlar, ilimden, irfandan kaçanlar ve müşrikler çoğaldıkça çoğaldı…

Ve ne kadar münafık varsa dinin örtüsüne bürünüp, İslam âlemini yüzlerce fırkaya böldüler. Mezhep, cemaat ve din adına örgütler kurarak dinimizin güzelliğini lekelemek için ellerinden geleni yaptılar.

Din adamı, cemaat lideri oldular.

Hatta başımız amir memur oldular.

Senin tanıdığın ve bize özellikle tanıttığın tüm münafıklar senden sonra bu ümmetin başına geçerek inananları birbirine kırdırdılar, birbirine boğazlattılar.

Kirli ağızlarıyla, kirli işler yapıp, senin adına fetva verip, sahtekârların çoğalmasına sebep oldular.

Sadece mevki makam peşinden koşarak hırslarına yenilip, zulüm ettiler, şan şöhret peşinden koşarak, kendi nefislerini düşündüler ve ümmeti bilinmezlere sürüklediler.

Kur’an’ dan hikmeti, sünnetindeki güzel ahlakı unutturdular bize… 

Aklımızı kullanmayı akıl edemedik (Yunus 100)

Sen ki, Kevser Havuzunun sahibi...

Sen ki, bize şefaatçi, kurtarıcı!… 

Biz ki,  kusurlu nankör ümmetindeniz.

Biz ki, bilmezlerdeniz, senin emir ve emanetlerine yeterince sahip çıkmayanlardanız… Pişmanlık duyanlardanız…

Her şeye rağmen yine de Rabb’imize karşı bizi mahcup etme yâ Resulullah…

Kurtuluş vadisinin girişinde kollarını bize aç...

Yüzümüz yok lâkin yine de;

Yüce divanda, dergâhta,

Yaratıcının huzurunda hesap verirken de sen bizi terk etme yâ Resulullah.

Ümidimiz sensin, lütfen bizi yalnız bırakma… Saygılarımla

                        Zeynel Abidin BAŞARAN Final Okulları Sınıf Öğretmeni

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
22Eyl

Özgüven ve Özdisiplin

08Eyl
24Ağs

Nasıl bir öğretmen?

10Ağs
07Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.